Maddesi ( yeni TTK m. 369) uyarınca yönetim kurulu üyelerinin, şirket işlerinde gösterecekleri dikkat ve basiret hakkinda Borçlar Kanunu gereğince bir vekil gibi sorumlu olacakları açıktır. Dolayısıyla yönetim kurulunun tüm faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekmektedir. Bu durumda kooperatifi temsil ve yönetecek olan yönetim kurulu, kooperatifin başarısı ve amacına ulaşması için kanun ve anasözleşme hükümleri dâhilinde tüm Hukuki, ticari iş ve işlemleri özenle ve tizilikle yerine getirmesi gerekmektedir. Diğer yandan, bu sorumluluklarını yerine getirmeyen yönetim kurulu üyeleri ve kooperatif memurları kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan K.K. 62/3. Maddesi uyarınca sorumludur.” Eski TTK 336/1 ve 5. maddesi ile 338. maddelerine ve 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 Sayılı TTK nun 553. maddesine göre de, bu görevlerini kasten veya ihmalen yerine getirmeyen yönetim kurulu üyelerinin müteselsilen sorumlu olacağı vurgulanmıştır....
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporları, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre; asıl davada, davaya konu parsellerin davalı yönetim kurulu eski üyelerince davalı kooperatife rayiç değerinin üzerinde ve genel kurul kararlarına uygun olarak 164.500,00 TL' ye satıldığı ve gerçek kişi davalıların hukuki sorumluluğunu gerektirecek bir zararın oluşmadığı, her bir kooperatifinin yönetim kurulu üyeleri ve ortaklarının akraba olmasının taşınmazın satış işleminin iptali nedeni olmadığı, zira davalı yönetim kurulu üyelerinin kendi adlarına herhangi bir işlem yapmadıkları, kooperatif adına işlem yaptıkları gerekçesiyle tapu iptal ve tescil davasının, her iki taşınmazın rayiç bedeli üzerinden satıldığı davacı-karşı davalının zararının bulunmaması nedeniyle tazminat talebinin reddine, karşı davada ise, asıl davada tapu iptaline karar verilmediği ve karşı davacının herhangi bir zararı bulunmadığı gerekçesiyle, karşı davanın da reddine karar verilmiştir....
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporları, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre; asıl davada, davaya konu parsellerin davalı yönetim kurulu eski üyelerince davalı kooperatife rayiç değerinin üzerinde ve genel kurul kararlarına uygun olarak 164.500,00 TL'ye satıldığı ve gerçek kişi davalıların hukuki sorumluluğunu gerektirecek bir zararın oluşmadığı, her bir kooperatifin yönetim kurulu üyeleri ve ortaklarının akraba olmasının taşınmazın satış işleminin iptali nedeni olmadığı, zira davalı yönetim kurulu üyelerinin kendi adlarına herhangi bir işlem yapmadıkları, kooperatif adına işlem yaptıkları gerekçesiyle tapu iptal ve tescil davasının, her iki taşınmazın rayiç bedeli üzerinden satıldığı, davacı-karşı davalının zararının bulunmaması nedeniyle tazminat talebinin reddine, karşı davada ise, asıl davada tapu iptaline karar verilmediği ve karşı davacının herhangi bir zararı bulunmadığı gerekçesiyle, karşı davanın da reddine dair verilen kararın davacının asıl dava yönünden...
