Davalı erkek eş vekili 15.03.2017 tarihli asıl davaya cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde ileri sürülen tüm iddiaların iftira niteliğinde olduğunu, kadının aşırı kıskanç tavırlar sergilediğini, davacının evlilik öncesi var olan rahatsızlığını eşinden gizlediğini, müvekkilinin ailesine kötü davrandığını, gezme amacı ile Konya’ya ailesinin yanına gittiğini ve geri dönmediğini ileri sürerek asıl davanın reddini savunmuştur. II. BİRLEŞEN DAVA 1....
Kararı, asıl dava davacısı(birleşen dava davalı vekili) temyiz etmiştir. 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, birleşen dava dosyası yönünden temyiz itirazlarının reddine, 2-Asıl dava yönünden davacının tapu iptal ve tescil istemi tarihi itibariyle tapu iptal tescili istenen bağımsız bölüm Meltem Kartal adına kayıtlı olması nedeniyle TMK 692 gereğince tapu maliklerinin davada davalı olarak gösterilmesinin zorunlu olmasına rağmen taraf teşkili sağlanmadan karar verilmesi isabetsiz olmuş bozmayı gerektirmiştir....
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile ziynet eşyaları yönünden 6.960,00 TL'nin ve iki katlı bina yönünden 17.110,90 TL'nin dava tarihinden itibaren faizi ile davalıdan tahsiline, çeyiz eşyalarına ilişkin talep hakkında ise yargılama devamında söz konusu eşyaların davacıya iade edilmesi nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalı asıl tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar, 19.08.1996 tarihinde evlenmiş; 11.01.2010 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 08.05.2013 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın 10, TMK 202/1.m)....
Davalılar ... ve ..., birleşen davaya konu muhdesatların miras bırakan tarafından yapıldığını, asıl dava dosyasındaki muhdesatın davacı şirkete ait olduğunu, ortaklığın giderilmesi dosyasında muhdesata yönelik itirazda bulunulmadığını açıklamışlardır. .//.. Diğer davalılar yargılama oturumlarına katılmamışlardır. Mahkemece, asıl dava ile birleşen davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, asıl dava davacısı şirket vekili ile davalı birleşen dava davacısı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir....
Hukuk Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 19/07/2012 tarihinde verilen dilekçeyle elatmanın önlenmesi ve ecrimisil, davalı karşı davacılar vekili tarafından davacı karşı davalı aleyhine 24/08/2012 tarihinde temliken tescil (TMK 725.m) talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen 25/04/2019 tarihli kararın davalılar- karşı davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağılar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R 6100 sayılı HMK'nın 341. maddesinde istinaf yoluna başvurulabilen kararlar, 361 ve 362. maddelerinde de temyiz edilebilen ve temyiz edilemeyen kararlar belirlenmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı kadın tarafından; asıl davanın kabulü ve karşı davanın reddi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-karşı davacı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Tarafların ekonomik ve sosyal durumunun tespiti amacıyla mahkemece yazılan müzekkerelere bila ikmal yanıt verilmesine rağmen mahkemece tarafların ekonomik ve sosyal durumu tespit edilmeden yargılamaya devamla hüküm kurulmuştur....
Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından, asıl davanın reddi ve karşı davanın kabulü yönünden; davalı-karşı davacı kadın tarafından ise tazminatlar ve nafakaların miktarları yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 16.02.2021 günü duruşmalı temyiz eden davacı-karşı davalı ... vekili Av. . .... ve karşı taraf temyiz eden davalı-karşı davacı ... ile vekili Av. ... geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü....
Davalı karşı davacı, sözleşmede cayma durumunda % 10 cezai şart kararlaştırıldığını belirterek fazlaya ait haklarını saklı tutarak 40.700 YTL cezai şartın davacı karşı davalıdan tahsiline, asıl davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, sözleşmenin geçersiz olduğu gerekçesiyle asıl dava ve karşı davanın reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı karşı davacının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Taraflar arasında yapılan 10.11.2006 tarihli sözleşme tapulu taşınmazın satışına ve mülkiyetinin nakline yönelik olup TMK 706, BK 213, tapu Kanunu 26. maddeleri gereği resmi şekilde yapılmadığı için geçersizdir. Geçersiz sözleşmelerde taraflar aldıklarını sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre karşılıklı olarak aynı anda iade ile yükümlüdür....
Hukuk Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 27/04/2007 gününde verilen dilekçe ile asıl davada satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, karşı davada satış vaadi sözleşmesinin iptali istenmesi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; asıl davanın kabulüne, karşı davanın açılmamış sayılmasına dair verilen 16/03/2021 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı- karşı davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Mahkemece, Yargıtay 14....
Gerçekleşen bu durum karşısında, boşanmaya neden olan olaylarda eşine oranla daha az kusuru bulunan davalı-karşı davacı (kadın) yararına uygun miktarda manevi tazminata (TMK m. 174/2 ) hükmedilmesi gerekirken, reddi doğru olmayıp,bozmayı gerektirmiştir. 3-Davalı-karşı davacı (kadın)'ın boşanmadan sonra asgari ücretle çalışmaya başladığı anlaşılmaktadır. Asgari ücretle çalışma yoksulluk nafakasına engel teşkil etmez (YHGK.2009/3-165-186). Davalı-karşı davacı (kadın eş) lehine Türk Medeni Kanununun 175. maddesi koşulları gerçekleşmiş olup, davalı-karşı davacı (kadın eş) yararına uygun miktarda yoksulluk nafakası takdir edilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddi doğru olmamıştır....


