-TL ödenerek onarımında teknik bir hatanın söz konusu olmadığı, böylesi bir aracın piyasadan hurda çekme belgesi ile çekilmesinin söz konusu olamayacağı; aracın onarımı sonrası ZMMS ve KASKO poliçeleri ile birlikte sorunsuz şekilde kullanılmasının söz konusu olduğu, Diğer yandan araç satışının yapıldığı 29/01/2015 tarihi itibariyle noter belgesinde farklı bir meblağ yazmasına rağmen araç satış bedelinin 200.000,00.-TL olarak tarafların kabulünde olduğu mütalaa edilmiştir....
(davalı borçluya ait araç)plakalı araca konulan haciz işlemi nedeniyle satışının icra müdürlüğünce yapılacağı, ancak M cinsinden tahditli plaka kapsamında bulunan ... plakalı araç ile hattının haczedilmesinin mümkün bulunmadığı, hattın sadece hibe olabileceğinden aracın .... Plaka ve hattan ayrı olarak satışının yapılabileceğinin bildirildiği görülmektedir. Bu durumda dava konusu hat üzerine haciz konulması ve hattın açık artırma ile satılması mümkün olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisi isabetli görülmemiştir. Kaldı ki, böyle bir hattın, İcra ve İflas Kanunu’nda haczedilebilir bir mal, hak ya da alacak olarak öngörülmediği, tasarrufun iptali davası sonunda verilen kabul kararı üzerine cebri icra yetkisi verilecek bir hak da söz konusu olmayıp başka bir deyişle icra dairesince satışa çıkarılacak bir mal veya hak da bulunmayacağından davanın belirtilen gerekçeyle de reddi yerine kabul kararı verilmesi de doğru görülmemiştir....
Davalı, satış sözleşmesinin resmi olarak yapılmadığını, davacıya kooperatif üyeliği satışının yapılmadığını, verilen aracın arızalı olarak geri alındığını, kendilerine araç teslimi yapılmadığını, satış bedelinin de ödenmediğini, 21.000 TL’lik senedin kooperatif tarafından düzenlenmediğini, düzenleyenlerin sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, araç satışı nedeniyle davalıya 21.000 TL ödediğini ispat edemediği, senedi düzenleyenlerin şahsen sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir....
Davacı taraf ihtiyati tedbir kararı ile üçüncü kişilere devir ve temlikinin ve satışının önlenmesi amacı ile dava sonucuna kadar resmi yedieminde muhafazasına karar verilmesini talep ettiği mallara ilişkin sipariş formu, satış faturası, ödeme dekontu, irsaliyesi, nakliye faturası ve araç plakasının yazılı olduğu bir kısım belgeleri delil olarak sunmuşsa da bu belgelerin davalı şirket deposunda bulunan mallara ilişkin olup olmadığının, bu malların davacı şirket tarafından davalı şirkete üretim yapılması amacıyla teslim edilip edilmediğinin tespiti her iki şirket ticari defterlerinin incelenmesi ve yargılama ile belli olacağından şu aşamada HMK m. 389'a göre ihtiyati tedbirin koşulları oluşmadığından davacının ihtiyati tedbir talebinin reddi kararına itirazının reddine karar verilmiştir....
Uyuşmazlık daha sonra çalıntı ihbarı yapıldığı bildirilen takasa konu aracın resmi satışının gerçekleşmemesi ve bu araç bedeline karşılık tutulan bakiye satış bedeli olan 17.000 TL’nin ödenmediği iddiasından kaynaklanmaktadır. Takasa konu edildiği bildirilen aracın resmi satışına ilişkin bir belge sunulmamıştır. Resmi satış yapılmadığına göre 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 20/d maddesi uyarınca, noter dışında yapılan araç devirleri geçersiz olup, geçersiz satışlarda herkes aldığını iade ile yükümlüdür. Takasa konu araç davacıya resmi şekilde devredilmediğine ve bakiye satış bedelinin ödendiği de savunulmadığına göre davacının bakiye satış bedeli olarak kararlaştırılan 17.000 TL bedeli talep edebileceğinin kabulü gerekir. Mahkemece bu yönler gözetilmeden eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir....
