Alacağın temliki ve borcun nakli mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 162 ila 181. maddelerinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 183 ila 204. maddelerinde) düzenlenmiştir. Kural, borç ilişkisinin sonucu olan edimin alacaklıya ifasıdır. Fakat hayat şartları, ticaret ve ekonomi gereksinmeleri, alacaklının ifayı beklemeden alacağını başkasına devretmesi veya borçlunun borcunu bir başkasına nakletmesi yollarının da açılmasını zorunlu kılmıştır. Görülüyor ki, alacağın temliki hayat şartlarının gerektirdiği ihtiyaçlardan ortaya çıkan bir hukuk kurumudur. Örneğin, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde bina yapım işini borçlanan yüklenici finans ihtiyacı duyar. Bu ihtiyacın kısmen veya tamamen yükleniciye bırakılması kararlaştırılan bağımsız bölüm veya bölümlerin onun tarafından daha inşaat aşamasında üçüncü kişilere satılarak veya satış vaadinde bulunularak karşılanması olanağı bulunmaktadır....
Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe; Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı, davalı aleyhine Bursa 4. İcra Müdürlüğünün 2015/... Esas sayılı dosyasında 20/11/2015 tarihinde başlattığı ilamsız icra takibi ile 87.450,98 TL asıl alacak ile 9.376,13 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 96.927,11 TL nin tahsilini istemiş, davalı borçlunun itirazı üzerine süresinde dava açılmıştır. Taraflar arasında 07/08/2014 tarihli sözleşme ile davacı yüklenicinin Mert Döküm İmalatları Çemberleme masaları köprü imalatları , Mert Döküm Kanal İmalatı, Odöksan Kanal imalatı işlerini yapmayı üstlendiği, davacının sevk irsaliyeleri ve faturalara dayalı olarak alacak talebinde bulunduğu taraflar arasındaki uyuşmazlığın iş sahibi davalının takip konusu yapılan fatura karşılığı bedelleri ödeyip ödemediği hususundadır. Talep edilen asıl alacak tutarı olan 87.450,98 TL'dir....
Şirketi ile mağdur arasında alacak ilişkisi doğduğunu, müvekkili şirketin tazminatın tamamını mağdura ödediğinden başkaca bir sorumluluğu kalmadığını, Yeni Genel Şartlar uyarınca maluliyet tazminatı hesaplamaları Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre değil, ZMM genel şart ekinde yer alan TRH-2010 kadın/erkek tablosu ve %1,8 teknik faiz kullanılarak hesaplama yapılması gerektiğini, 01.06.2015 tarihinden sonra üretilen poliçelerde TRH 2010 tablosunun ve 1,8 teknik faizin kullanılması suretiyle hesaplama yapılması gerektiğini, 7251 sayılı Kanun ile Sigortacılık Kanunu'nuna göre 22/07/2020 tarihinden önce imzalanan fakat sözleşmedeki alacak hakkının kullanılmasının 22/07/2020 tarihinden sonrasına bırakılan alacağın temliki sözleşmeleri geçersiz olduğunu, gerekçeli kararda müvekkili şirket aleyhine avans faizine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur....
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; menfi tespit davasının konusunun bankacılık - ... sözleşmesi olduğunu, davanın mutlak ticari dava olduğunu, ticaret mahkemelerinin görev alanına girdiğini, davacının iş bu davayı açma hakkı ve dava ehliyeti bulunmadığını, davacının gayrimenkulü satın alırken ipotek yükü ile birlikte ve ipotek borcunun olduğunu bile bile satın aldığını, söz konusu ... sözleşmesinden kaynaklanan alacağın ... USD tutarında miktarını davalı ...'ın ... USD miktarında tutarının da davalı ... alacaklı ... A.Ş.'ye ödediğini, bunun üzerine alacak ... ... Noterliğinin ... tarih ... yevmiye numaralı temlik sözleşmesi ile ...USD bedelle sınırlı olmak üzere davalı ...'a ... ......
BK'nın 162. maddesi uyarınca, alacağın temliki kapsamında sözleşmeden doğan hakkın temliki, yazılı biçimde yapılmış olmadıkça geçerli olmaz. Arsa sahibinin arsadaki paylarını ya da bağımsız bölümleri başkalarına sadece devretmiş olması, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan hakları ayrıca yazılı olarak temlik etmedikçe, anılan sözleşmeye dayalı hakların da devri anlamına gelmez. (YHGK'nın 26.03.2008 tarih 15-279 E., 2008/277 K. sayılı ilamı ile Dairemizin 21.03.2013 tarih ve 327 E, 1732 K; 25.09.2013 tarih ve 3694 E, 5737 K sayılı ilamları bu yöndedir.)...
Mahkemece,iddia savunma, bilirkişi raporu ve toplanan delillere göre, davacı ile davalı banka arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, ihtarnameye konu alacağın kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak olduğu, davacı yanca kredi sözleşmesinin teminatı olarak davaya konu bononun verildiği, 6111 sayılı Kanun'un 17/a maddesinde ve Gelir İdaresi Başkanlığınca yayınlanan tebliğde davalı banka tarafından Körfez krizi sebebiyle alacaklarını tahsil edemeyen firmalara yapılan ödemelerin kredi niteliğinde olduğunun belirtildiği, bu halde kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın sona erdiğinin kabul edilemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılardan şirket vekilince temyiz edilmiştir. 1)Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı şirket vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2) Davacılar vekili dava açarken 30.956,30 TL peşin...
TBK'nın 183.maddesinde "Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızası aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir" 184.maddesinde "alacağın devrinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır" hükümleri göz önüne alındığında; borçlunun rızası aranmaksızın yazılı olması şartı ile kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça her türlü alacak temlik edilebilir. Alacağın temliki bir tasarruf işlemi olduğundan temlik sözleşmesi yapılır yapılmaz alacak devralana geçer. Alacağı devralan kişi alacaklı yerine geçer. Alacağı devreden kişinin borçluyla ilişkisi kesildiğinden alacağın tahsili, dava, talep etme hakkı alacağın maliki durumuna geçmiş olan alacağı devralan kişiye aittir....
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2022/743 Esas KARAR NO :2022/963 DAVA:Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:04/05/2017 KARAR TARİHİ:08/11/2022 Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili bankanın .../... Şubesi ile dava dışı ... Vas. San. Ltd....
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin görevsiz olduğunu, 6102 sayılı TTK 4-f maddesi gereğince görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi oluğunu bu nedenlerle görevsizlik kararı verilmesini, esasa ilişkin olarak ise davacı ile dava dışı ... arasında Alacağın temliki, sulh, ibra ve feragat sözleşmesiyle davacının tasfiye halinde ... A.Ş. nezdinde kar ve zarar kalıtım hesap bakiyesinin temliki hususunda mutabakata varıldığını, ancak müvekkilinin borcun nakli sözleşmesinden kaynaklanan edimleri yerine getirebilmesi için öncelikle kar ve zarar katılım tasfiyesinin beklenmesi gerektiğini, ödemenin mümkün olmadığını savunarak haksız davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretininde davacı tarafa yükletilmesini istemiştir. Mahkememizce dava konusu celp edilen ... 31....
A.Ş arasında 12/11/2020 tarihli Alacağın Temliki Sözleşmesi bulunduğu hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır....


