Sayılı dosyasında, 1.356.822,43 TL tutarındaki toplam alacağın icra gideri, vekalet ücreti ve takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yıllık %10,50 avans faizi ile birlikte tahsili için takibe geçildiği, takibin dayanağının “iş ortaklığından kaynaklanan alacak” olduğu, borçlulara tebligatın 31.08.2015 tarihinde yapıldığı ve borçluların da 04.09.2015 tarihinde borca ve ferilerine itiraz ederek takibi durdurduğu anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamından taraflar arasında iki adet öğrenci yurdunun yapımı amacı ile adi ortaklık ilişkisi kurulduğu anlaşılmaktadır. Davacı bu dava ile, davalı ortağa ortaklık işleri için ödemiş olduğu bedeli talep etmekte olduğu, tarafların ortak kabulüne göre yukarıda belirtilen işlerin tamamlanması ile taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinin sona erdiğinin kabulü gerektiği kuşkusuzdur. Buna göre fiilen sona eren adi ortaklıkta davacının talebinin adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine ilişkindir....
ın üzerine kayıtlı ... konutun üzerindeki ipoteğin kaldırılması, yurt dışına yerleşmek isteği ve ipotek-kefalete ortak olmamak gerekçeleri ile ortaklıktan ayrılmak istediğini tanıklar üzerinde ısrarla belirtmesi ve ...’a hisselerini satmak için ciddi baskı ve taciz uygulaması neticesinde kabullenmek durumunda kaldığını, davacı tarafın ortaklık hissesini devretme konusundaki ısrarlı talebi ve baskısı neticesinde tanıklar ve şirket ortakları huzurunda toplantılar yapıldığını ve bu toplantılarda şirket kar payı ve değerinin tespitine yönelik olarak şirket muhasebe kayıtları ve belgelerinin davacı tarafça incelenmek suretiyle değerlendirmeye tabi tutulduğunu ve yine bizzat davacı tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda şirketin pasifinde kayıtlı kar payı olarak 255.000.00 TL'nin şirketin toplam sermaye değeri olarak da 45.000.00 TL tespit edildiğini, şirketin kar payı tespitinde mali piyasa, şirket borçlarının dikkate alındığını ve tespitin bu doğrultuda yapıldığını, kaldı ki aynı toplantıda...
Mahkemece; hisse devir bedeli olan 20.000,00TL nin davacıya ödenmiş olması, işyerinin kar ettiğinin davacı tarafından ispatlanamaması, davacı tarafından ortaklığa konulan malzemelerin olduğu şekliyle değil ancak tasfiye sonucunda tarafların yaptıkları tüm masrafların karşılanmasından sonra kalan miktarın taraflar arasında paylaşılabileceği, tanık beyanları ile dosya kapsamından taraflar arasında sözleşme imzalanmasından sonra davalının ortaklığa emek ve eşya olarak daha fazla katkıda bulunduğu ve bu bedellerin davacı tarafından ödenmediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dava; adi ortaklıktan doğan alacağa vaki takibe yönelik tazminat istemine ilişkindir. 1-Davacı ile davalı arasında imzalanan 05.12.2011 tarihli sözleşme ile adi ortaklığın kurulduğu, bu doğrultuda ortaklığa konu ......
Özel Eğitim A.Ş. ye ödenmesi gerektiği, davacının eksik aldığını iddia ettiği kar payları hesaplaması açısından, inceleme, değerlendirme ve tespitler bölümünün b maddesindeki tabloda gösteridiği üzere davacının 2014 ocak 2015 mayıs dönemi kar payı olarak hakedişi 18.150,68 TL olduğu, bu döneme kadar almış olduğu kar payı ödemesinin bu miktardan düşülüp kendisine ödenmesi gerektiği, (dava dosyasında belirtilen Ekim-Kasım 2014 ve Nisan, Mayıs 2015 dönemine ait bölüştürülen kar payı 5.669,00 TL 'dir) sonuç değerlendirme bölümü madde 4'te davalının itiraz dilekçesinde davacıdan alacaklı olduğunu belirttiği 9.274,53 TL 'nin nereden kaynaklandığının bu dosyadaki belgelerle tespit edilemediği, madde 5'te ise davacının itiraz ettiği günlük satış tutarları ile, aylık satış tutarları arasında fark olabileceği hususunun yine bu dosyadaki belgelerle yeterli şekilde tespit edilemediği, madde 4 ve madde 5 ile ilgili net hesaplama ve tespit yapılabilmesi için davalı ve davacının ilgili dönem defter ve...
Türk Borçlar Kanununun 620. maddesinde "Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir." hükmüne yer verilmiştir. Adi ortaklık TBK'nın 620 ve devam eden maddelerinde düzenlenmiştir. Somut olayda davacı taraf tacir olmadığından, adi ortaklık da TTK'da düzenlenmediğinden, malvarlığı haklarına ilişkin olan davanın genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğinden, davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği anlaşıldığından mahkememizce davanın usulden reddi ile dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur....
