Asliye Hukuk Mahkemesi; "...Davada ... ... ...nin taraf olduğu, kooperatifin taraf olduğu davaların Kooperatifler Kanununun 99. maddesi uyarınca ticari dava niteliğinde bulunduğu, bonodan kaynaklı alacak davası açıldığı, bononun da Türk Ticaret Kanununda düzenlendiğinden davaya bakma görevinin asliye ticaret mahkemesine ait olduğu..." gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi ise; "...Taraflar arasında ticari ilişkinin bulunmadığı, davacının borçlu olduğunu düşenerek bonoya dayalı ödeme yaptığı, kambiyo hukukuna ilişkin uyuşmazlık bulunmadığı, davanın sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı alacak davası olduğundan davaya bakma görevinin asliye hukuk mahkemesine ait bulunduğu..." gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir....
Bilindiği üzere; 6102 sayılı TTK’nın 732. maddesi uyarınca, süresinde ibraz edilmeyen ve zamanaşımına uğramış çekler yönünden taraflar arasında temel ilişki bulunmaması halinde yetkili hamil sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre keşideciden alacağın tahsilini isteyebilir. Sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince sebepsiz zenginleşmediğini ispat yükümlülüğü keşidecide olup keşideci sebepsiz zenginleşmediğini kanıtlamalıdır. Ne var ki, somut olayda davalı keşideci tarafından sebepsiz zenginleşmediğini kanıtlar nitelikte herhangi bir delilin dosyamıza sunulmadığı tartışmasızdır. Dava konusu çeklerin keşide tarihli dikkate alındığında en son tarihli çekin keşide tarihinin 25/02/2018 olduğu, işbu davanın ise; TTK 814/1 maddesi gereğince dava konusu çeklerin takas odasına ibraz edildikleri saptanan keşide tarihlerinden 3 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığı belirgindir....
Davalının davacı aleyhine zenginleşmesi TBK'nın 77 ve devamı maddelerinde yer alan sebepsiz zenginleşmeye dair hükümler uyarınca çözümlenmesi gerekir. Türk Borçlar Kanunu'nun 77.ve devamı maddelerinde yer alan sebepsiz zenginleşme, haklı bir sebep olmaksızın bir başkasının mal varlığından ya da emeğinden yararlanma olarak tanımlanır. Sebepsiz zenginleşme için, bir taraf zenginleşirken diğer tarafın fakirleşmesi, zenginleşme ile fakirleşme arasında nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekir....
Davada, davalıların murisleri tarafından açılan kamulaştırmasız elatma nedeniyle tazminat davasında mahkemece hükmedilen ve ödenen tazminatın, kararın ...’ca bozulması ve davanın reddi nedeniyle karşılıksız kaldığı; davalı tarafa ödenen tazminat miktarının bir kısmının iade edilmemesi nedeniyle de davalı mirasçıların sebepsiz zenginleştiği ileri sürülerek; 189.196,81 TL’nin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi istenilmiştir. Sebepsiz zenginleşme, bir kimsenin malvarlığının geçerli (haklı) bir sebep olmaksızın diğer bir kimsenin malvarlığı aleyhine çoğalması (zenginleşmesi) demektir. Sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak talep edilebilmesi için borçlunun malvarlığından bir başkasının aleyhine olarak bir zenginleşme meydana gelmeli, zenginleşme ve zenginleştirici olay arasında illiyet bağı bulunmalı ve zenginleşme haklı bir sebebe dayanmalıdır....
TTK'nın 732. maddesinde, "Zamanaşımı sebebiyle veya poliçeden doğan hakların korunması için gerekli olan işlemlerin yapılmasının ihmal edilmiş olması dolayısıyla, düzenleyenin veya kabul edenin poliçeden doğan yükümlülükleri düşmüş bile olsa, bunlar poliçenin hamiline karşı, onun zararına zenginleşmiş olabilecekleri kadar borçlu kalırlar ... ispat yükü, sebepsiz zenginleşmediğini iddia edene aittir." denilmek suretiyle zamanaşımına uğramış bonoya dayalı sebepsiz zenginleşme davası düzenlenmiştir. Bu hükme göre kıymetli evraktan kaynaklanan sebepsiz zenginleşme davalarında ispat yükü çeki düzenleyen keşidecide olup, davalı keşidecinin sebepsiz zenginleşmediğini ispat etmesi gerekmektedir. Ancak, davacı takip talebine ekli bonolarda lehtar, davalıların murisi ise keşideci konumundadır....
