WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

Davalılar murisi; davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacı ile aralarında taşınmaz satışına dair herhangi bir sözleşme düzenlenmediğini, dava konusu taşınmazın tapuya kayıtlı olması sebebiyle zilyetlik sıfatıyla malik olunamayacağını, iddia edilen satışın gerçek olduğu düşünülse bile, haricen yapılan satış sözleşmesinin geçersiz olduğunu, sebepsiz zenginleşme hükümleri gereği alacağın zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece ; davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmesi üzerine; Dairemizin 14.11.2012 tarih ve 2012/19184 E. - 2012/ 23489 K. sayılı ilamı ile, "...Davalı taraf, sözleşme altındaki imzanın kendisine ait olmadığının tespitini istemiş ancak, bu konuda mahkemece bir inceleme yapılmadan , davacının ileri sürdüğü 20.04.1981 tarihli sözleşmenin geçerli olduğunun kabulü yerinde değildir. Öncelikle sözleşmenin geçerli olduğunun tespiti gerekir....

Yine; dosya kapsamında fotokopisi bulunan sürücü belgesi incelendiğinde,ilgili sürücü belgesinin ''belge no'' olarak adlandırılan bölümünün yanında bulunması gereken tarih kısmının boş olduğu ve buna rağmen davalı noter başkatibi tarafından söz konusu sürücü belgesine göre satış işleminin tesis edildiği açıktır. Öte yandan; yine davalı noter başkatibi tarafından satış işlemi için sürücü belgesi ibraz edilmesine rağmen nüfus cüzdanı ibraz edilmiş gibi işlem yapıldığı ve bu şekilde araç satış sözleşmesinde belirtildiği de tartışmasızdır....

in aracın borçlarını ödediği, ancak aracın üzerinde haciz çıkması nedeniyle satış işleminin yapılamadığı, ruhsat sahibi ... aracın satış işlemi için 45 gün süreli araç satış vekaletnamesi verdiği, bu olayları sanık ... ve... tarafından doğrulanması karşısında; sanık ...'ın üzerine atılı suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunun unsurlarının oluşmadığının gözetilmeden, mahkumiyetine karar verilmesi, Kabule görede; 3-T.C. Anayasa Mahkemesi'nin, TCK'nın 53. maddesine ilişkin olan, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olması nedeniyle iptal kararı doğrultusunda TCK'nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ...’ın temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, 01/11/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi....

nin bulunması ve satış bedelinin tamamının teslim alındığının satış sözleşmesinde açıkça belirtilmiş olması karşısında katılan şirket muhasebesine girmediği ve sanık tarafından mal edindiği iddia edilen suça konu araçlarla ilgili olarak bu işlemlerin nasıl gerçekleştiğinin şirket çalışanları ve ... ile ...'den sorulması, Sanık ...'in katılan şirkette hafif ticari araç danışmanı olarak görev yaptığının belirtilmiş olması karşısında, sanığın ikinci el araç satışına ilişkin müşterilerden para tahsile yetkili olup olmadığının açıkça belirlenmesiyle, suça konu araçlarla ilgili olarak düzenlenen sipariş teyid formunda sanıkça elden para tahsil edildiğine ilişkin ibarelerin yer alması karşısında para tahsil işleminin nasıl muhasebeleştirildiğinin ve hangi yetki ile sanık tarafından para alındığının tespiti, ... Şirketine satışı yapılan ... plakalı araç bedeli olan 38.500 TL'nin müşteri tarafından şirket hesabına banka havalesiyle gönderildikten sonra sanık tarafından müşteri olan ......

ın banka hesabına yapıldığını, araçta sıklıkla arızalar meydana geldiğini ve masraflar yapıldığını, daha sonra aracın servisine muayeneye gönderildiğini, kilometresinde düşürülme yapıldığını, orijinal 86.000 km de denilerek satılan aracın 216.000 km'de olduğunun ortaya çıktığını, bayiden edinilen bir başka bilgiye göre söz konusu aracın satış öncesi araç kiralama işlerinde kullanıldığının öğrenildiğini, sözleşmenin feshi ile satış bedeli olan 29.500,00 TL'nin satış tarihi itibariyle işletilecek yasal faiziyle, uğranılan manevi zararın tazmini olarak 5.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine, ayıp nedeniyle yapılan masraf olarak toplam 12.346,38 TL maddi zararının da satış tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir....