Davalı vekili; davanın davalı şirkete karşı açılmasının anlaşılamaz olduğunu, davacının ibraz ettiği adi yazılı sözleşmenin davalı şirket ile yapılmadığını, yapıldığı iddia edilen satış sözleşmesinin geçerli olmadığını, noter tarafından yapılmayan araç satış sözleşmelerinin geçerli olmadığını, davanın resmi senet ile ispatı gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince, araç satışının resmi şekle tabi olduğu, resmi şekle uygun olarak yapılmayan satış işleminin geçerli olmayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili istinaf yoluna başvurmuş, Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir....
a ait arazi taşıtının satışı konusunda 25/11/2009 tarihli sözleşme akdedildiğini, araç bedelinin ödendiğini, aracın noter satışının ise 08/12/2009 tarihinde yapıldığını, satış sözleşmesi yapılmadan önce dava dışı bir şirket tarafından düzenlenen ekspertiz raporunda araçta bazı eksiklikler olduğunun belirtildiğini ancak aracın trafiğe çıkmaya engel bir durumundan veya aracın pert olduğundan bahsedilmediğini, kaporta değerlendirme formunda da bu hususların belirtilmediğini, davalıların yönlendirmeleri ile müvekkilinin aracın kaskosunu bir şirkete 10/12/2009-10/12/2010 tarihli olarak yaptırdığını, aracın kasko süresinin dolması üzerine müvekkilinin aracın kaskosunu kredi kullandığı bankadan yaptırmak istediğini, ancak tramer kayıtlarına göre aracın pert olduğunun tespit edildiğinin ve kasko yapılamayacağının ifade edildiğini, kandırıldığını anlayan müvekkilinin davalılara ihtarname göndererek araç bedelini talep ettiğini, ancak olumlu yanıt alamadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları...
Dava, araç tamirinden kaynaklanan istirdat istemine ilişkindir. BK'nun 355. (TBK. 470) ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi; yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme şeklinde tanımlanmıştır. Somut olayda; taraflar arasında araç tamirine dair yazılı bir sözleşme yoktur. Davacı aracı haricen satıp zilyetliğini devrettiği üçüncü kişinin tamir ettirdiğini, davalı tarafta davacının sözleşme tarafı olarak değil araç maliki olarak sorumlu olduğunu iddia etmektedirler. Davalı ile aracı tamir ettirdiği iddia edilen 3.kişi arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi olduğu gözetildiğinde, araç tamir bedelinden sözleşmenin tarafı O halde, yukarıda açıklanan hukuki ve fiili olgular dikkate alınarak, davanın kabulüne karar verilip, temerrüt tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır....
a satıldığını, 19/08/2006 tarihinde ... plaka sayılı araç ile yapılan kaza sonucunda.... plaka sayılı araçla hukuki ve fiili bir bağlantısı olmadığı halde kazaya sebebiyet verdiğinden bahisle davalı tarafından .... plaka sayılı araç için ödenen 3.375,00 TL tazminatın .... sayılı dosyasında kendisinden tahsil edilmek için takibe geçildiğini, bu borçtan sorumlu olmadığının tesbitine karar verilmesini mahkememizden talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; davalının.... Şartlarına göre sigorta sözleşmesine aykırı davranarak Noter vasıtası ile satılan aracın satışının kendilerine bildirilmediğini, bu nedenle sigorta ilişkisinin devam ettiğini, alkollü olarak verilen zarardan davacının sorumlu olduğunu, belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir....
Davalı vekili, araç üzerinde rehin hakkı bulunduğunu, hasar tazminatının bir kısmının rehin hakkı sahibine ödendiğini, davacı tarafından rehin kaldırma yazısı sunulmadığından rehnin kalkıp kalkmadığının bilinmediğini, rehnin devam etmesi halinde davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, müvekkilinin aracın piyasa değeri ile sınırlı sorumlu olduğunu, sigorta bedelinin aracın piyasa değerinden fazla olması halinde ödenemeyeceğini, aşkın sigorta yapıldığını fazla alınan primin davacıya iade edildiğini, aracın piyasa değerinin 30.500 TL olduğunu, davacının kendisinden istenilen aracın trafikten çekilmesine dair belge ile aracın satışının gerçekleştirilmesine ilişkin vekaletnameyi ve araç üzerinde takyidat bulunmadığını gösteren belgeyi ibraz etmediğini, bu nedenle zımnen aracın hurdasının kendisinde kalmasına muvafakat ettiği kabul edilerek 7.500 TL sovtaj bedelinin mahsup edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur....