Malvarlığındaki azalmanın başka asli nitelikteki davalarla önlenmesi mümkün ise, sebepsiz zenginleşme davası gündeme gelemez Aynı ilkenin bir sonucu olarak, sözleşmeden doğan bir hukuki ilişkinin bulunduğu hallerde tarafların sebepsiz zenginleşmeye dayanan bir talepte bulunması olanaklı değildir..... İsviçre literatüründe Bucher tarafından ileri sürülen görüşte de, “Bir talep, sadece sözleşmesel herhangi bir zemin mevcut olmadığı durumlarda sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayandırılmalıdır....
Uyuşmazlık; davacının dava konusu taşınmaz için yaptırdığı imalat ve tadilatların lüks mü yoksa faydalı ve zorunlu mu oldukları, bu çerçevede lüks faydalı ve zorunlu masrafların tutarının ne kadar olduğu ve belirlenen tutarın davalıdan sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesinin istenip istenemeyeceği noktalarında toplanmaktadır. Sebepsiz zenginleşme, 6098 sayılı TBK’nun 77 ve devamı (mülga 818 sayılı BK’nun 61 vd) maddelerinde düzenlenmiş olup, madde hükmü uyarınca "Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Buna göre; sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ile fakirleşme arasında uygun nedensellik (illiyet) bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekmektedir....
Zararın varlığının kabulü için hamile ait ve tahsili mümkün bir alacak hakkının düşmesi veya zamanaşımına uğraması sonucu kıymetli evrak borçlusu nezdinde oluşan zenginleşmenin, bundan başka bir sebebinin bulunmaması yani sebepsiz olması yeterlidir. Bu madde uyarınca alacak talebinde bulunmak için hamil ile keşideci arasında temel ilişkinin varlığına da ihtiyaç yoktur. TTK'nın 732. maddesi uyarınca açılan davalarda ispat yükü sebepsiz zenginleşmediğini veya senet bedelini cirantalardan birine veya hamile ödediğini savunan keşideciye aittir.Diğer yandan, çek nedeniyle talebin sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak niteliğinde bulunması nedeniyle takip öncesi dönem için temerrüt faizi talep edilmesi ancak borçlu-keşidecinin TBK'nın 117. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmesi halinde söz konusu olur. Takip konusu çek süresinde bankaya ibraz edilmediğinden kambiyo vasfı kalmamıştır. Bu durumda keşide tarihinden itibaren temerrüt faizi işletilemez....
Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğu takdirde sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanamaz. Bu nedenle taraflar arasındaki eser sözleşmesine ilişkin 5 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğinden sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre zamanaşımı süresi hesaplanamaz. Davacı işin ayıplı ve eksik ifa edilmesi nedeniyle eser sözleşmesi nedeniyle verdiği bonolara ilişkin ...2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2007/699 Esas ve 2007/273 Esas sayılı dosyalarında menfi tespit davası açmış olup birleştirilerek 2007/273 Esas sayılı dosyada görülen davada yüklenici davalı yönünden borçlu olunmadığının tespitine karar verilmiş ancak eser sözleşmesi nedeniyle verilen bonoların ciro yoluyla hamili olan 3. kişi hakkında iyiniyetli üçüncü kişi olması nedeniyle dava reddedilmiştir....
- K A R A R - Davacı vekili, davacının ödünç para karşılığında davalıdan senet aldığını, 25.11.2012 tarihinde zamanaşımına uğrayan senede dayanılarak ... 732.maddesinde düzenlenen özel sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca bir yıllık süre içinde davalı borçlu aleyhine ilamsız icra takibi yapıldığını, borcun ödenmediği belirterek, itirazın iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, zamanaşımına uğrayan bononun, kıymetli evrak niteliğini kaybettiğini, kıymetli evrak vasfı olmayan bir evrak nedeniyle ... hükümlerine dayalı takip yapılmasının mümkün olmadığını, davacının iddalarının doğru olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir....


