Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili ile davacı şirket arasında adi ortaklık bulunduğunu, dava konusu taşınmazın da ortak inşaa edildiğini ve ortaklık payı nedeniyle alacaklı olduğunu, ...’ın şirket yetkilisi olarak hareket ettiğini, davacı şirket yetkilisi ... ve dava dışı ... ... arasında akdedilen 01.06.2015 tarihli protokol ve sözleşme gereğince davalı müvekkil ...’e ait olan ve icra takibine dayanak teşkil eden Bakırköy .... Noterliği’nin 06.03.2014 tarihli, 6701 yevmiye sayılı Sözleşme’sine konu İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mah. ... mevkiinde kain tapunun 582 Ada 30 parselinde kayıtlı taşınmazda yer alan 16 numaralı bağımsız bölüm dava dışı ... ...’a satıldığını, İşbu satım sözleşmesi karşılığında ... ... ise tarafına ait olan İstanbul ili, ... İleçesi, ... Mah., ... Mevkii, 582 ada, 33 parselde bulunan 12 numaralı bağımsız bölümü davacı şirket yetkilisi ...’a devretmiş ve bu şekilde daire takası suretiyle Bakırköy .......
Otel bünyesinde “estetik ve güzellik merkezi” kurarak işletmeyi ve elde edilecek karı bölüşmeyi taahhüt ettikleri, iş bu sözleşmenin adi şirket (ortaklık) sözleşmesi olduğu, sözleşmenin 2. maddesinde sözleşmenin süresinin 2 yıl olduğu, süre sonunda sözleşmenin herhangi bir ihtar veya ihbara gerek kalmaksızın kendiliğinden fesh olacağı, sözleşme süresinin sonunda ancak tarafların karşılıklı mutabakatıyla uzatılabileceğinin düzenlendiği, tarafların 2 yıllık sürenin dolmasına rağmen 02/09/2012 tarihinde sözleşmeyi sona erdirmeyip faaliyetlerine devam ettiklerinden zımni bir şekilde adi şirket ilişkisinin süre sonunda sona ermeyip uzayacağı konusunda anlaştıklarının görüldüğü, süresiz hale gelen işbu sözleşmenin bu durumda 6....
a kat karşılığı verilmiş ve ........ tarafından muvazaalı şekilde (veya ticari işletme devri / adi ortaklık şeklinde) ........ A.Ş.'ye devredilmiş arsa payları üzerine ihtiyati tedbir konulması talep edilmiştir. Talebin sadece ........ şirketine devredilen paylar için yapıldığı anlaşılmakla, hem aleyhine ihtiyati tedbir istenen ........ şirketi üzerindeki paylara ihtiyati tedbir konulması hem de 30/03/2022 tarihli sözleşmeye konu arsa payı olan 170 m2'yi aşacak şekilde aleyhine ihtiyati tedbir istenen ........ şirketinin payları üzerine ihtiyati tedbir kararı verilmesi hatalı olmuştur. Bu itibarla mahkemece 30/03/2022 tarihli sözleşmeye konu arsa payı olan 170 m2'ye isabet edecek nispetteki pay ile sınırlı olamak üzere davalı ........ şirketi üzerindeki paya ihtiyati tedbir konulması gerekir iken talebi aşar şekilde davalı ........ şirketine ait payın tamamına ihtiyati tedbir konulması da hatalıdır....
Tüm dosya kapsamına, yükleniciler ve bir kısım arsa sahibi arasında imzalanan 26.08.1998 tarihli adi yazılı sözleşme, yüklenicilerin kendi aralarında imzaladıkları 14.04.1998 tarihli ortaklık sözleşmesi ve tarafların birbirlerine gönderdikleri ihtarname içeriklerine göre, dört yüklenicinin de arsa sahiplerine karşı müteselsilen sorumlu oldukları uyuşmazlık dışıdır. TBK’nın 165.maddesi (818 sayılı BK'nun 144. maddesi) hükmüne göre, Kanun veya sözleşme ile aksi belirlenmedikçe, borçlulardan biri kendi davranışıyla diğer borçluların durumunu ağırlaştıramaz. Bu hüküm borçlular arasındaki iç ilişkiyle ilgili bir yasak getirmektedir. Buna göre borçlulardan hiçbiri alacaklı ile yapacağı bir anlaşma ile diğerlerinin durumunu ağırlaştıramaz....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Katılma alacağı Davacı-birleşen davacı ... ile davalı-birleşen davalı ... aralarındaki katılma alacağı davasının reddine dair ... 3....
