WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 16 Haziran 2026

un davalı şirket yetkilisi olmadığı davalıların şirket çalışanı olduğu ve şirket adına hareket ettikleri hususunun iddia ve savunma kapsamında ve tarafların beyanları ile sabit olduğu görülmekle harici araç satış sözleşmesinin tarafları olmadığı gözetilerek davanın Davalılar ... ve ... yönünden pasif husumetten reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE, 1-Araç satış sözleşmesinin iptali talebinin reddine ve tescil talebinin idari işlem olduğundan reddine, 2-Davalılar .. ve ... yönünden davanın pasif husumetten reddine, 3-Davalı ......

Ticaret Anonim Şirketi vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirket bakımından husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, söz konusu aracın satış ihale sürece müvekkili şirket tarafından yürütülmediğini, müvekkili şirket tarafından davacıya herhangi bir satış taahhüdünde bulunulmadığını, davacıdan da satış bedeli veya kapora gibi herhangi bir bedel tahsil edilmediğini, otomobil satışı noter huzurunda gerçekleştirilen resmi şekle tabi bir işlem olup müvekkili şirket ile davacı arasında herhangi bir satış sözleşmesinin veya satış vaadi sözleşmesinin bulunmadığını, davacının ihalenin iptali nedeniyle kardan mahrum kaldığı iddiasının mesnetsiz olduğunu, davacı tarafından müvekkili şirketin hesaplarına ödenen herhangi bir araç satış bedelinin bulunmadığını, davacının iddiaları hiçbir somut delile dayanmadığını, tamamen varsayımsal bir zarar iddiası ile müvekkili şirketten talepte bulunulması hukuk dayanağından yoksun olduğunu, müvekkili şirketin maliki...

ın "..." isimli markayı davalıya muvazaalı olarak devrettiğini ileri sürerek, davalının marka üzerindeki kaydının iptali ile veraset ilamındaki hisseleri oranında davacılar adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dava konusu markanın noter sözleşmesi ile davalıya devredildiği, sözleşmedeki amacın markanın devri olduğu, hukuki işlemin satış mı yoksa bağış mı olduğunun bir öneminin bulunmadığı, tarafların sadece yapılan hukuki işlemin şeklen geçerliliği üzerinde durabileceği, marka devri sözleşmesinin tüm yasal unsurları taşıdığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir. Dava, muvazaa iddiasına dayalı marka devri sözleşmesinin iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir....

Ancak, söz konusu hüküm, alt işverene devir sebebiylesözleşmesinin feshedilebilmesi için feshin son çare olması gibi iş güvencesi hukukunun genel ilkelerine uyma zorunluluğunu ortadan kaldırmamaktadır. Keza, Belediyeler Kanunu’nun 67. maddesi uyarınca bir işin belediye tarafından alt işverene verilmesi, muvazaa iddialarının araştırılmasına engel teşkil etmez. Söz konusu hükümde sayılan işlerin alt işverene verilmesine dayanılarak iş sözleşmesinin feshi, muvazaa iddiasının ispatı hâlinde geçersiz olacaktır. Somut olayda, yukarıda belirtilen kanuni düzenlemeler gereği davalı Belediyenin, davacının çalıştığı işi, hizmet alımı yoluyla üçüncü şahıslara yaptırması mümkündür. Davalı asıl işverenin işin düzenli ve sağlıklı yürütümü bakımından verdiği emir ve talimatların alt işverenin yönetim hakkını ortadan kaldırıcı nitelikte değerlendirilmemesi gerekir. Hal böyle olunca, davalılar arasında kurulan asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazaaya dayanmadığı kabul edilmelidir....

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından üçüncü kişilere devrini önler nitelikte el konulduğunu belirterek, araç satış sözleşmesinin iptaline karar verilerek aracın davalıya iadesine ve satış bedeli olan 100.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyel birlikte kendisine ödenmesine karar verilmesini istemiştir....

