Davalı vekili bononun “nakden” kaydıyla düzenlendiğini ve araç satışıyla ilgili olmadığını, 20.500,-TL olarak düzenlenen senet karşılığında 29.300,-TL ödendiği iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece bononun nakden kaydıyla düzenlendiği, aksini iddia eden davacının buna yönelik delil sunmadığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. Davacının iddiası dava konusu bononun nakden kaydını taşımasına rağmen, araç alım satımı nedeniyle oluşan bakiye borç için verildiği noktasındadır. Her ne kadar mahkemece “nakden” kaydının aksinin ispatlanamadığı gerekçe gösterilerek dava reddedilmişse de, dosyadaki harici satış sözleşmesinde bakiye borç için bono düzenleneceği açıkça yazılıdır. Öte yandan araç satışının da noterce resmi biçimde yapıldığı ve bu aşamada davalının önceki malikin vekili sıfatıyla hareket ettiği sabittir....
Davalı vekili, davalının davacı şirkete vekaletname verdiğini, bu vekaletnameyi vermekle davalının sigorta ilişkisinden kaynaklanan yükümlülüklerinin sona erdiğini, davalının vekaletnameyi verdiği tarih ile taahhütnameyi imzaladığı tarih itibarıyla araç üzerinde tescile mani her hangi bir takyidatın bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle ancak aracın sovtaj bedelini isteyebileceğini, zira araç kendi adına yahut satılan kişi adına tescil ettirilmeden masraf yapıldıysa bunun davacının hatası olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; iddia, savunma, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davacının davasının reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir....
Mahkemece, taraflar arasındaki harici araç satışının 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 20/d maddesine göre resmi şekilde yapılmadığı için geçersiz olduğu, tarafların aldıklarını iade ile yükümlü oldukları, davacının aracı işletip kullandığı dönemde oluşan vergi borç cezalarından dolayı davacının davalıya karşı sorumluluğunun bulunduğu, davacının ödemesi gereken bu miktardan davalının da araç maliki olarak sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dava, harici oto alım satımı sebebiyle ödenen satış bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Yerel mahkemenin gerekçesinde de belirtildiği gibi 2918 Sayılı Kanun'un 20/d maddesi uyarınca tescilli araçların noter dışındaki satışları geçersiz olup, geçersiz satışlarda herkes aldığını iade ile yükümlüdür....
Somut olayda dosyada mevcut bilirkişi raporlarından ve davalı yanca sunulu teknik rapordan aracın ön tampon sağ tarafında çizgi halinde üretimden kaynaklanan boya hatası olduğu, malın ayıplı satışının yapıldığı sabit ise de, bu ayıbın tamponun değiştirilmesi veya tampon boyasının yenilenmesi suretiyle giderilebileceği anlaşılmaktadır. Bu durumda araç değişimi veya bedel iadesi şartları oluşmamışsa da çoğun içinde az da vardır kuralı gereğince B.K.nun 202/2.maddesi hükmü dikkate alınarak, araç bedelinden bir başka değişle semenden tenzili gerektirir. Mahkemece açıklanan bu yön gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir....
Asliye Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Dava, araç satışının ayıplı olduğu iddiasıyla uğranılan maddi zararın davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Tüketici Mahkemesi'nce, satışın 2. el araç satışına ilişkin olması nedeniyle taraflar arasındaki ilişkinin 4077 sayılı Kanun kapsamında olmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılığa teşebbüs HÜKÜM : Beraat Nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü; Katılanın... plakalı aracını sattığını aracın üzerindeki ilandan öğrenen ve kendisini... olarak tanıtan bir şahsın, katılanı telefon ile arayarak irtibat kurduğu, yüzyüze görüşmek için buluştukları,...’ın, katılandan aracı 19.500,00 TL'ye almak üzere anlaştığı, bu şahsın... ismiyle düzenlenmiş 19.500,00 TL bedelli bir senedi de katılana verdiği, kendisini... olarak tanıtan şahsın, katılandan aracın devri için sanık ...'a vekalet vermesini istediği, sanık ...'ın... ismini kullanan şahsın sürekli güvenilir bir şahıs olduğundan bahsederek katılan üzerinde araç alışverişi hususunda güven oluşturduğu, aracın satışının gerçekleşmesi için sanık ...'...
Davacı taraf noterce düzenlenmiş belge yerine harici satışa dayandığından araç mülkiyetini kazanmamıştır. İş makinalarının satışının noterden yapılması halinde geçerli olacağı açıktır. Şu durumda davalının karar düzeltme istemi HUMK’nun 440-442 maddeleri uyarınca kabul edilmeli, onama kararı kaldırılmalı ve karar gösterilen nedenlerle bozulmalıdır. SONUÇ: Davalının karar düzeltme isteminin kabulüne, Dairemizin 31.01.2012 tarih ve 2010/14027-2012/1177 sayılı Onama kararının kaldırılmasına, hükmün davalı yararına yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve tashihi karar talep eden davalıdan önceki onama kararımızla alınan harç ile peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 03/04/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Mahkemece toplanan delillere göre, davacının aracı satın aldığı 02.03.2004 tarihinde araç üzerinde fiili veya trafik sicilinde haciz kaydı ya da tedbir bulunmadığı, davacının iyiniyetli olup mülkiyeti kazandığı, Kadıköy 6.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen tedbir kararının aracın satışından sonraki 10.03.2004 tarihinde trafik kaydına işlendiği, kayden konulan ihtiyati tedbirin davacının aracın mülkiyetini kazanmasına engel oluşturmayacağı, davacının gerekli yasal yollara başvurarak aracın mülkiyetini trafikte olmamasının aracın noter satışının feshedilmesini gerektirmediği, noter satış tarihinde davalının aracın trafik kaydına ihtiyati tedbir konulduğunu bildiğinin ve usulünce ispatlanamadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir....
in gizli soruşturmacılarla buluştuktan sonra, gizli soruşturmacıların arabaya bindikleri ve uyuşturucu madde satışının TCK'nın 188. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendi kapsamında kalan yerdeki araç içinde gerçekleştiği anlaşılmakla, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.03.2021 tarihli 2020/327 esas ve 2021/145 sayılı kararı da gözetilerek; özel aracın, TCK'nın 188. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendinde belirtilen umumi veya umuma açık yerlerden olmadığı, dolayısıyla sanıklar hakkında TCK’nın 188/4-b maddesinin uygulanma koşullarının bulunmadığı; ancak 08.12.2018 tarihinde sanıkların gizli soruşturmacılara uyuşturucu madde sattığı olayda, 10.12.2018 tarihli olay yeri krokisi ve tespit tutanağına göre uyuşturucu madde satışının gerçekleştiği yer olan Sanayi Mahallesi Kavşağının TCK'nın 188/4b maddesinde sayılan yerlere 200 metreden yakın olmadığı, 11.04.2019 tarihli bilirkişi raporunda ise Özel ......
Noterliğine gittikleri ve araç satışına ilişkin vekaletnameye dayanarak kamyonun satışının sanık ...'a yapıldığı böylece hileli hareketlerle haksız menfaat temin eden sanığın dolandırıcılık suçunu işlediği iddia olunan olayda; Sanık ve temyiz dışı sanık Şahin'in savunmaları, katılan beyanı, tanık anlatımı, teşhis tutanağı, vekaletname, araç satış sözleşmesi ve tüm dosya kapsamına göre sanığın dolandırıcılık suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin hükmün usul ve yasaya uygun olmadığına dair temyiz itirazının reddiyle hükmün ONANMASINA, 26/11/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....


