Davalı (alacaklı) vekili, takip tarihi ile aynı günde borçlu şirket adına kayıtlı araçların trafik kaydına yakalamalı haciz şerhi konulmasının istendiğini, hakkında çok sayıda icra takibi bulunan borçlunun üçüncü kişi ile danışıklı olarak aynı gün araç satışını yaptığını, belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece toplanan delillere göre; “dava konusu araç satışının takip tarihi ile aynı günde ve kaydında çok sayıda haciz şerhi bulunduğu halde yapıldığı” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd.maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir....
Davalı (alacaklı) vekili, takip tarihi ile aynı günde borçlu şirket adına kayıtlı araçların trafik kaydına yakalamalı haciz şerhi konulmasının istendiğini, hakkında çok sayıda icra takibi bulunan borçlunun üçüncü kişi ile danışıklı olarak aynı gün araç satışını yaptığını, belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece toplanan delillere göre; “dava konusu araç satışının takip tarihi ile aynı günde ve kaydında çok sayıda haciz şerhi bulunduğu halde yapıldığı” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd.maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir....
tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta meydana gelen 10.644.00.YTL hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, davalı araç sürücüsünün olayda %70 oranında kusurlu bulunduğunu, davalı aracın trafik sigortasından 5.000.00.YTL tahsil edildiğini belirterek kusur oranına isabet eden bakiye 2.450.00.YTL'nin ödeme tarihinden işleyecek reesknot faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı ... kazaya karışan araç trafikte adına kayıtlı ise de bu aracı haricen 5.11.2003 tarihinde ...'e sattığını, 1 ay sonra aracın trafikten tescilini yapmak için kendilerine vekaletname verdiğini ancak noter satışı olmadan ... tarafından aracın 3. kişiye satıldığını kazayı da satın alan bu şahsın yaptığını aracın haricen satıldığına dair tanıkları bulunduğunu davanın reddini istemiştir....
e araç satış bedeli olarak 30.000,00 TL ödediğini, aracın da müvekkiline teslim edildiğini, aracın resmi satış işlemlerinin yapılabilmesi için davalı ...'nun müvekkilinin eşine vekaletname verdiğini, aracın bedelinin tahsilinden sonra vekaletnamenin geri alındığını, bu sebeple müvekkilinin aracın mülkiyetini kazanamadığını, aracının vergi borcu nedeniyle müvekkilinden alınarak fiilen haczedildiğini belirterek; haricen müvekkiline satılan aracın satış bedeli olarak ödenen 30.000,00 TL'nin aracın satışının gerçekleşmemesi nedeniyle ödeme tarihi olan 04.11.2009 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalardan tahsiline talep etmiştir.Mahkemece; paranın ... tarafından alındığı, araç bedelinin de davalı ... tarafından davacıya ödenmesi gerektiği, davalı ...'in sorumluluğunun bulunmadığından bahisle davanın, davalı ... yönünden kabulü ile 30.000,00 TL'nin 04.11.2009 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte ...'...
Davalı vekili, davacının müvekkili şirketten 03.04.2011 ve 04.11.2011 tarihlerinde olmak üzere 2 adet araç satın aldığını, buna ilişkin olarak satış sözleşmesinin imzalandığını, satıma dayalı olarak düzenlenen faturalardan kaynaklı bakiye borcun ödenmediğini, ispat yükünün davacıda olduğunu belirterek davanın reddine ve %20 tazminata karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan deliller sonucunda; davacı yanca akdi ilişkinin kabul edilip, borcun araç teslimi esnasında ödendiği iddia edildiğinden ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, bakiye borcun ödendiğinin yazılı delillerle ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dava, araç satımından kaynaklı bakiye alacağın tahsili için girişilen icra takibinden dolayı menfi tespit istemine ilişkindir....
Davalı vekili, taraflar arasında akdedilen anlaşmaya göre, sadece cihaz satışının sözleşmeye konu olduğunu montaj ve kurulumunun sözleşme kapsamında yer almadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece toplanan delillere göre, taraflar arasında medikal malzeme alım-satımından kaynaklanan sözleşme yapıldığı, sözleşmeye göre sadece cihaz satışının kapsama alındığı, sözleşmenin başlığında mal satışı olduğu, montaj bulunmadığı, bedellerin sadece cihaz bedeli olduğu, cihazların fabrika çıkışında veya nakliye ve sigortası alıcı tarafından karşılanmak üzere şantiyede araç üzerinde teslim edileceği teklife montaj ve nakliye bedellerinin dahil olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyizi üzerine, verilen hükmün kesin hüküm niteliğinde olduğu gerekçesiyle temyiz talebinin reddine ilişkin ek karar verilmiş, ek karar süresinde davacı vekilince temyiz edilmiştir....
Davalı vekili, taraflar arasında akdedilen anlaşmaya göre, sadece cihaz satışının sözleşmeye konu olduğunu montaj ve kurulumunun sözleşme kapsamında yer almadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece toplanan delillere göre, taraflar arasında medikal malzeme alım-satımından kaynaklanan sözleşme yapıldığı, sözleşmeye göre sadece cihaz satışının kapsama alındığı, sözleşmenin başlığında mal satışı olduğu, montaj bulunmadığı, bedellerin sadece cihaz bedeli olduğu, cihazların fabrika çıkışında veya nakliye ve sigortası alıcı tarafından karşılanmak üzere şantiyede araç üzerinde teslim edileceği teklife montaj ve nakliye bedellerinin dahil olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyizi üzerine, verilen hükmün kesin hüküm niteliğinde olduğu gerekçesiyle temyiz talebinin reddine ilişkin ek karar verilmiş, ek karar süresinde davacı vekilince temyiz edilmiştir....
Şti ile borçlu şirket ve yetkilisi arasında bir yakınlık yada ilişki olduğu saptanamadığı, ayrıca İİK’nun 280. madde kapsamında borçlunun mali durumunu veya alacaklılarını ızrar kastını bildiği veya bilmesi gereken şahıslardan olduğu tesbit edilemediği, araç satışının alacağa mahsuben yapıldığı yönünde bir iddia ve savunmada bulunmadığı, bu durumda 23 EU 570 plakalı aracın peşinen satışının alacağa mahsuben yapılmadığı kabul edilerek aksinin ispatını anılan davalı şirkete yükleyerek bu hususun ispatlanmadığından bahisle davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle bozulmuş, bozmadan sonra mahkemece, davalı Mehti yönünden davanın reddine, diğer davalılar Ali ve Kadir yönünden verilen bir önceki kararın kesinleşmiş olması nedeni ile bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm davalılar ... ve ... Yem San. Tic. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir....
Davalı vekili, yanlar arasında dava konusu iş makinesinin satımı konusunda anlaşmaya varıldığını ve bu doğrultuda sözleşme imzalandığını, davacının sözleşmede kararlaştırılan peşinatı ödemediği gibi kalan kısım için müvekkiline verdiği 2 adet senet bedelini de ödemediğini, bu yüzden de aracın resmi satışının yapılmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir....
Mahkemece, davacının 18.12.2009 tarihinde davalı şirket aleyhine alacak davası açtığı davanın 26.20.2011 tarihinde sonuçlandığı, borçlu şirkete ait aracın 21.12.2011 tarihinde şirket ortaklarından ...’in halasının oğlu davalı ....ye satışının yapıldığı, taraflar arasındaki akrabalık bağı dikkate alındığında, davalının satış bedelinin ödendiğini de ispatlayamadığından araç satışının mal kaçırma amacı ile kabulünün gerektiğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir....