Muvazaa,sözleşmesinin tamamında değil bir bölümünde (bir unsurunda)dır. (Özkaya E., İnançlı İşlem ve Muvazaa Davaları, Ankara, 2011, s.173 ). Muvazaa sözleşmesinde şekil koşulu aranmaz. Yazılı veya sözlü yapılabilir. Görünüşteki sözleşme şekle bağlı olsa dahi muvazaa sözleşmesinin yazılı veya resmi şekilde yapılması gerekmez. Görünüşteki sözleşmenin şekle bağlı olması halinde muvazaanın yazılı delil ile ispat edilmesi kuralı muvazaa sözleşmesinin yazılı olmasının geçerliliği için değil ispat edilebilmesi için aranan bir kuraldır (YİBK 5.2.1947 gün, 1945/20 E.,1947/6 K.). Görünüşteki yazılı bir sözleşmenin aksini iddia eden tarafın Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 200 vd. ve Türk Borçlar Kanunu'nun 12. maddeleri uyarınca iddiasını yazılı delil ile ispat etmesi zorunludur. Muvazaa sözleşmesi görünüşteki sözleşmeyi değiştirdiğine veya hükümsüz kıldığına göre ispat gücü kazanabilmesi için yazılı olması değinilen kanunların açık hükümleri gereğidir....

Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “Taraflar arasındaki satış sözleşmesinin 28.03.2013 tarihinde imzalandığı, sözleşmede araç bedelinin 420.000,00 TL olduğunun ve bedelin tamamının ödendiğinin belirtildiği, sözleşme tarihinden önce 27.03.2013 tarihinde 30.05.2013 ödeme tarihli 340.000,00 TL bedelli kambiyo senedinin düzenlendiği, araç satışına ilişkin kapalı faturanın 28.03.2013 tarihinde düzenlendiği, araç satış sözleşmesinin düzenlendiği tarihte Mersin 9....

Davalı vekili,muvazaa iddiasının doğru olmadığını, parselin komşu 6 nolu parsel ile birlikte değerlendirildiğinde bölünebilir nitelikte olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacının taşınmazın 1 m2' nin davalı tarafından 300.- TL' ye alındığını ispatlayamaması karşısında tanık ve keşifte belirlenen değer dikkate alınarak, dava konusu edilen payların m2 'sinin 625.- TL değerinde olduğu kabul edilerek, mahkeme veznesine ödenen toplam 89.251,25.- TL üzerinden önalım bedeli karşılığında davanın kabulüne karar verilmiştir Önalım bedeli, her bir pay satışı nedeniyle ödenen satış bedeli ile bu satış sebebi ile davalı tarafça yapılan tapu harç ve gideri toplamından ibarettir. Davacı bedelde muvazaa iddiasında bulunduğuna göre, bu iddiasını kanıtlaması gerekir. Davacı satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bu iddianın tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkündür....

ın alacaklı olduğu ... dosyasının dayanağını oluşturan ....09.2008 tarihli noter satış sözleşmesinde satış bedelinin nakden ve peşinen ödendiği belirtildiği gibi, satıcı davalı ...'ın sözleşmenin tarafı olmaması nedeniyle ve ayrıca ....09.2008 tarihli önsatış sözleşmesinin her zaman düzenlenebilecek belgelerden olması yanında, bu sözleşmenin uyuşmazlık konusu araca ilişkin olduğunun anlaşılamaması sebebiyle sadece bu belgelere dayanılarak, hüküm kurulamayacağı açıktır....

Mahkemece, sulh sözleşmesinin ifasının mümkün olmadığı ve dava konusu hisselerin satış tarihleri üzerinden bir yıldan fazla süre geçtiği, sulh sözleşmesinde davacıya 4 adet daire ile 2 adet dükkan verilmesinin kararlaştırıldığı, tapu harç ve giderlerinden kurtulmak amacıyla asgari seviyede gösterilen tapudaki değere itibar edilemeyeceği gerekçesiyle davalının bedelde muvazaa iddiası kabul edilmiş ise de, davalı tarafından satış bedelinin tapuda gösterilen miktardan fazla olduğu yasal delillerle kanıtlanamamıştır. Öte yandan, yukarıda da belirtildiği üzere, davalı dava konusu taşınmazlardaki pay satışlarına ilişkin satış akitlerinin tarafı olduğundan ve hiç kimse kendi muvazaasına dayanamayacağından davalının bedelde muvazaa iddiasında bulunması açıkça hakkın kötüye kullanılmasıdır....

UYAP Entegrasyonu