Bununla beraber taraflar arasında aynı sözleşme ve yere ilişkin görülmekte olan ve taraf rolleri tam tersi olan .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E sayılı dosyası celp edilmiş, bu dosyanın incelenmesinde; Bu davanın İlk olarak 31.12.2018 tarihinde .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E sayısı ile açıldığı davada, Mahkememiz dosyasında davalı olan ... tarafından, mahkememiz dosyasında davacı olan ... şirketi aleyhine, davamıza konu aynı satış vaadi sözleşmesinden ve aynı taşınmazlar konu edilerek, sözleşmenin uyarlanması, tapu iptali ve tescil ve bir kısım zarar tazmini talep edildiği görülmüştür. İşbu mahkemece verilen 21.01.2019 tarihli kararda, talepler arasında tapu iptali ve tescil talebi de olduğundan, kesin yetki kuralı gereği yetkisizlik kararı verilerek dosyanın .... Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderildiği, bu mahkemede ... E sayısını aldığı ve bilahere, dosya davacısı ... tarafından tapu iptal ve tescil talebinden vazgeçilmesi ve ıslah beyanı üzerine .......
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının geçerli olmayan adi sözleşme ile dava konusu taşınmazı satın alarak edimlerini yerine getirdiği, sözleşmenin geçerli hale geldiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, adi yazılı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptal ve tescil talebine ilişkindir. Taşınmazın aynından doğan davalarda yetki başlıklı 6100 Sayılı HMK'nın 12. maddesinin birinci fıkrasında "Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir" hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda davanın konusu, ...İlçesi 2947 ada 51parsel 60 no’lu bağımsız bölümdür....
ın tapu iptali ve tescil isteminin reddini savunmuştur. Mahkemece; davacı/karşı davalı ...'ın tapfu iptali ve tescil davasının kabulüne, 559 ada 11 parsele ait tapu kaydının iptali ile 1/2 pay ..., 1/2 ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Hükmün davalı/karşı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 11.2.2016 tarih ve 2015/22410 Esas, 2016/2208 Karar sayılı ilamı ile davacı-karşı davalı ... ile davalı-karşı davacı ... aralarında tapu devirlerinin yapıldığı 17.11.2000 tarihinde düzenledikleri adi yazılı senetle dava dışı 1/3 pay sahibi Yusuf Işılak'a ait payın eşit oranda taraflarca satın alındığını ancak, tapuda o tarihte yasal olarak devir yapılamadığından tapudaki mevcut payların oluştuğunu, oysa gerçekte 1/2'şer oranda hak sahibi olduklarını kararlaştırmışlardır....
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılar vekilinin müvekkilleri -----İle müvekkil şirket arasında imzalanan 07/02/2014 tarihli Gelir Paylaşımı Sözleşmesi ile bağlı olup adi ortaklığın ortağı olarak tüm edimlerini yerine getirdiğini ve getirmekte olduğunu, davacının tüm iddia ve taleplerinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, iş bu davanın görüldüğü mahkemenin yetkisiz olduğunu, kesin yetkili nöbetçi ---- asliye ticaret mahkemesine, bulunmaması durumunda ticaret mahkemesi sıfatıyla nöbetli---- asliye hukuk mahkemesine gönderilmesine, haksız ve mesnetsiz davanın usul ve esastan reddine, aksine kanaat halinde TBK'nın adi ortaklığı düzenleyen hükümleri gereğince adi ortaklığın tasfiyesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir....
Tüm bu açıklamalardan sonuçla heyetimizce taraflar arasında TBK m. 620 hükmü uyarınca bir adi ortaklık ilişkisinin mevcut olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. Şayet Mahkemece sayılan bu unsurlardan herhangi birinin sağlanmadığı kanaatinde olunması halinde taraflar arasında adi ortaklık ilişkisinin bulunmadığı ifade edilebilecektir. Bir kez daha ifade edelim ki nihai takdir ve kanaat tamamen ve münhasıran Mahkemeye aittir. Adi ortaklığın sona ermesi tasfiyesine ilişkin açıklamalarımız bir alt başlıkta ortaya konulmuştur. Adi Ortaklığın Sona Ermesine İlişkin İnceleme: Adi ortaklık sözleşmesinin sona erme sebepleri, TBK m. 639 ve 640 hükümlerinde düzenlenmiştir. TBK m. 639/ hükmü uyarınca;“Ortaklık, aşağıdaki durumlarda sona erer:1. Ortaklık sözleşmesinde öngörülen amacın gerçekleşmesi veya gerçekleşmesinin imkânsız duruma gelmesiyle.2. Sözleşmede ortaklığın mirasçılarla sürdürülmesi konusunda bir hüküm yoksa, ortaklardan birinin ölmesiyle,3....
