WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 03 Haziran 2026

Davalı, davacı tarafından araç satışına ilişkin olarak çıkartılan vekaletnameden haberi olmadığını, davacıya ait aracın satışı için kendisine verilen bir talimatın bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 1- Davacı, davalıya verdiği vekalet ile haricen satışı yapılan aracın tescil işlemlerinin yapılmaması nedeniyle ödemek zorunda kaldığı vergi borçlarının davalıdan tahsili amacıyla eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, aracın satışının davalı tarafından vekaleten yapıldığı halde, tescilinin yapılmaması nedeniyle davacıya tahakkuk ettirilen cezalı vergi boçlarından davalının sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı aracın davalı tarafından haricen satışının yapıldığını ve bedelinin kendisine teslim edilğini iddia etmektedir. Davalı ise aracın kendisi tarafından satıldığını kabul etmemektedir. Bu durumda ispat yükü davacıdadır....

"Dava konusu olayda; araç plakalarının ve alıcı satıcı adreslerinin davalı noterin bulunduğu yargı çevresi dışında bulunduğu bu nedenle davalının göstermesi gereken ihtimam seviyesinin arttığı açıktır. Olayda sahte nüfus cüzdanları kullanılarak araç satışının yapıldığı davacının bu nedenle zarara uğradığı ve noterin eylemi ile zarar arasında illiyet bağını kesen herhangi bir nedenin bulunmadığı sabit olduğuna göre noterin sorumlu olduğu da açıktır. Araç alım-satım işi ile yaklaşık 12 yıldır uğraşan davacının da, araç alım-satımı konusunda mesleki tecrübesi de dikkate alındığında, gerekli dikkat ve özeni göstermediği, araçlara ilişkin herhangi bir araştırma yapmadığı için davacının da bölüşük kusurundan sözedilebilirse de; resmi işlem yapma görevini üstlenmiş ve teknolojinin gelişmesi ile internette sorgulama, mernis sistemi gibi kolaylıklara kavuşmuş olan davalının daha fazla bilgi ve tecrübeye sahip olması nedeniyle daha üst düzeyde dikkat ve özen görevi bulunmaktadır....

e satışının yapıldığı gözetildiğinde Türk Medeni Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davalının kendisinden beklenen özeni göstermediği anlaşılmaktadır. Bu haliyle davalının iyi niyetli olduğundan söz etmek mümkün değildir. Şu durumda, Türk Medeni Kanununun 988. maddesi uyarınca iyi niyetle edinilmemiş davalının mülkiyet hakkı korunmaz. Mahkemece, davacının dava ve ıslah dilekçesindeki talepleri gözetilerek dava konusu aracın mülkiyetinin davacı adına tesbiti ile davacıya teslimine karar verilmesi gerekirken bir kısım davalılar yönünden araç bedeline hükmedilmesi doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 15/09/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi....

Davacıya kasko sigortalı, davalı adına kayıtlı araç 24.5.2012 tarihinde meydana gelen kaza sonucu pert olmuş, davacı 34.000 TL araç bedelini sigortalıya ödeyerek, davalı sigortalıdan ibra ve hasarlı aracın üzerinde hiçbir takyidat olmadan 3.kişiye satışının yapılabilmesi için taahhüt almıştır. Davacı tarafından araç ihale ile satışa çıkarılmış; 25.7.2012 tarihinde 11.401 TL teklif edilmiş; ancak araç üzerine .... İcra Müdürlüğü'nün 2012/10928 sayılı takip doyası nedeniyle 7.8.2012 tarihinde konulan haciz sebebiyle, hasarlı aracın 3.kişiye satışı gerçekleştirilememiştir. Takip ilamlı icra yolu ile yapılmış, icra emri davalıya 6.6.2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davacı tarafça, davalı adına EFT havale ödeme talimatları 13.950 TL yönünden 10.7.2012, 20.050 TL yönünden 16.7.2012 tarihinde verilmiştir. Bu durumda davalı, kendisine hasar bedeli ödenmeden önce, araç üzerine haciz konulduğundan, aleyhinde icra takibi yapıldığından haberdardır. Hasarlı araç halen davacı uhdesindedir....