Esas sermayenin pay sayısına bölünmesi sonucu oluşan ve nominal (itibari) değeri olan her bir birim birer payı oluşturur. Pay sayısının ve nominal değerinin esas sözleşmede gösterilmesi zorunludur. Bir diğer anlamıyla pay; pay sahipliği konumunu yani ortaklık sıfatını ifade eder. Ortaklık sıfatından kaynaklanan hak ve borçlar paya bağlıdır. Pay elde edilirken ortaklık sıfatı da kazanılmış olur. Payın devredilmesi halinde ortaklık sıfatı ve buna bağlı hak ve borçlar da devredilmiş olur. Üçüncü anlamıyla pay; bir kıymetli evrak niteliğindeki pay senetlerini (hisse senetlerini) ifade eder. Hamiline düzenlenmiş paylar hariç olmak üzere, payın bir senede bağlanması zorunluluğu yoktur....
nin davalı şirketteki hisselerinin alacağın temliki hükümlerine göre kayyım onayı ile adi yazılı sözleşme ile temlik alınması mümkündür. Somut olayda davacı adi yazılı sözleşmeyi sunmuştur. Ancak söz konusu devir işlemi, davalı şirketin pay defterine tescil edildikten sonra hüküm ifade edecektir. Zira söz konusu adi yazılı temlik belgesi, her zaman düzenlenmesi mümkün olan bir belgedir. Bu nedenle muhatap davalının senet yerine geçecek adi yazılı temliknamaye göre işlem yapabilmesi için söz konusu devir olgusundan haberdar edilmesi ve bu hususun davalının pay defterine işlenmesi gerekir. Gerek davacı tarafça gerekse müflis *** Şirketi tarafından iflas tarihinden önce payın devir edildiği davalıya bildirilmemiştir. Dolayısı ile *** Şirketi iflas etmeden önce davalının payları davacı adına pay defterine kayıt (tescil) etme imkan ve yetkisi yoktur. Yani iflas tarihinden önce hukuki işlemin tasarruf aşaması gerçekleşmemiştir....
Sözleşmede, ------ başlığı altında, aşağıdaki hükümler yer almaktadır: Bu -----, taraflar arasında daha önce tanzim edilmiş olan bila tarihli ---- ortadan kaldırmıştır ---- Taraflar arasında mevcut bulunan ortaklık sözleşmesinin eksik hükümleri ile muğlak hükümlerinin tamamı bu ------ maddelerinde yer alan hükümlerden anlaşıldığı üzere; işbu ---, taraflar arasında daha önce akdedilmiş olan bila tarihli ---tamamen ortadan kaldırılmış olup, taraflar birbirlerini bila tarihli ---kaynaklanan borçlarından ve haklarından dolayı ibra etmişlerdir. Bu nedenle, davalının cevap dilekçesinin ---- kısmında yer alan, ------ yukarıda verilen amir hükmüne göre her hak edişi takiben davacı tarafından müvekkile ---- oranında kâr payı ödenmesi gerekirken bahsi geçen ödemeler hiçbir şekilde yapılmadığı” yönündeki iddiaları yerinde görülmemiştir. Zira işbu kâr payı ödeme yükümlülüğünün, bila tarihli ---- düzenlenmiş olduğu ve ------ortadan kaldırıldığı anlaşılmaktadır....
Davacının 06.07.2018 tarihine kadar şirket yönetim kurulu üyesi olduğu görülmüştür.Davacı şirket yönetim kurulu üyesi iken görüldüğü üzere şirketin her sene düzenli olarak kar payı dağıttığı ve yöneticilere cüzi mahiyette huzur hakkı ödenmesine karar verildiği görülmüştür. Davalı şirketin mali durumu, şirketin geçmiş uygulamaları, ortaklık yapısı ve mali durum açısından davacı şirketle aynı-benzer durumda bulunan şirketlerin yöneticilerinin aldığı emsal ücretler nazara alındığında genel kurulda ortaklara kar payı dağıtılmasına karar verilmezken -------isimli yöneticiye yıllık 510.000 TL huzur hakkı ödenmesine ve 2020 yılı net karının %2 si kadar prim ödenmesine dair alınmış olan kararın usul ve yasaya uygun olmadığı, fahiş olduğu, örtülü kar dağıtımı mahiyetinde olduğu kanaatine varılmıştır....
Ancak yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmadığından kural olarak her bir davalı bakımından ayrı tahsil hükmü kurulması gerekmekte ise de davacıya karşı adi ortaklık olarak yükümlülük altına giren davalıların sorumlu oldukları toplam miktar üzerinden davacıya karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı açıktır. Bu nedenle alacak miktarının davacıya karşı münferiden veya adi ortaklık olarak müştereken ve müteselsilen sorumluluk altına girmesine göre davalılar yönünden ayrıştırılarak hüküm tesis edilmesi gerekmektedir....


