Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı içinde bırakılmıştır. İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve davanın hak düşürücü sürede reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda ... onama harcının temyiz edene yükletilmesine 18/10/2010 gününde oybirliği ile karar verildi....
Hak düşürücü süreler dava koşulu olup, yargılama sırasında karşı tarafın itirazı aranmaksızın mahkemece kendiliğinden gözönünde bulundurularak hak düşürücü süre nedeniyle başka bir araştırmaya girilmeden, dava koşulu bulunmadığından davanın reddi gerekir. 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesinde düzenlenen dava açma süreleri hak düşürücü sürelerden olup, bu sürelerinin bitmesinden sonra tapuya dayanılarak dahi orman kadastro işleminin iptali dava edilemez. Hukuk Genel Kurulunun 20.03.1996 gün ve 1995/20-1086 E. 1996/174 K. sayılı ilamında; kabul edilen ilkeye göre; hak düşürücü süre geçmişse dava dinlenemeyeceği ve işin esası incelenemeyeceğinden, kesin hükmün varlığı, orman kadastrosunun kendiliğinden geçersiz olması sonucunu da doğurmaz. Hak düşürücü süre kesin hükümden önce gelir. Kesin hükmün varlığı hak düşürücü süre içinde açılacak orman kadastrosunun iptali davasında ileri sürülecek bir konudur....
görevsizlik sonucu Bozkurt Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2009/3 Esas, 2010/81 Karar sayılı ilamının) dava dışı karayoluna yönelik olduğu, davacılar vekilinin kadastro öncesi nedene dayanarak 102 ada 1 parsele ilişkin 29.12.2017 tarihinde eldeki davayı açtığı, 3402 sayılı Kanun'un 12/3 maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolmuş olduğu, davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığından reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nin 353/(1)-b-3 maddesi gereğince esastan reddine" karar verilmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi Taraflar arasındaki yapılan yargılamanın iadesi talebine ilişkin davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacılar murisleri ... tarafından davalılar aleyhine 10 yıllık süre içinde, tapu kaydına dayalı olarak açılan orman tahdidinin iptali davasının Küre Asliye Hukuk Mahkemesinin 08/02/2006 tarih 2004/44 - 6 sayılı ilamı ile red edildiğini ve Yargıtay 20. Hukuk Dairenin 17/10/2006 tarih 2006/10314-13770 sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiğini, ancak muris tarafından çekişmeli taşınmazın kendilerine hibe edildiğine ilişkin 02/06/1989 tarihli hibe senedinin ellerine ... geçtiğini belirterek, H.Y.U.Y.’nın 445. maddesi gereğince yargılamanın iadesini talep etmişlerdir....
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, altı aylık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraza ilişkindir. 6831 sayılı Yasanın 11/1. maddesine göre orman kadastrosu askı ilanına çıkarıldıktan sonra 6 aylık itiraz süresinde açılan davalara kadastro mahkemesi bakmakla görevlidir. 6 aylık hak düşürücü sürenin sonunda orman kadastro komisyonu kararı kesinleşir, ancak, tapulu gayrimenkullerde tapu sahiplerinin 10 yıllık süre içinde genel mahkemelerde dava açma hakları saklıdır. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosu 21/02/2008 tarihinde ilana çıkarılmış, eldeki dava 20/08/2008 tarihinde 6 aylık askı ilanı içinde açılmıştır. Artık bu davaya orman kadastrosuna itiraz davası olarak bakma kadastro mahkemesinin görevindedir. Mahkemece işin esasına girilerek bir karar vermek gerekirken arazi kadastrosunun askı ilan tarihi esas alınarak orman kadastrosuna itiraz davasında görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı ......
Gerek 766 sayılı Kanunun 31/2. maddesi ve gerekse 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesinde, özel mülkiyete konu olamayacak, Devlet Ormanları hakkında Orman Yönetimi tarafından açılacak davaların 10 yıllık hak düşürücü süreye tâbi olup olmadığı konusunda açık bir hüküm bulunmamakta ve özel şahıslar ile Orman Yönetimi arasında bir ayrım da içermemekte ise de “Kamu Malı” savıyla açılacak davalarda 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı konusundaki Yargıtay kararları yerleşik içtihat halini almıştır. Bu nedenle, orman iddiasıyla açılan temyize konu dava yönünden 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanma olanağı bulunmadığından mahkemece işin esasına girilerek yöntemine uygun şekilde orman araştırması yapılıp oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı ......
İncelenmekte olan bu dava ise 766 sayılı Kanunun 31/2 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3.maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin kaçırılmasından sonra 05.03.2009 tarihinde açılmıştır. Anılan maddedeki 10 yıllık süre hak düşürücü nitelikte olup, olumsuz dava koşuludur. Hak düşürücü sürenin gerçekleşmesi, işin esasının incelenmesini önler. Hak düşürücü süre tüm def’i ve itirazlardan önce nazara alınır. Bu nedenle; yargılama bitinceye dek hak düşürücü sürenin geçtiği taraflarca ileri sürülebileceği gibi, görevden ötürü hâkim tarafından kendiliğinden de göz önünde tutulur. Davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması kanuna aykırı ise de, hüküm redde ilişkin olup sonucu itibarı ile doğru bulunmaktadır. Tüm bu yönler göz önünde tutularak mahkemece yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi ve hükmün Dairece onanmış olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır....
II.CEVAP Sosyal Güvenlik Kurumu vekili, davacının açmış olduğu davanın hak düşürücü süre içerisinde sürmesinin gerektiğini, açılan davada Sosyal Güvenlik Kurumunun, davalı değil de fer'i müdahil durumunda olduğunu, davanın öncelikle zamanaşımı ve hak düşürücü süre yönüyle, husumet nedeniyle, davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, davacının davasını mülga 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesi ve 5510 sayılı Kanunu'nun 86 ıncı maddesinde belirtilen beş yıllık hak düşürücü sürede açmadığını, söz konusu davada beş yıllık zamanaşımının uygulanmasının gerektiğini, usul ve kanuna aykırı açılan davanın reddine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir....
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre, dava konusu taşınmazın kesinleşen, ancak henüz tapuya tescil edilmeyen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı ve kadastro tesbit tutanağı düzenlenmediği, kesinleşen orman sınırları içinde olması nedeniyle 3402 sayılı Yasanın 22/5. maddesi gereğince tapu kütüğüne aynen aktarılması amacıyla ada ve parsel numarası verilip tescil edildiğine göre 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesindeki 10 yıllık süre içerisinde davacı gerçek kişinin dava açma hakkının bulunmadığı, davanın 6831 sayılı Yasanın 11/1. maddesinde düzenlenen hak düşürücü süre içinde açılabileceği ve yörede yapılan orman kadastrosunun 15.05.1986 tarihinde kesinleştiğinden hak düşürücü süre içerisinde davanın açılmadığı gözönünde bulundurularak davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre, davacının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 16.01.2012 günü oybirliğiyle...
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu 67 nolu parselle ilgili orman komisyon kararının iptali ile taşınmazın orman sınırları dışına çıkartılarak kadastro çalışmalarındaki gibi davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı ... tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu kaydına dayalı olarak 10 yıllık sürede açılan orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir. Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 12/02/1991 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır....