"İçtihat Metni" Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi Dava kooperatif yöneticilerinin kooperatif üyelerinin zarara uğratmasından kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Davanın açıklanan bu niteliğine göre, verilen hükmün temyiz inceleme görevi 2797 sayılı Yargıtay Yasasının 14. maddesi ve ilgili Başkanlar Kurulu Kararı uyarınca Yüksek (11). Hukuk Dairesine ait bulunduğundan dosyanın ilgisi yönünden anılan Daire Başkanlığına SUNULMASINA, 26.10.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
İ.. vekili, dava konusu talebe ilişkin 2 ve 5 yıllık zamanaşımı sürelerinin geçmiş olduğunu, davanın 7 yıl sonra açıldığını, yönetim kurulu üyelerinin oybirliği ile ibra edildiklerini, binalardaki işlerin tam olarak yapıldığını, asansör ve kanalizasyon işlerinin yapıldığını, kendisinin kooperatiften alacaklı olduğunu, açılan davanın reddi gerektiğini savunmuş ve karşı davasında kooperatif tarafından üyelerden alınan aidatların yeterli olmadığı için kooperatif yönetimince alınan 14.04.2003 tarihli tespit raporuna göre %79'unun tamamlandığını, inşaatın imalatında kooperatif üyelerinden alınan bedellerin yetmediğinde müvekkili tarafından karşılandığını, inşaata harcanan bedel ile üyelerden toplanan bedelin belli olduğunu, üyelerden toplanan bedelin üzerindeki ödemenin müvekkilince yapıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000.000 TL'nin davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı M.....
M. 62 ye göre yönetim kurulu üyelerinin gereken titizlik ve gayreti sarf etmesi gerektiği, 1163 sayılı Kanun m. 98 atfı ile Anonim Şirkete ait hükümlerin uygulanması gerektiği, TTK m. 553 e göre yönetim kurulu üyelerinin kusurlarıyla verdikleri zararlardan sorumlu oldukları, bu sorumluluğun kusura dayalı olduğu, TTK m. 336 da yönetim kurulu üyelerinin ortaklık pay sahiplerine karşı sorumlu olarak düzenlendiği, TTK m. 340 maddesinin TTK m. 309 a atfı nedeniyle ortaklığın uğradığı zarar nedeniyle pay sahiplerinin dava açabileceği, Koop Kanunu m. 62 de TTK m. 369 a benzer şekilde yönetim kurulu üyelerinin özenle bağlılık yükümlülüklerini düzenlediği, kooperatifin uğradığı bir zarar var ise bu zararın tazmini için sorumluluk davası açılabileceği, zararın kooperatife ödenmesi gerektiği ( TTK m. 555/1f ) zararın ortaya çıkmış olmasının şart olduğu, şirket / kooperatif yönetim kurulu üyelerinin TTK m. 553/1f gereğince kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal etmeleri nedeniyle...
ile karşı karşıya olduğunu, davalı yönetim kurulu üyelerinin, zarara uğrayan ......
Kararı, davalılar ..., ... vekilleri ve davacı kooperatif vekili temyiz etmiştir. Dava Kooperatif yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 1-Davacı kooperatif vekili ile davacı ... vekilinin itirazları yönünden Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun “ceza hukuku ile medeni hukuk arasında münasebet” başlıklı 53. maddesi, “Hakim, kusur olup olmadığına yahut haksız fiilin failinin temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamiyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraat karariyle de mukayyet değildir. Bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez.” hükmünü içermektedir. Karar tarihinden önce yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesinde de benzer düzenlemeye yer verilmiştir....
Davacının 23.03.2003 tarihinde yapılan genel kurulda alınan karar ile davalı kooperatifin yönetim kurulu üyeliğine seçilmiş olduğu, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı' nın 30.03.2004 tarihli yazısı ile davacının yönetim kurulu üyeliğinden alınarak mahkeme kararı ile kooperatife kayyım atandığı, atanan kayyımın görevinin sona ermesinden sonra görevlendirilen kooperatif müdürü tarafından kooperatif genel kurulunun toplanarak yeni yönetim kurulu üyelerinin belirlenmesine rağmen, bu genel kurulda alınan kararların mahkemece iptal edilmiş olduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı, bu dava ile görevden alındığı 01.04.2004 tarihi ile genel kurul kararının mahkeme tarafından iptal edildiğine ilişin kararın kesinleştiği 13.10.2006 tarihleri arasındaki ücret alacaklarını talep etmektedir. Huzur hakkı, verilen bir emeğin karşılığıdır....
Kural olarak, yönetim kurulu üyeleri kooperatif adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulmazlar ise de; 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesi yollaması ile dava tarihinde yürürlükte bulunan TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde kusursuz olduklarını ispat etmedikçe uğranılan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar. Bu bağlamda, yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucu meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle, yönetim kurulu üyeleri için kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörülmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul edilmiştir....


