Dolayısıyla 1. ve 2. haciz ihbarnameleri davacıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiştir. Üçüncü haciz ihbarnamesi usulüne uygun tebliğ edilmiş ve davacı da işbu tebligat üzerine dava açmıştır. Birinci ve ikinci haciz ihbarnameleri usulüne uygun tebliğ edilmediği için takip borcunun davacı uhdesinde sayılması mümkün görülmemektedir. Nitekim birinci ve ikinci haciz ihbarnameleri usulüne uygun tebliğ edilseydi bu davanın açılmasına dahi gerek kalmadan davacı itiraz hakkını kullanabilecekti. Dolayısıyla davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekliyle hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM; Gerekçesi ve ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, Davacı ...’ın Bursa 2. İcra Müdürlüğünün 2016/... Esas sayılı talep dosyasına gönderilen haciz ihbarnamaleri kaynaklı borçlu olmadığının tespitine, 2-Harçlar Yasası gereğince alınması gereken 59,30.-TL harçtan, peşin olarak alınan 44,40.-TL harçtan mahsubu ile bakiye 14,90....
. - K A R A R - Davacı vekili, davalının davadışı borçlu aleyhine takibe geçip, icra dosyasından müvekkili adına 1. ve 2. haciz ihbarnamesi gönderildiğini, bu nedenle süresi içinde dava açma zarureti doğduğunu, gönderilen haciz ihbarnamelerinin usulüne uygun tebliğ edilmediği, davadışı borçlunun müvekkilinden herhangi bir alacağı olmadığını belirterek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, gönderilen haciz ihbarnamelerinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiğini ve itiraz edilmediği için borcun davacının yedinde sayıldığını, ayrıca davacı ile dava dışı borçlu arasında alacak borç ilişkisi bulunduğunu öne sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur....
- K A R A R - Davacı vekili, davalının dava dışı takip borçlusu ...' ın şirketlerinde olduğu iddia edilen 31.168,10-TL alacağı için 89/1 haciz ihbarnamesi gönderdiğini, bu ihbarnameye süresinde itiraz edilmemesi üzerine ikinci ve üçüncü haciz ihbarnamelerinin gönderildiğini, davacı şirketin dava dışı takip borçlusu ...' ın davacı şirketten bir alacağı olmadığını ileri sürerek davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacıya usulüne uygun olarak haciz ihbarnamelerinin gönderildiğini, davalının süresinde itiraz etmediğini belirterek davanın reddini istemiştir....
İcra Müdürlüğünün 2010/12269 esas sayılı dosyası üzerinden şikayete konu İİK'nun 89/1. maddesine göre gönderilen birinci haciz ihbarnamelerinin sanıklara hangi tarihte tebliğ edildiğini gösteren tebligat parçalarının icra takip dosyası içerisinde bulunmadığı anlaşılmakla, adı geçenlere İİK'nun 89/1. maddesine göre gönderilen haciz ihbarnamelerinin tebliğine ilişkin tebligat parçalarının dosyaya eklenmesi veya hangi tarihte tebliğ yapıldığının tutulacak bir tutanak ile tespiti ile temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmesinin temini için dosyanın Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 22.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi....
aleyhine başlattığı icra takibinde müvekkili şirkete birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerinin gönderildiğini, şirketin bu tebligatları almadığı halde, icra mahkemesince bu konuda yaptıkları şikayetin reddine karar verildiğini, takip alacaklısı ve borçlusu ile hiç bir ticari ilişkileri olmadığını ve tanımadığını ileri sürerek kesinleşen takipten müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir. Davalı ... davaya cevap vermemiştir. Davalı ... Ltd.Şti. vekili, davacının 2.haciz ihbarnamesinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde menfi tespit davası açmadığını , hak düşürücü sürenin kendiliğinden gözetileceğini belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir....
