Mahkemece; davalının, iradesinin fesada uğratıldığını ispat edemediği, davacıdan kaynaklanan bağıştan rücu şartlarının da oluşmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, dava konusu 150 gram 22 ayar altının aynen, olmazsa dava tarihindeki değeri olan 12.367,50 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyanın temyiz incelemesi, Dairemizce yapılmış, 15.09.2014 tarih, 2014/12819 E.; 2014/11823 K. sayılı ilamla; davalı vekilinin sair temyiz itirazları reddedilmiş, davacının dava dilekçesinde, 150 gram altının aynen veya değerinin yasal faiziyle talep ettiği, harca esas değeri 12.000,00 TL olarak gösterdiği, mahkemece, bilirkişi tarafından rapor edilen ziynet değeri olan 12.367,50 TL'nin davalıdan tahsiline karar verildiği, böylece, taleple bağlılık kuralına aykırı hareket edildiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir....
nin raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Asıl dava, şekle aykırılıktan kaynaklanan yolsuz tescile; birleştirilen dava ise, yüklemeli bağıştan rücu hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir....
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tam kusurlu bulunan erkeğin tazminat talepleri hakkında olumlu-olumsuz hüküm tesisi gerekirken bu hususta karar verilmemesi yerinde olmadığı gerekçesiyle erkeğin bu yöne ilişkin istinaf talebinin kabulüne, erkeğin şartları oluşmayan maddîve manevî tazminat taleplerinin reddine, erkeğin, boşanmanın fer'i niteliğinde olmayan ziynet eşyasına yönelik alacak isteminin bağıştan rücu niteliğinde olup, Borçlar Kanununa dayandığı, Aile hukukundan kaynaklanan dava ve işlerden olmayıp, bu istek ile ilgili Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu, görevin kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetileceği, erkeğin bu talebi ile ilgili olarak Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, bu hususun gözetilmemesi ve yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olduğu gerekçesiyle erkeğin bağıştan rücu niteliğinde olan ziynet eşyasına yönelik alacak istemine ilişkin istinaf talebinin kabulüne...
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamında imkan vermeyecek nitelikte davalı erkekten kaynaklanan bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, kadının davasının reddinin, erkeğin davasının kabulünün, kusur belirlemesinin yerinde olup olmadığı, davalı-davacı erkek yararına manevî tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı miktarı ve yargılama giderleri konusunda noktasında toplanmaktadır. 2....
Bozma sonrası temyiz incelemesine konu bölüm, davalı ... adına 10.06.2002 tarihinde satın alınan 1/2 pay yönünden davacının mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan katılma alacağına ilişkin bölümdür....
Mahkemece, dava konusu daire ve araç yönünden davacının kendi parası ile alarak eşi adına tescil ettirdiği, bu nedenle eşine bağışlamış olduğu, bağıştan rücu koşullarının bulunmadığı, evliliğin devamı sırasında kocanın bedelini karşılayarak açtığı ve oğlu üzerine kaydedilen işyerinin devrinden davalının sorumlu olmadığı gibi devir parasının davalı da bulunduğunun da ispat edilemediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm; davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yerel mahkeme kararı Dairemizin 20.9.2012 gün 2012/2001-7665 Esas ve Karar sayılı ilamı ile onanmıştır....
Mahkemece, dava konusu taşınmazın bedelsiz olarak davalıya bağışlandığı, bağıştan rücu şartlarının oluşmadığı, bağışlanan mal nedeniyle katılma alacağı istenemeyeceği, değer artış payı alacağına ilişkin somut bir vakıa ve talep ileri sürülmediğinden davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK m. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, mal rejimin tasfiyesinden kaynaklanan alacak isteğine ilişkindir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 285.maddesine göre bağış (hibe), bağışlayanın sağlararası sonuç doğurmak üzere, malvarlığından bağışlanana karşılıksız olarak kazandırma yapması olarak tanımlanmıştır....
(okulun önceki müdürü) bağıştan rücu davasının Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden bahisle iş bölümü itirazında bulunduğu ayrıca ... Asliye Hukuk Mahkemelerinin yetkili olduğundan bahisle yetki itirazında bulunduğu ayrıca kendisine husumet yöneltilmesinin doğru olmadığını, kendi döneminde bir sorun bulunmadığını davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Davalı ... (yeni müdür) protoklün imza tarihinde okul müdür yetkilisi kendisinin olmadığını ve 02.05.2005 tarihli protokolün bağlayıcı olmadığını, 27.12.2002 tarihli protokolde ise cezai şart ve tazminat hükmünün bulunmadığını, iddiaların haksız olduğunu, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Okul adına protokolü imzalyan davalı ..., sözleşme ve protokolün tarafı olmadığını, sorumluluğununun bulunmadığını, kendisine husumet yöneltilmesinin doğru olmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece davacı banka ile ......
Mahkemece; “…davalı tarafından 3.10.1996 tarihinde alınan taşınmazın davalının kişisel malı olduğu kanaatine varıldığını, bu taşınmazın bedelinin muris tarafından ödenmesinin davalıya bağış olarak kabul edilmesi gerektiğini, davacıların bu nedenle taşınmaz üzerinde katkı payı alacağı olamayacağını, verilen paranın elden bağış niteliğinde bulunduğunu, bağıştan rücu anlamına gelen herhangi bir davranışın dosyaya yansımadığını, eşyalar bakımından ise, satın alma tarihlerinin tam olarak belirlenemediğini, söz konusu eşyaların dava konusu ev satın alındığında muris ile davalının ortak kullanılması için alınmış .//.. 2012/6260-2013/1125 -2 olduğu kabul edilse dahi bunun yine bağış olarak kabul edileceğini, bağıştan rücu anlamına gelebilecek eyleminin görülmediğini gerekçe göstermek suretiyle davanın reddine” karar verilmesi üzerine hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir....
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar evlenirken mehir senedi düzenlendiği, senedin davalı tarafça imzalandığı, davalının 20.10.2020 tarihli celsede senetteki imzayı inkar etmediğini beyan ettiği, senet içeriğinde 750 gram altının davacıya teslim edildiğine dair ibare olmadığı, bu nedenle senetten kaynaklanan edimi yerine getirdiği ispat külfetinin davalıya ait olup, bunun da senet kuvvetindeki bir belge veya yemin deliliyle mümkün olduğu, davalının senet kuvvetindeki bir belge ibraz edemediği, yemin delilinin de olmadığı, her ne kadar İlk Derece Mahkemesi tarafından davacıya yemin delili hatırlatılarak davacının kullandığı yemin delili ile davalı yemin etmiş ise de, ispat külfetinin davacıya ait olmaması sebebi ile davalının yemin etmesinin de sonuca etkili olmayacağı, boşanmanın tarafların eşit kusuru nedeni ile gerçekleşmesi de dikkate alınarak bağıştan rücu koşullarının da oluşmadığı, davacının işbu davayı 750 gram altın yönünden...


