Noterliği'nin 18/07/2003 tarihli araç satış sözleşmesi ile satın aldığını, ancak tescil işlemi yaptırmadığını, aracın üzerine haciz konulduğunu müvekkiline ait ... plaka sayılı araca ilişkin haczin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı alacaklı vekili; davacının, borçlu ...ın babası olduğunu, aralarında gerçek bir satış ilişkisi olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davaya konu ... plakalı aracın mülkiyetinin 18.07.2003 tarihinde Noterde düzenlenen satış sözleşmesi ile davacıya intikal ettiği, satışın .. Şube Müdürlüğü'ne işlenmemiş olması sebebiyle aracın mülkiyetinin davacıya geçmesinden yaklaşık 10 yıl sonra araç üzerine 20/03/2013 tarihinde haciz konulduğu, davalı alacaklı vekilinin davacı ile borçlu arasında muvazaalı işlem yapıldığı savunmasını kesin ve inandırıcı delillerle ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı alacaklı vekilince temyiz edilmiştir....
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, eser sözleşmesinin bir türü olan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin ülkemizdeki genel uygulamasının, arsa sahipleri ile yüklenici arasında yapılan sözleşme uyarınca, yüklenicinin kademeli olarak inşaatın devamı sırasında, arsa sahiplerinin vereceği satış yetkisi ile kendisine düşecek bağımsız bölümün satışını yapabildiği ve yüklenicinin gösterdiği alıcıya arsa sahipleri tarafından dairelerin arsa payları oranında tapusunun devredildiğinin bilindiği, burada yüklenicinin satış yapmayarak, dairenin tapu kaydını sözleşmede belirtilen koşullarda edimini ifa ettiğinde kendi üzerine almasının istisna olduğu, genellikle yüklenicilerin, tapu kaydını almadan, satış yaparak arsa sahiplerince de tapuda devir işleminin yapıldığı, bu olgular ışığında dava konusu bağımsız bölümün ilk olarak davalılardan A.. A..'a 21.11.2005 tarihinde resmi senet ile satıldığı, bu senette A.. A..'ın alıcı, N.. Y.., A.. Ş.. ve B. D.'...
HUKUK DAİRESİ DAVA TÜRÜ : SÖZLEŞMENİN İPTALİ Taraflar arasında görülen davada; Asıl ve birleştirilen davada davacılar, mirasbırakan babaları ...’nın ...plaka sayılı ticari otobüsü ve ticari plakasını muvazaalı olarak satış göstermek suretiyle 03.12.2012 tarihinde davalı gelinine devrettiğini, temlikin bedelsiz olup, asıl amacın bağış olduğunu, ayrıca temlik tarihinde mirasbırakanın alzheimer hastası olduğunu ileri sürerek miras payları oranında ticari plaka satış sözleşmesinin iptaline, olmadığı takdirde saklı paylarının tenkisine karar verilmesini istemişlerdir. Davalı, dava konusu aracı ve ticari plakayı mirasbırakandan bedeli karşılığı satın aldığını, temlikin muvazaalı olmadığını, mirasbırakanın terekesi dikkate alındığında davacıların saklı paylarına herhangi bir tecavüz olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur....
Dava, önalım hakkı nedeniyle tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü kişiye satılması halinde, diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve payın üçüncü kişiye satılması ile kullanılabilir hale gelir. Davacının, önalım bedelinin tapuda gösterilen değerden az olduğunu ileri sürerek bedelde muvazaa iddiasında bulunması halinde bu iddiasını kanıtlaması gerekir. Somut uyuşmazlıkta, davalıya çekişme konusu hisselerin mülkiyetinin naklini sağlayan resmi senet içeriğinden payların toplam 550.000 TL bedelle satışının yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacı payın gerçekte daha düşük olduğunu önalım hakkına engel olmak için bedelin muvazaalı olarak yüksek gösterildiğini iddia etmiştir. Davacı, satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bedelde muvazaa iddiasını tanık dahil her türlü delil ile kanıtlaması mümkündür....
Aracın birini teslim aldım, ancak sonrasında banka borcu nedeniyle araç serviste haczedilmiştir. Bu senet benim teslim edilmeyen araç nedeniyle alacağımdır. Borçları temizledikten sonra iki aracı satın alıp senetleri iade edecektim" şeklinde beyanda bulunduğu, dördüncü celsede ise; "Ben karşı tarafın söylediği gibi davaya konu senedin araç satış sözleşmesinin teminatı olarak verildiğini kabul etmiyorum, aramızda böyle bir sözleşmenin yapıldığı sabittir, aracın banka avukatları tarafından bulunup haczedildiği konusu doğru değildir, kendileri aracın serviste olduğunu ihbar edip haczettirmiştir, aramızdaki ilişki ilk olarak araç satış sözleşmesi adlı ... plakalı aracın satışı ile başlamıştır, ben bu aracın kredi borçlarını ödeyerek aracı üstüme alacaktım, ancak araçta motor arızası tespit edildi ve servise götürüldü, sözleşmenin 6....