Derece mahkemelerince; adi ortaklık işletmesinin organsız kaldığı gerekçesiyle, 4721 sayılı Kanun'un 427 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği adi ortaklık işletmesine yönetim kayyımı atanmasına karar verilmiş ise de; tüzel kişiliği bulunmayan adi ortaklığın yönetimine ilişkin olarak 6098 sayılı Kanunu'nun 624 ve 625 inci maddelerinde özel düzenleme bulunduğu, yukarıda yer verilen 4721 sayılı Kanun hükmünün ise tüzel kişilere ilişkin olduğunun gözetilmemesi, doğru görülmemiştir. 5. Bundan ayrı, taraflar arasında İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan 2014/293 E. ve İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan 2015/949 E. sayılı davaların, davaya konu adi ortaklıklığa ilişkin olarak taraflar arasında İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan 2015/550 E. sayılı dava ile birleştirildiği, İstanbul 9....
Davacı tarafça taşeronluk sözleşmesinden kaynaklı hak edişe dayalı olarak tapu kaydının iptal ve tescili olmadığı taktirde değerinin tahsili ve dosyanın, ... Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesi talep edilmiş olup, aynı sözleşmeye dayalı olarak Adi ortaklardan ... tarafından.... Mahkemesinde aynı taleplerle açılan tapu iptal ve tescil , olmadığı taktirde bedelin tahsili davası bulunduğu ve halen dosyasının derdest olduğu, mahkememiz dosyası ile ....Mahkemesinin dosyası arasında fiili ve hukuki bağlantı bulunduğu, davalardan biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyecek nitelikte olduğu tüm dosya kapsamı ile anlaşılmakla davacı tarafın birleştirme talebi ve usul ekonomisi de dikkate alınarak H.M.K.'nun 166/1 maddesi gereğince mahkememiz dosyasının .... esas sayılı dosyası ile BİRLEŞTİRİLMESİNE ilişkin karar verilmesi gerekmiştir. GD : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-Dosyamızın ... esas sayılı dosyasıyla BİRLEŞTİRİLMESİNE, 2- Dosyamız işlemlerinin .......
Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile … arasında düzenlenen ortaklık sözleşmesi ile …'un akar olarak işletilmesi amacıyla kurulan ve Borçlar Kanunu hükümlerine tabi bir adi ortaklıktır. Bu ortaklığın en yetkili organı olan Yönetim Kurulu üyeleri Büyükşehir Belediyesi ve …nin kadrolu personeli arasından seçilerek atanmaktadır. Ayrıca, sözleşmenin 11.maddesinde de …'da Belediyenin muhtelif yasalardan kaynaklanan haklarının saklı olduğu belirtilmiştir. Söz konusu sözleşmenin incelenmesinden, …nin adi ortaklık olmakla beraber bir kamu hizmetini iki kamu idaresi adına yerine getirmek üzere oluşturulan bir kuruluş olduğu anlaşılmış olup icra ve karar organlarının atanması, yürüttüğü hizmetin niteliği gözönüne alındığında anılan kuruluşun idare işlevinin tamamen dışında tüm işlem ve eylemleri özel hukuk hükümlerine tabi bir kuruluş olarak nitelendirilmesinde hukuki isabet görülmemiştir....
Hukuk Dairesi'nin 02.05.2012 gün, 2011/1753 E., 2012/2936 K. sayılı bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; taraflar arasında imzalanan adi yazılı sözleşme uyarınca davacı tarafından ikiz villanın inşa edilip birinin davacıya, diğerinin davalıya ait olacağı şekilde teslim edildiği, binanın bulunduğu parsel hakkında ortaklığın giderilmesi davası açılması nedeni ile davacının rayiç değer talep ettiği, ancak bu davanın takipsiz bırakılması nedeni ile eldeki davanın enkaz bedelinin tespit ve tahsili niteliğinde düşünülmesinin mümkün olmadığı, dava konusu taşınmazın bulunduğu parselde tarafların dışında başka arsa maliklerinin de olduğu, tüm paydaşların sözleşmeye katılmamaları nedeni ile sözleşmenin ifa ile sonuçlandığından sözedilmesinin mümkün olmadığı, aksinin düşünülmesi halinde bile talep konusu inşaatın kaçak, ruhsatsız ve imara aykırı olarak gerçekleştirildiği, davacının daha önce açtığı tapu iptali tescil davasının reddedilip kararın kesinleştiği, imara aykırı ve yasal hale...
, bu sebeple anılan sözleşmenin sadece ileride kurulması halinde kurulacak fonlara ilişkin hükümleri belirlemekten ibaret bir çerçeve sözleşme olmadığını, tarafların sözleşmeyi imzalama sebeplerinin "birlikte birden fazla girişim sermayesi yatırım fonu kurma" amacı olduğunu, müvekkilinin feshe kadar girişimci ve yatırımcı bulma yükümlülüğünü ifa ettiğini, bağımsız sözleşmelerin yapılmamış olmasının, adi ortaklığın kazanç sağladığı gerçeğini değiştirmediğini ve bu kazancın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 622 nci maddesindeki esaslara göre paylaşılmasını engellemeyeceğini, 2019 tarihli sözleşmeden dolayı müvekkilinin hak ettiği ve mahrum kaldığı ortaklık kazanç payının talep edildiğini, Bosphorist Fonu'nun yatırımlarının %75 gibi büyük bir oranının dava dışı REM People Girişimi'ne yönlendirilmiş olup şirketin yönetim kurulunda sözleşmenin feshedildiği 2021 Ocak ayında Bosphorist Fonu'nu temsil eden kişinin (......


