Mahkemece, “davalının birikimleri ve ziynet eşyalarının bedelleri ve davalının yakınlarının maddi katkıları ile dava konusu taşınmazın alındığı, hatta daha sonra kredi borçlarını da davalının ödediği, davacının bu nedenle dava konusu taşınmazı davalı adına yapılmasını istediği, bu şekilde bağışta bulunduğu, bağıştan rücu talebi bulunmadığı gibi buna ilişkin herhangi bir beyanı da olmadığı, taşınmazın davalının kişisel malı olduğu gerekçesi ile davanın reddine” karar verilmesi üzerine; hüküm, esası bakımından davacı vekili, avukatlık ücreti bakımından katılma yolu ile davalı vekili taraflarından temyiz edilmiştir. Taraflar 13.08.1993 tarihinde evlenmişler, 07.01.2008 tarihinde açılan boşanma davasının kabul edilmesi üzerine hükmün kesinleştiği 03.03.2010 tarihinde boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir. (TMK.nun 225/2)....
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, bağışlamadan rücu hukuki nedenine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6098 sayılı TBK'nın 291, 295 ve 297 nci maddeleri. 3.Değerlendirme 1. Bağıştan dönme (rücu), bağışlayanın tek yanlı, bağışlanana varması gereken beyanıyla geriye etkili olarak hukuki ilişkiye son veren yenilik doğurucu bir haktır. Bağışlayan koşullu veya mükellefiyetli şekilde bağışta bulunmuşsa, bağışlanandan hukuka, ahlaka aykırı veya imkansız olmadığı sürece 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 291 inci maddesi uyarınca koşul veya mükellefiyetin yerine getirilmesini isteyebilir. Haklı bir neden olmaksızın yerine getirilmemesi halinde de TBK'nin 295 inci maddesine dayanarak bağıştan dönme hakkını kullanıp verdiğini geri isteyebilir. 2. Bağış sözleşmesindeki koşul veya mükellefiyetin niteliğinin, kapsamının, yerine getirilme zamanının tam olarak tespiti büyük önem taşır....
K A R A R Davacı şirket, kendilerine ait taşınmazı camii ve Kuran kursa yapılması için davalı vakfa bağışladığını, ancak davalının amaca uygun hareket etmemesi nedeniyle bağıştan rücu ederek tapu iptal tescil davası açtıklarının, davanın lehine sonuçlanıp kesinleştiğini, taşınmazın davalı adına kayıtlı olduğu dönemde bir kısmınının kamulaştırıldığını ve ancak davalının teyzidi bedel davası açmayarak kendilerini zarara uğrattığı gibi taşınmazı 23 yılı kullanıp otopark olarak kiraya vermek suretiyle gelir edle ettiğini, davalının bu kalemlerden oluşan zararının karşılaması gerektiğini ileri sürerek fazlası saklı kalmak üzere 100.000 TL'nın tahsilini istemiştir. Davalı zamanaşımı süresinin dolduğunu, davanın esastanda reddi gerektiğini savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, BK. 244....
Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı kadının tüm, davacı-davalı erkeğin ise aşağıdaki bentlerin dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Olayları açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme hakime aittir.Davacı-davalı erkeğin ziynetlere yönelik alacak istemi bağıştan rücu niteliğinde olup, Borçlar Kanununa dayanmaktadır. Talep Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine 4787 sayılı Kanunun 4. maddesinde yer alan aile hukukundan kaynaklanan dava ve işlerden olmayıp, bu istek ile ilgili asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Görev kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir....
Dava; TMK.nun 202 vd.maddeleri uyarınca evlilik birliği içerisinde edinilmiş mallardan kaynaklanan katılma alacağı isteğine ilişkindir. Mahkemece, bağış niteliğinde olduğu, bağıştan dönüldüğünün kanıtlanamadığı açıklanarak davanın reddine karar verilmiş ise de verilen karar usul ve yasa ile toplanan delillere uygun düşmemektedir. Davacı vekili, taşınmazın vekil edinin gelirleriyle alınmasına karşın o tarihte eşiyle birlikte mutlu bir evlilik yapacağı inancıyla davalı adına tescil edildiğini bildirmiştir. Bağışı çağrıştıracak başka bir kavram, kelime veya söze dosya kapsamında rastlanılmamıştır. Karşılıklı güven ve sadakat, gerek örf ve adet, aile bütünlüğü kavramı ve gerekse olağan yaşam koşulları gereği, ayrım gözetilmeksizin eşin birinin diğerine para intikal ettirmek suretiyle mal edindirmesi mümkündür. Bunda bağış iradesi ve kastının olduğu sonucuna varmak için kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlanması gerekir....