Somut olayda resmi şekle uygun olarak satış işlemi gerçekleştirilmiş, satış sırasında da taşınmazın tapu kaydında geçmişte orman olduğuna dair herhangi bir şerh bulunmamaktadır. Hâl böyle olunca davalı ... zapta karşı tekeffül hükümleri uyarınca davacının gerçek ve güncel müspet zararından sorumludur. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.12.2010 tarih ve 2010/13-618 esas ve 2010/668 karar sayılı ilamıda bu yöndedir. Mahkemenin açıklanan bu ilkeler doğrultusunda inceleme ve araştırma yaparak taşınmazın 1.11.2007 tarihi itibariyle gerçek raiç değerinin tespiti ile sonucuna uygun bir karar vermesi gerekirken geçersiz satışlarda uygulanan denkleştirici adalet ilkesine göre hesaplama yapan bilirkişi raporunu esas almak suretiyle yazılı şekilde karar vermiş bulunması, usül ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki mahkeme kararı bu gerekçe ile bozulması gerekirken zuhulen onandığı bu kez yapılan karar düzeltme incelemesinde anlaşılmıştır....

Somut olayda resmi şekle uygun olarak satış işlemi gerçekleştirilmiş, satış sırasında da taşınmazın tapu kaydında geçmişte orman olduğuna dair herhangi bir şerh bulunmamaktadır. Hâl böyle olunca davalı ... zapta karşı tekeffül hükümleri uyarınca davacının gerçek ve güncel müspet zararından sorumludur. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.12.2010 tarih ve 2010/13-618 esas ve 2010/668 karar sayılı ilamıda bu yöndedir. Mahkemenin açıklanan bu ilkeler doğrultusunda inceleme ve araştırma yaparak taşınmazın 1.11.2007 tarihi itibariyle gerçek raiç değerinin tespiti ile sonucuna uygun bir karar vermesi gerekirken geçersiz satışlarda uygulanan denkleştirici adalet ilkesine göre hesaplama yapan bilirkişi raporunu esas almak suretiyle yazılı şekilde karar vermiş bulunması, usül ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir....

Somut olayda resmi şekle uygun olarak satış işlemi gerçekleştirilmiş, satış sırasında da taşınmazın tapu kaydında geçmişte orman olduğuna dair herhangi bir şerh bulunmamaktadır. Hâl böyle olunca davalı ... zapta karşı tekeffül hükümleri uyarınca davacının gerçek ve güncel müspet zararından sorumludur. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.12.2010 tarih ve 2010/13-618 esas ve 2010/668 karar sayılı ilamıda bu yöndedir. Mahkemenin açıklanan bu ilkeler doğrultusunda inceleme ve araştırma yaparak taşınmazın 24.7.2007 tarihi itibariyle gerçek raiç değerinin tespiti ile sonucuna uygun bir karar vermesi gerekirken geçersiz satışlarda uygulanan denkleştirici adalet ilkesine göre hesaplama yapan bilirkişi raporunu esas almak suretiyle yazılı şekilde karar vermiş bulunması, usül ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir....

i arayıp aramadığının tespiti için sanığın beyan ettiği telefon numaralarına ait HTS raporlarının getirilmesi ve sanık ...'in isimli şahsa ait olduğunu beyan ettiği mail adresinin bilgilerinin bağlı olduğu şirketten sorulup, suç tarihinde kimin kullanımında olduğunun ve kimlerle irtibatlı olduğunun belirlenmesinden sonra sanık ...'ın yazı örnekleri ve imza örnekleri alınarak, katılanın kullanımında bulunan 05063349813 nolu hatta ilişkin 31.12.2010 tarihli satış sonrası işlem formunun aslı getirtilip üzerinde yazı ve imza incelemesi yaptırılıp, yazı ve imzanın sanık ...'e ait olup olmadığı da tespit edilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin eksik araştırmayla yazılı şekilde karar verilmesi, 2- Kabul ve uygulamaya göre ise; Sanık ...'ın aşamalarda, kredi kartından çekilen 4000 TL'nin tamamını ......

Davacı, davalının devre mülk satış sözleşmesi imzalanması sırasında düzenlenen senetlere dayalı başlattığı takip nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve takibe konu edilmeyen diğer senetlerden dolayı da borçlu olmadığının tespiti istemiyle eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, taraflarca davacının belirttiği hisseli gayrimenkul satış sözleşmesi aslı ibraz edilmediği, davalı tarafından davacı hakkında yapılan ... 14....

UYAP Entegrasyonu