Pazarlama ve Satış A.Ş. şirketine bağlı çalıştığını, taşeronların üzerinden sigortalı gösterilmesine karşın gerçek işverenin davalı Philips Morris ... Pazarlama ve Satış A.Ş. olduğunu, talimatların anılan işveren tarafından verildiğini, Philips Morris ... Pazarlama ve Satış A.Ş.'nin kadrolu pazarlama elemanları ile aynı işi yaptığını, kadrolu işçilere verilen ücret ve sosyal haklarının verilmediğini, Philips Morris ... Pazarlama ve Satış A.Ş. ile diğer davalı şirket arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunu belirterek, davalı şirketler arasındaki muvazaanın tesbitine karar verilmesini, kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, fark ücret alacakları ve eşit işlem borcuna aykırılık sebebiyle tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı ... Ltd....
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve ... aleyhine 12/05/2014 gününde verilen dilekçe ile muvazaa nedeniyle araç satış işleminin iptali istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 06/09/2018 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma gereğince karar verilmiş olmasına göre yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 10/02/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi....
Araç alım satımı ile ilgili olarak davalılar ... ve ... hakkında Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/1386 Esas sayılı dosyasında dalandırıcılıktan dava açıldığı, halen derdest olduğu mahkemenin dosyayı getirterek duruşma tutanağına geçen incelemesinden görülmektedir. Davalı ... ve ... savunmalarında BK.nun 18/2 maddesi uyarınca iyi niyetli üçüncü kişi olduklarını istikrarlı olarak ileri sürmüşlerdir. Esasen mahkemece de davalı ...'ın iyiniyetli olduğu bu nedenle davanın reddedildiğini gerekçesinde göstermiştir. Öncelikle bir davada olayları ileri sürme, davanın taraflarına, nitelendirmeyi yapma mahkemeye aittir. Yukarıda açıklanan iddia ve savunma, maddi olaylara bakıldığında dava BK.nun 18.maddesine dayalı muvazaa nedeniyle satış işleminin iptalidir. Aşağıda daha geniş açıklanacaktır. Ancak, davalı ... ...'ın diğer davalı ... ...'ye yaptığı 5.4.2005 tarihli satış sözleşmesi incelendiğinde satış sözleşmesinin altında, davacı M....'nin imzasının olduğu görülmektedir....
Önalım bedeli tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masrafların toplamından ibarettir. Ancak davacı, tapuda yapılan satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bedelde muvazaa iddiasında bulunabilir ve bu iddiasını her türlü delille kanıtlayabilir. Somut uyuşmazlıkta, davacı asıl davada davalı ...'nın 25.05.2011 tarihinde edindiği dava konusu 5/32 pay ile ilgili olarak tapuda gösterilen satış bedeli olan 6250 TL üzerinden önalım hakkını kullanmış, bu davanın açılmasından bir gün sonra, ilk satıştan ise 15 gün sonra davalı aynı payı 10.06.2011 tarihinde 18.000 TL bedelle davalı ...'a, o da aynı payı 16.06.2011 tarihinde kardeşi diğer davalı ...'a 30.000 TL bedelle satış yoluyla devretmiştir. Asıl dava açıldıktan sonra, çok kısa aralıklarla daha yüksek bedellerle yapılan bu satışlar önalım hakkını önlemek amacıyla yapıldığını göstermektedir....
Davacı tarafından tescili istenen payla ilgili olarak satış vaadi sözleşmesinin yapıldığı aynı tarihte 673 yevmiye numarası ile tapuya şerh verildiği anlaşılmaktadır. Satış vaadinin tapuya şerh edildiği tarihin üzerinden beş yıldan fazla süre geçmiş ise de şerhin henüz kaldırılmadığı gerek davalı ..., gerekse Kemal'den devralan Yavuz Kömürlü'nün tapu kaydındaki söz konusu şerhi görerek ve bilerek taşınmazı satın aldıkları anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, tapu iptali ve tescil isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken davalı Kemal'in iyiniyetli üçüncü kişi olarak kabulü ve davacının muvazaa iddiasının kanıtlamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir....