Davacı ... vekili bu sefer, 30.3.2011 tarihli karar düzeltme dilekçesiyle vekil edeninin her iki isteğe katkısının bulunduğunu, işin bağıştan rücu ya da bağışla bir ilgisinin bulunmadığını, haksız ve yersiz bir değerlendirme yapıldığını, değerlendirmede hataya düşüldüğünü açıklayarak hukuka aykırı bulunan onama kararının kaldırılmasıyla yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesini istemiştir. Dava, kooperatif üyeliği ile araç alımından kaynaklanan edinilmiş mallara katılma payı alacağına ilişkindir. Taraflar 8.8.1987 tarihinde evlenmişler, ... tarafından Karşıyaka 1. Aile Mahkemesinde 17.4.2007 tarihinde açılan ve 20.4.2007 tarihinde kabulle sonuçlanan anılan mahkemenin 2007/343 Esas ve 2007/353 Karar sayılı kararıyla boşanmışlardır....
Hal böyle iken davalı tarafından davacı aleyhine olarak mehir senedinin iptali ve bağıştan rücu istemine ilişkin bir dava ve talepte bulunulmadığı, açıklanan hususlar eldeki davada def'i olarak da ileri sürülmediği halde davanın kabulü yerine 6100 sayılı HMK'nın 26 maddesine (HUMK 74) aykırı olarak yazılı şekilde karar vermek doğru değildir.Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı 81,80 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 294,30 TL'nin temyiz eden davalıdan alınmasına, 21,15 TL peşin harcın istek halinde davacıya iadesine, 03.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Kaldı ki, aracın menkul mal kabul edilmesi halinde elden bağıştan söz edilebilir. Artık motorlu araçlarında noterde satış ve devirlerinin resmi şekilde yapılması zorunluluğu olduğunu ve trafiğe kaydı aynı şekilde zorunlu bulunduğuna göre bu tür araçların halen menkul olarak değerlendirilmesi de, doğru olmadığı kanaatindeyim. Bağıştan rücu konusunda açılacak bir davanın genel mahkemelerde görülmesi gerekmektedir. Aile mahkemelerinin bu tür davalara bakma olanağı da bulunmamaktadır. Evlilik birliği içerisinde alınan bir malın elbette eşlerden biri adına tapuya kayıt ve tescil edilmesi yada trafikte aynı işlemin yapılması hayatın olağan akışına uygun olduğu konusunda duraksamamak gerekir....
Aile Mahkemesince; konusu kalmadığından, evliliğin iptali talebi konusunda karar verilmesine yer olmadığına, ziynet eşyaları ve başlık parasına yönelik talebin reddine dair verilen kararın davacı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin 29.04.2015 tarihli ve 2015/2768 E., 2015/8800 K.sayılı ilamı ile; "..Davacının takıların iadesine yönelik bağıştan rücu sebebine dayalı tazminat talebi ile davalı tarafa ödendiği belirtilen başlık parasından kaynaklanan alacak talebi, boşanmanın eki ve Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesi kapsamında bulunmayıp, Borçlar Hukukundan kaynaklanmaktadır. Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine dair 4787 sayılı Kanunun 4. maddesinde yer alan aile hukukundan kaynaklanan dava ve işlerden değildir. Genel mahkemeler görevlidir. Görev, kamu düzenine ilişkin olup, hakim tarafından yargılamanın her aşamasında res'en gözetilir....
Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır. 3-Davalı-karşı davacı erkek, kadının almış olduğunu kabul ettiği mehir senedine konu alacak isteminin bağıştan rücu niteliğinde olduğunu, bu nedenle mehir senedine konu 30 adet sarı liranın aynen veya bedelini talep etmiştir. Bu istek Borçlar Kanununa dayanmaktadır. Talep, Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine 4787 sayılı Kanunun 4. maddesinde yer alan Aile Hukukundan kaynaklanan dava ve işlerden olmayıp; talebin incelenmesinde genel görevli mahkeme olarak Asliye Hukuk mahkemesi görevlidir. Görev kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Bu bakımdan, davalı-karşı davacı erkeğin bu talebi ile ilgili olarak görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esesanın incelenerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamış hükmün bozulması gerekmiştir....