Alıcı 3. kişilerle akdedilen sözleşmelerin tarafının doğrudan arsa sahibi olduğu hususu kabul görmese dahi, bu kez, adi ortaklığa ilişkin, müteselsil sorumluluk esasının kıyasen uygulanması gereğince, olayda yine de arsa sahibine arsa paylarını yükümlülüğü altında bulunduğu kabul edilmiştir. Hukukumuzda adi şirketi düzenleyen mevzuat hükümleri incelendiğinde: TBK'nun 620. Maddesinde, ''adi ortaklık sözleşmesi iki veya daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir'' denilmiştir. Bu tanımdan, adi şirketin - ortaklığın - unsurlarını; kişi, sözleşme, katılım payı, amaç ( müşterek gayeye ulaşmak için birlikte çalışmak unsuru) şeklinde belirtilmiştir. Adi ortaklık; Bir yönüyle borç sözleşmesi olmasının yanı sıra, bir yönüyle de ortak bir gayenin yerine getirilmesini amaçlayan sosyal bir birliktir. Bu nedenle, ticari ilişkide ortakların şahsı da önem arz etmektedir....
Alıcı 3. kişilerle akdedilen sözleşmelerin tarafının doğrudan arsa sahibi olduğu hususu kabul görmese dahi, bu kez, adi ortaklığa ilişkin, müteselsil sorumluluk esasının kıyasen uygulanması gereğince, olayda yine de arsa sahibine arsa paylarını yükümlülüğü altında bulunduğu kabul edilmiştir. Hukukumuzda adi şirketi düzenleyen mevzuat hükümleri incelendiğinde: TBK'nun 620. Maddesinde, ''adi ortaklık sözleşmesi iki veya daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir'' denilmiştir. Bu tanımdan, adi şirketin - ortaklığın - unsurlarını; kişi, sözleşme, katılım payı, amaç ( müşterek gayeye ulaşmak için birlikte çalışmak unsuru) şeklinde belirtilmiştir. Adi ortaklık; Bir yönüyle borç sözleşmesi olmasının yanı sıra, bir yönüyle de ortak bir gayenin yerine getirilmesini amaçlayan sosyal bir birliktir. Bu nedenle, ticari ilişkide ortakların şahsı da önem arz etmektedir....
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Ret kararının yasal mevzuata ve hakkaniyete aykırı olduğunu, mahkeme tarafından davalı şirket yönünden açılan davanın reddine, diğer davalılar yönünden ise pasif husumet yokluğuna karar verildiğini, ancak davanın sadece şirket pay alacağı davası olmayıp müvekkilinin ortak olduğu, ticari işletmenin karının paylaşılmamasından kaynaklı alacak davası olduğunu, müvekkilinin davalı limited şirkete ortak olamayacağı kabul edilse dahi tarafların iradesinin bir ticari ortaklık kurma konusunda birleştiği gözetildiğinde en azından adi ortaklığın varlığından kaynaklı olarak müvekkilinin kar payı davası açması önünde yasal engelin olmadığını, birçok Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere gizli ortaklık sözleşmesine dayanarak gizli ortağın iç ortaklıkta talepte bulunma hakkına haiz olduğu, kar payının tahsili davasının açılabilmesi için ortaklığın sona ermesine gerek olmadığını, mahkeme tarafından iddiaları ve taleplerine...
Anılan Yargıtay ilamı, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde eldeki davada, taraflar arasında imza edilen "Ön Protokol" başlıklı sözleşmenin adi ortaklık sözleşmesi niteliğinde olduğu, davacının eldeki davadaki talebinin taraflar arasındaki adi ortaklık ilişkisinin tasfiyesi istemini de içerdiği sonucuna ulaşılmıştır....
Davacı vekiline, 13/03/2024 tarihli 2 nolu celsede davacı tarafın icra takibinde alacağın sebebi olarak bakiye fatura alacağı, ödenmemiş işçilik alacağı, kar payı ve ek iş- işçilik bedelleri şeklinde yazarak toplam 938.000,00-TL asıl alacak talebinde bulunduğu, ancak hangi alacak kalemi için hangi bedelde talepte bulunulduğunu ayrı ayrı gösterilmediği, bu hususun açıklanmasının gerektiği, ayrıca davalı şirketlerin aralarında adi ortaklık bulunup bulunmadığı, husumetin her iki şirkete birlikte yöneltilmesinin sebebinin ne olduğu, bahsi geçen 12 adet yapıda davalıların ayrı ayrı işveren mi olduğu, yoksa birlikte mi işveren oldukları, davalılar arasında adi ortaklık bulunup bulunmadığı hususlarının da muallak olduğu anlaşılmakla davacı vekiline takibe konu yaptığı alacak miktarının ayrı ayrı kalemler halinde açıklanması, yargılamaya yapmaya elverişli halde bildirmesi, davalılara birlikte husumet yöneltmesinin sebebi hususlarında açıklamada bulunmak (somutlaştırma yükümlülüğünü yerine getirmek...