Mahkemece davaya konu aracın 25.07.2008 tarihinde satışının yapılmasından önce 24.07.2008 tarihli emniyet yazısına göre aracın kaydında haciz şerhi bulunmadığının bildirildiği, haciz şerhinin ise 02.08.2008 tarihinde konulduğundan bahisle davanın kabulüne karar verilmiş ise de dosya kapsamında bulunan Araç Trafik Sicil kaydında haciz evrak tarihinin 23.07.2008 tarihli olduğu görülmektedir. Bu durumda mahkemece öncelikle çelişkinin giderilerek haczin hangi tarihte konulduğunun saptanması, haczin satıştan sonra konulduğunun anlaşılması halinde şimdiki gibi davanın kabulüne, önce konulmuş ise reddine karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması uygun bulunmuştur. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 21.09.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi Gerekçeli karar başlığında "21.03.2013" olarak yanlış yazılan suç tarihinin, araç sahibi olan sanık ... yönünden, aracın satışının yapıldığı Ağustos-Eylül 2009; muayene işlemini yaptırmak üzere aracı ve ruhsatını teslim alan sanık ... yönünden, TCK'nin 43/1 maddesine esas alınan hükme göre 12.05.2009 olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Sanıklara yüklenen “resmi belgede sahtecilik” suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e ve 67/4 maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, suç tarihlerinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla Cumhuriyet savcısı ve sanık ...'...

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Mahkemenin davanın kabulüne ilişkin kararı,dairemizin 06.02.2012,tarih 2011/8997 Esas ve 2012/1113 karar sayılı ilamı ile, dava konusu aracın borcun doğumundan sonra davacıya satıldığı,fiili haciz sırasında aracın borçlu çalışanın elinde olduğu ve bu hacizden 5 ay sonra dava açarak hacizden yeni haberdar olunduğu iddiasının araç satışının gerçek olmadığının göstergesi olduğundan davanın reddi gerektiğinden bahisle bozulmuş, bozma sonrasında mahkemece davanın reddine karar verilmiş ve hüküm davacı 3.kişi tarafından temyiz edilmiştir....

SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Uyuşturucu madde satışının araç içinde gerçekleştiği dikkate alındığında, 5237 sayılı TCK'nın 188/4-b maddesinin uygulama şartları bulunmamasına rağmen uygulanmış ise de, sanıklar hakkında 188/3. maddesi gereğince temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılmaması nedeniyle, sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır....

KARAR Davacı, 27 12.2006 tarihli satış protokolü ile davalıdan davaya konu ... plakalı aracı satın aldığını,aracın tamir edilmesi için masraflar yaptığını,ancak araç üzerinde 04.12.2006 tarihli haciz şerhi bulunması nedeniyle davalı tarafça aracın noter kati satışının ve trafik tesciline ilişkin devrinin yapılmadığını,aracın satışından önce satış tahdidi konmuş aracı satması nedeniyle davalının satış bedeli ve masraflarını sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince ödemekle yükümlü olması nedeniyle aleyhine ... 3. İcra Müdürlüğünün 2007/4154 sayılı dosyası ile icra takibi yaptığını,davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu,haksız itirazın iptali ile takibin devamına ve % 40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur....

Mahkemece, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, dava konusu aracın dava dışı ... tarafından yurt dışından getirilerek davalıya satışının yapıldığı, aracın davalı tarafından 20.05.2014 tarihli araç satış sözleşmesi ile davacıya satıldığı, aracın vergi ve gümrük incelemesi neticesinde yurt dışından sahte evrak ve belgeler ile az vergi ödemek suretiyle kaçakçılık ve sahtecilik ile ülkemize sokulduğu, araca el konulduğu, meydana gelen zararın tamamen yurt dışından sahte evraklarla aracı getiren ...'a ait olduğu, davalının ... ile fiili ortaklık ve irtibatının ispatlanamadığı, davalıya yüklenebilecek bir husumet bulunmadığı gerekçesiyle davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir....

UYAP Entegrasyonu