Limited Şirketi’ne söz edildiği gibi bir borcu bulunmadığını, doğmamış ve mevcut bulunmayan hak ve alacaklar üzerine haciz konulamayacağından doğmamış hak ve alacak haczi yönünden itirazda bulunduklarını, belirtilen nedenlerle tüm haciz ihbarnamelerine itiraz ettiklerini, gönderilen tüm haciz ihbarnamelerinde belirtilen borç miktarlarının farklı yazıldığını, belirtilen nedenle ihbarnamelerin geçersiz olduğunu, haciz ihbarnamelerinin usulsüz olarak tebliğ edildiğini, davalı tarafın posta memurlarının hukuku bilmemesinden faydalandığını ve usulsüz tebligatlara rağmen davacı hakkında işlem yapmaya devam ettiğini, 89/1 Birinci haciz ve 89/2 İkinci haciz ihbarnamelerinin tebliğ mazbatalarından da görüleceği gibi posta memurunun bina yöneticisi, bina görevlisi ya da komşularına sormadan şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün sağlayacak şekilde gerekli araştırmayı yapmadan doğrudan muhtara tebliğ edildiğini, yapılan tebliğlerin usulsüz olması nedeniyle tebligatların iptalinin gerektiğini...
O halde yukarıdaki açıklamalar ışığı altında şikayet eden 3. kişiye yapılan tebliğ işlemleri usulsüz olduğundan Usule aykırı tebliğin hükmü ise 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 32.maddesinde ve Tebligat Yönetmeliği'nin 53.maddesinde düzenlenmiş; tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatap tebliğe muttali olmuş ise geçerli sayılıp, muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi olarak kabul edileceği belirtildiğinden 89/1 haciz ihbarnamesi tebliğ tarihinin 7201 sayılı Yasanın 32.maddesi uyarınca muhatabın öğrenme tarihi olarak beyan ettiği tarih olarak düzeltilmesine, usulüne uygun olarak 89/1 haciz ihbarnamesi çıkarılmadan 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnameleri çıkarılamayacağından veya çıkarılırsa bile hükümsüz sayılacaklarından dolayı anılan haciz ihbarnamelerinin iptaline ve hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir....
Mahkemece, davacının kendisine İİK 89. maddesine göre gönderilen haciz, ihbarnamelerinin iptali için icra mahkemesinde dava açtığı bu nedenle menfi tespit davası açmakta hukuki yararı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş hükmün davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 21.06.2011 tarih 2011/7758 E. 2011/8267 K. sayılı ilamı ile ''davacının dava açmakta hukuki yararı bulunduğu'' gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, haciz ihbarnamelerinin icra mahkemesince iptaline karar verildiği ve kararın kesinleştiği, ancak davacının dava açmakta hukuki yararı bulunduğu gerekçesiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacı yararına masraf ve ücreti vekalete karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir....
Sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış olduğunu, bu takip kapsamında, müvekkili şirkete, 13.06.2023 tarihli birinci haciz ihbarnamesi, 24.07.2023 tarihli ikinci haciz ihbarnamesi ve 14.09.2023 tarihli üçüncü haciz ihbarnamesi gönderilmiş olduğunu, bu haciz ihbarnamelerinin üçünde de, Tebligat Kanunu 35. Maddeye göre tebligat yapılmış, bu nedenle müvekkili şirketin haciz ihbarnamelerinden haberi olmadığını, haciz ihbarnamelerinden haberdar olamayan müvekkili şirket süresi içerisinde bu haciz ihbarnamelerine itiraz edemediğinden, müvekkili şirket icra dosyasına borçlu olarak kaydedilmiş olduğunu, müvekkili şirketin, bu haciz ihbarnamelerinden, 08.12.2023 tarihinde, UYAP sistemi üzerinden haberdar olduğunu, bu nedenle, müvekkili şirketin, icra dosyası borçlusu ...'...
Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe; Dava; üçüncü kişi tarafından açılan İİK m.89 dayalı menfi tespit davasıdır. Dosya kapsamından, davalının alacaklı sıfatıyla dava dışı ... Ltd. Şti aleyhine ... 18. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı icra takibini başlattığı, davalının talebi üzerine İİK m.89 uyarınca davacıya 25/12/2019 tarihinde birinci haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği, davacının süresinde itirazda bulunmaması üzerine 21/01/2020 tarihinde ikinci haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği, davacı tarafından yine süresinde itiraz edilmediğinden 11/02/2020 tarihinde üçüncü haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği, davanın 20/02/2020 tarihinde İİK m.89/3'de belirtilen 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır....


