in iyi niyetli olduğunu, yapılan satışının gerçek satış olduğunu, ödeme emrinin borçlunun annesine 14.03.2013 tarihinde yapıldığını, satış işleminin tebliğ tarihinden 3 gün önce yapıldığını, davanın kötü niyetli olarak açıldığını, davacı ile davalı ... arasında yapılan bir kısım eşyaların satışına dair 19.260,00-TL bedelli sözleşmenin Edirne 1. Noterliğinin 25.02.2010 tarihinde onandığını, davalı ... tarafından bu sözleşme nedeniyle 10.02.2014 vade tarihli 20.000,00-TL tutarlı senet verildiğini, sözleşme bedeli senet güvencesi olarak davacı lehine dükkan vasıflı taşınmaz üzerine ipotek tesis edildiğini, borcun ödendiğini, senedin iade edildiğini, ancak davacının kötü niyetli olarak ipoteği kaldırmadığını, ipoteğin fekki hususunda davacıya ... 4. Noterliği aracılığı ile ihtarname gönderildiğini, davacının talebinin bu nedenle yersiz olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir....
Davacı, maliki olduğu 3200 ada 7 sayılı parseldeki B Blok 19 no’lu dairesini satmak için dava dışı ...’ü vekil tayin ettiğini, vekil ...’ın davalı ... ile anlaştığını, davalının, paranın arabada olduğunu, resmi devir sonrası araç içerisinde satış bedelini vereceğini söylediğini, vekil ...’ın da bu söze güvenerek çekişmeli daireyi devrettiğini, devir sonrası araç içerisinde satış bedelinin teslim edileceği sırada dava dışı ... ...’in yanlarına geldiğini ve vekil ...’ı kolundan tutarak araçtan indirdiğini, bunu fırsat bilen davalının da bedeli ödemeden oradan uzaklaştığını, vekil ... ile dava dışı ...’in önceye dayalı borç ilişkisi ve husumet nedeniyle ... ve ...’in işbirliği yaparak daireyi hileyle alma yoluna gitmiş olabileceklerini, davalı ...’in satış bedelini ödemediğini ceza soruşturması sırasında kabul ettiğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile adına tescilini, mümkün olmazsa 272.000,00 TL daire bedelinin faiziyle birlikte tahsilini istemiştir....
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; 08/04/2008 tarihli harici araç satış sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Karayolları Trafik Kanunu’nun 20/d maddesi uyarınca trafikte tescilli araçların mülkiyetini nakledici nitelikteki sözleşmelerin noterde yapılması zorunludur. Bu hükme aykırı olarak yapılan sözleşmeler hukuken geçersizdir. O nedenle geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflarına hak ve borç doğurmaz. Bu durumda taraflar verdiklerini sebepsiz zenginleşme kuralları gereğince geri isteyebilirler. Esasen, bu husus mahkemenin de kabulündedir. Somut olayda; uyuşmazlık geçersiz dahi olsa sözleşme ilişkisinden doğduğu için olaya TBK’nun 146. maddesinde öngörülen zamanaşımı süresi uygulanacaktır. Buna göre, harici sözleşme ile satışın yapıldığı 08/04/2008 tarihi ile eldeki davanın açıldığı 08/07/2015 tarihi arasında 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır....
nin müvekkilleri aleyhine icra takibi yapıp, sözleşme konusu makinelerden biçerdöveri muhafaza altına alarak, icra satışının gerçekleştiğini müvekkillerinin bu nedenle zarara uğradığını, davalıların kusurlu olarak sözleşme gereğini yerine getirmemeleri nedeniyle sözleşme gereğince biçerdöverin yarısı kadar müvekkillerine tazminat ödemeleri ve kâr mahrumiyetlerini gidermeleri gerektiğini, ayrıca davalılarda bulunan mısır tablasının sözleşmenin iptali dolayısı ile müvekkillerine teslimi gerektiğini iddia ederek sözleşmenin iptali ile sözleşme gereği davalılara teslim edilmiş olan mısır tablasının müvekkillerine teslimine, yoksun kalınan kar nedeniyle 5.000,00 TL'nin ve sözleşmede belirtilen cezai şart bedeli olan 126.355,50 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir....
Taraflar arasında noter huzurunda araç satış sözleşmesi gerçekleştirildiği ihtilafsızdır. Noter huzurunda imzalanan sözleşmeye göre davalı - alıcı, davaya konu aracı olduğu haliyle satım ve teslim aldığını; davacı- satıcı da bedeli aldığını beyan etmiştir. Her ne kadar sözleşme noter huzurunda düzenlenmiş ise de davalı taraf, cevap dilekçesinde satış bedelinin 120.000,00-TL'lik kısmını ödemediğini ikrar ettiğinden, davacının iddiasını ispatladığı kabul edilmiştir....
Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda; dava konusu aracın her ne kadar satış öncesinde dava dışı ......
Davacı ancak bu sözleşme ile davalıya verdiği ve 2918 sayılı yasaya uygun olarak davalıya devir işlemi yapılan aracın sözleşme tarihindeki değerini, kendi elindeki aracı davalıya iade koşuluyla isteyebilir....
nın kusurlu bulunduğunu, aracın .... tarafından trafik poliçesiyle sigortalı olduğunu, kaza sonucunda müvekkili şirket tarafından 3. şahıslara 28/05/2010 tarihinde 44.447,00 TL tazminat ödendiğini, ödenen bedelin rücuen tahsili amacıyla davalıya ihtarname gönderilmesine rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalı borçlu ve dava dışı... aleyhine takip başlatıldığını belirterek davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, kendisi adına kayıtlı bulunan ... plakalı aracı, kaza sebebiyle hayatını kaybeden müteveffa...’un kardeşi olan ...’a 15/02/2010 tarihli oto satış sözleşmesiyle sattığını, aracı fiilen ...’a satmış olmasına rağmen ...’un sözleşme özel şartlarında da belirtildiği üzere maddi imkansızlık sebebiyle aracın satışını daha sonra üzerine alacağını beyan etmesi üzerine araç kaydının kendi üzerinde gözüktüğünü, kazanın meydana geldiği sırada aracı kullanan... isimli şahsı tanımadığını belirterek davanın reddini savunmuştur....
Mahkemece, dava konusu aracın dava dışı 3.şahıs adına tescil edildiği taşıtın davalı adına hiç tescil edilmediği gibi üzerine kredi ve garantör sözleşmeleri uyarınca bir takyidat da konulmadığı, davalı vekilinin satıcı tarafından müvekkiline araç teslim edilmediğini savunduğu, aracın teslim edildiğini ispat etmekte yükümlü davacının, davalıya satış ve araç teslimini kanıtlayamadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 08.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre, davacının davalıya ait ticari taksinin kullanım hakkını devir almak amacı ile aralarında 24.05.2001 tarihli adi yazılı sözleşme imzaladıkları, davacının bu sözleşme gereğince ödemiş olduğu bedelin iadesi için icra takibi yaptığı, aracın kullanım süresi sonunda davacı adına devri konusunda anlaşıldığı, çünkü tarafların mensup olduğu durakta bu şekilde bir teamülün oluştuğu, bu durumda resmi şekilde yapılmayan araç satış sözleşmesinin geçersiz olup, davacının sebepsiz zenginleşme hükümlerince talepte bulunabileceği ve zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. Taraflar arasında yapılan 24.01.2005 tarihli sözleşme, ticari taksinin kiralanmasına ilişkin olup, mahkemece bu yön gözardı edilerek, yazılı biçimde davanın reddi doğru olmayıp, kararın bozulması gerekmiştir....


