Kira bedelini haciz ihbarnamesinin tebliği ile birlikte takip dosyasına ödemesi gerekirken bundan kaçınıp haksız olarak açmış olduğu menfi tespit davasının reddi gerektiğini ileri sürmüştür. Mahkemece yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre;takip dosyasında haciz ihbarnamelerinin şerhleri ile birlikte usulüne uygun olarak davacı tarafa tebliğ edildiği ve yasal süresinde davacı tarafın bir itirazının olmadığı ayrıca davacı tarafın yasal süresi içerisinde itiraz etmemesine ilişkin iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle açılan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dava, tebliğ edilen 3. haciz ihbarnamesi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı yan kendilerine 18.03.2011 tarihinde tebliğ edilen 89/1 haciz ihbarnamesine süresinde itiraz ettiklerini ileri sürmüştür. Takip dosyası örneğinden davacı şirketin kendisine anılan tarihte tebliğ edilen haciz ihbarnamesine itiraz etmiş olduğu anlaşılmaktadır....
İcra takip dosyasının incelenmesinde, alacaklı tarafın talebi üzerine, şikayetçi aleyhine 89/1 ve 2 haciz ihbarnamelerinin gönderildiği, şikayetçi tarafından haciz ihbarnamelerine süresinde itiraz edilmemesi üzerine (alacaklı tarafın talebi ile) 89/3 haciz ihbarnamesinin 03.07.2012 tarihinde şikayetçiye tebliğ edildiği, şikayetçinin ise, takip alacaklısı ve takip borçlusu aleyhine (09.07.2012 tarihinde) ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/782 E. sayılı dosyasında menfi tespit davası açtığını 10.07.2012 tarihinde icra müdürlüğüne bildirdiği, alacaklı tarafın (13.07.2015 tarihli) talebi ile şikayetçi ....'nin borçlu gösterilerek 3. kişilerdeki hak ve alacaklarına haciz konulmasının talep edildiği ve icra müdürlüğünce bu doğrultuda TOKİ Başkanlığına haciz ihbarnamesi ve haciz müzekkeresi gönderildiği görülmüştür....
Ev Gereçleri Ltd.Şti. nin istihkak iddiasında bulunduğunu, borçlunun bu şirketlerle organik bağ içinde olduğunu, icra takibine dayanak senetler üzerinde de haciz adresinin gösterildiğini, hacizlerde borçluya ait çok sayıda belge ve eşyanın görüldüğünü, belirterek şikâyet başvurusunun kabulü ile haczin İİK’nun 99. maddesi uyarınca yapılmış sayılmasına yönelik kararın iptaline verilmesini istemiştir. Karşı taraf (borçlu), usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir. Mahkemece dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda: “dava konusu hacizde borçluya ait belgelerin ele geçmediği, bu sırada görülen boş klasör ile eski ajandanın İİK’nin 97. maddesine işlem yapılması için yeterli olmadığı, kaldı ki ödeme emri tebligatının da haciz adresinde yapılmadığı, İİK’nun 99. maddesinin uygulanmasının yerinde olduğu “ gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmiş; hüküm, şikayet eden (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmiştir....
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; dava konusu ödeme emrinin dayanağının taraflarınca düzenlenmediği, görevlerinin sadece tahsilat aşamasına ilişkin olduğu, davanın reddi gerektiği; aksi düşünülse dahi, dacva açılmasına sebebiyet vermediklerinden aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücreti yüklenilemeyeceği; Davacı tarafından ise, iptaline hükmolunan kısım yönünden de hesaplarına elektronik haciz işlemi uygulandığı; dava açmakta haklı oldukları ve davanın tam kabulü gerektiği ileri sürülmektedir. TARAFLARIN SAVUNMASI : Taraflarca, karşı tarafında temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü gerektiği düşünülmektedir....
Bu fıkraya göre açılacak menfi tespit davaları maktu harca tabidir...." şeklindedir. 2004 sayılı Kanun'un 893. maddesine istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasında görevli mahkeme; davanın tarafları arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanması nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesi'dir. Taraflardan birisinin tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının veyahut borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının mahkemenin görevinin belirlenmesinde bir etkisi bulunmamaktadır. (Aynı yönde, Yargıtay 11. HD'nin 06.11.2023 t.li, 2023/5228 E. ve 2023/6468 K. sayılı kararı) Yine, dava mutlak veya nispi ticari dava niteliğinde bulunmadığından, dava şartı olarak arabuluculuk söz konusu olamaz....
nden olan alacağının tahsili için müvekkili şirkete haciz ihbarnamesi düzenlediğini, ödeme emirlerinin tebliğ edildiğini, ancak müvekkili şirketin davalı Kurum borçlusu Nehir Tekstil ile mevcut ticari ilişkisi sonucunda, müvekkili şirketin herhangi bir borcu bulunmadığını, ödeme emirlerinin iptal edilmesi gerektiğini ileri sürerek davalı idare tarafından müvekkil şirkete gönderilen haciz ihbarnamesi ve ödeme emrinin tebliğ tarihi itibariyle davalı şirkete borçlu bulunmadığının tespitine, 15.05.2014 tarihinde müvekkili şirkete gönderilen iki adet ödeme emirlerine ilişkin müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespiti ile ödeme emirlerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı T.C....
- K A R A R - Şikayetçi vekili, müvekkilinin işçi alacaklarına karşılık 05.03.2015 tarihinde .... dava açtığını, 10.06.2015 tarihinde davasının kabulüne karar verildiğini ve bu karara dayanarak 07.07.2015 tarihinde ...sayılı dosyası ile...... aleyhine icra takibi başlattığını, borçlu şirketin .....olan hak ve alacakları için ilgili şirkete birinci haciz ihbarnamesi gönderildiğini, gelen cevabi yazıda alacağın sıraya alındığı bildirilmesine rağmen sıra cetvelinde alacaklarının gösterilmediğini, alacağının ilama dayalı işçi alacağı olduğundan imtiyazlı alacak olduğunu ileri sürerek sıra cetvelinin iptaline ve......sayılı dosyasına konu işçi alacağının sıra cetveline alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Şikayet olunan ..... vekili, müvekkili kurumun 6183 Sayılı Kanun'un 79. maddesi hükümleri gereği usulüne ve hukuka uygun takip ve işlem yaptığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, ....... 1....
Mahkemece, dava dışı icra takip dosyasında İİK'nun 89/1 maddesi gereğince düzenlenen haciz ihbarnamesinin davalının açıklamasına göre 14.10.2011 tarihinde tebliğ edildiği, davaya konu icra takip dosyasına ilişkin borcun ise davadan önce ödendiği, davalının dava dışı icra takip dosyasında davacının cari hesap alacağına bloke konulması nedeniyle ödeme yapmamasında haklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davalıya, dava dışı icra takip dosyasında 14.12.2010 tarihinde İİK'nun m.89/1 gereğince haciz ihbarnamesi gönderilmiş, davalı 21.12.2010 tarihinde bu haciz ihbarnamesine itiraz etmiştir. Bu dosyadaki haczin fekki ise ... 11. İcra Müdürlüğü'nün davalıya hitaben yazdığı yazıya göre 26.08.2011 tarihinde gerçekleşmiştir. Davaya konu icra takip dosyasında 29.09.2011 tarihli ödeme emri 12.10.2011 tarihinde tebliğ edilmiş ve davalı bu ödeme emrine süresi içinde 18.10.2011 tarihinde itiraz etmiştir....
DAVA Şikayetçi şirketler vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketler hakkında konkordato mühleti verildiğini, ve 05.02.2018 tarihinde konkordato projesinin tasdikine karar verildiğini, alacaklı tarafından konkordato kararının alacaklı banka yönünden feshedildiği beyan edilerek müvekkil firmaların banka hesaplarının haczi için bankalara haciz ihbarnamesi gönderilmesinin talep edildiğini, müdürlüğün talebi kabul ettiğini, İİK'nın 304. maddesi uyarınca müvekkili şirketler hakkında konkordatonun kesinleşmiş olması nedeniyle tüm hacizlerin düştüğünü, konkordatonun feshi kararının kesinleşmesi gerektiğini ileri sürerek hacizlerin kaldırılmasına ilişkin taleplerinin reddine yönelik 02.01.2020 tarihli müdürlük kararının iptaline, müvekkili firmaların banka hesaplarına konulan hacizlerin fekkine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Dava dilekçesi alacaklıya tebliğ edilmeksizin dosya üzerinden inceleme yapılarak karar verilmiştir. III....
Olayda, yükümlü şirket adına düzenlenen ödeme emrinin ... tarihinde ... imzasına tebliğ edildiği, bu tebliğe dayanarak uygulanan haciz işleminin mahkemece onandığı, yükümlü şirketin temyiz istemi üzerine Dairemizce verilen ... gün ve 1994/554 sayılı kararda, dava konusu haciz işleminin dayanağı olan ödeme emrinin tebliğ edildiği ... ile yükümlü şirket arasındaki ilişki araştırılarak bunun sonucuna göre bir karar verilmesi icabettiği gerekçesiyle bozulduğu, bozma kararı üzerine ara kararı ile davacı şirketten istenilen 1991 yılına ait ücret bordroları ve Sosyal Sigortalar Kurumu Bildirgelerinin incelenmesinden adı geçen şahsın şirketi temsile yetkili bulunmadığı ve şirkette çalışan elemanlardan olmadığı sonucuna varılarak haciz işleminin iptaline karar verildiği anlaşılmıştır....


