WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Haziran 2026

Mahallesi 1001 ada 141 sayılı parselin davalılar adlarına tesbit ve tescil edildiğini, ancak, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu iddia ederek, davalılar adlarına kayıtlı tapunun iptaline ve orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, 5841 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmiş olması nedeniyle, keşif yapılmaksızın davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, yenileme kadastrosunda askı ilân süresi içinde açılan orman savına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Genel arazi kadastrosu işlemi 05.12.1952 tarihinde kesinleşmiştir. Daha sonra, 2859 sayılı Kanuna göre pafta yenileme işlemi yapılarak 14.09.2001 tarihinde kesinleşmiştir....

Hukuk Dairesinin 03.04.2008 gün ve 2008/1564-5261, 27.06.2008 gün ve 2008/4257-9287, 09.10.2008 gün ve 2008/8409- 12530, 20.01.2009 gün ve 2008/15375-519 sayılı kararların da değinildiği üzere, gerek 766 sayılı Yasanın 31/2. maddesi ve gerekse 3402 sayılı Yasanın 12/3 maddesinde, özel mülkiyete konu olamayacak, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler hakkında Hazine tarafından açılacak davaların 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olup olmadığı konusunda açık bir hüküm bulunmamakta ve özel şahıslar ile Hazine arasında bir ayrım da içermemekte ise de, Hazine tarafından açılacak bu tür davaların (10) yıllık hak düşürücü süreye tabi olmadığı hususu yerleşmiş Yargıtay Kararları ile istikrarlı bir şekilde uygulanmaktadır....

Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, 23.12.2010 tarihli dava dilekçesinde ...mahallesi 717 ada 2 parselin davalı adına tapuda kayıtlı olduğunu, ancak taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu bildirerek, davalı adına kayıtlı tapunun iptaline ve orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, 5841 sayılı Yasa ile değişik 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmiş olması nedeniyle, keşif yapılmaksızın davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, açılan orman savına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 1994 yılında yapılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı Orman Yönetimi, dava dilekçesi ile ...(...) Köyü, 111 ada 5 parsel sayılı 8118,98 m² yüzölçümündeki taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla, tapusunun iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece, tapulama tutanaklarının kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiş olduğundan 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesi gereğince davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir. Hükmüne uyulan Yargıtay 20....

Davacı Hazine tarafından 1981 yılında yapılan genel arazi kadastro tespit tutanağının kesinleştiği tarihten önceki nedenlere değil, 1995 yılında yapılan orman kadastrosu ile oluşan sonraki nedene dayanıldığından, yasalarımızda, tutanakların kesinleştiği tarihten sonraki nedenlere dayanılarak dava açılamayacağına dair her hangi bir hak düşürücü süre, yada başka bir yasaklayıcı hüküm bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, orman kadastrosuna itiraza ilişkin davanın kesinleşmesi sonucunda, çekişmeli taşınmaz hakkındaki kesinleşen orman sınırına göre çözüleceğine göre, somut olayda 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 12. maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanma olanağı bulunmamaktadır. O halde, mahkemece çekişmeli taşınmazın 1995 yılında yapılan orman kadastrosu ile kesinleşmiş tahdit içinde kalan bölümü yönünden 10 yıllık hak düşürücü süreye ilişkin dava açma engeli bulunmadığı gözetilerek işin esası incelenerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir....

İznik Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.11.1079 tarih 1977/281-693 sayılı kararı ile ekli krokide (A) ile gösterilen kısmın 1153 numaralı parsele eklenmesine karar verilmiş olup davacılar kadastro öncesi sebeplere dayanarak dava açmamış olduklarından 3402 Sayılı Yasanın 12. maddesinde belirlenen 10 yıllık hak düşürücü süre davacılar yönünden işlemez....

Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi hükmüne göre orman kadastrosu yapılmıştır. Mahkemece davanın 3402 sayılı Kanunun 12. maddesi gereğince 10 yıllık süre içinde açılan tapu iptali ve tescil davası olduğu görüşü ile kısmen kabul kararı verilmiştir. Ancak, yörede yapılan orman tahdidinin 3402 sayılı Kanunun 5304 sayılı Kanunla değişik 4. maddesi gereğince yapıldığı ve 29.09.2008 - 30.10.2008 tarihleri arasında kısmi ilâna çıkartılarak 31.10.2008 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır....

İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; orman kadastrosunun kesinleşme tarihinin 22.03.2011 olduğunu, pandemi sebebiyle duran sürelerin 10 yıllık hak düşürücü süreye eklenmesi gerektiğini, davanın süresinde açıldığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C....

Hukuk Dairesinin 03.04.2008 gün ve 2008/1564-5261, 27.06.2008 gün ve 2008/4257-9287, 09.10.2008 gün ve 2008/8409- 12530, 20.01.2009 gün ve 2008/15375-519 sayılı kararların da değinildiği üzere, gerek 766 sayılı Kanunun 31/2. maddesi ve gerekse 3402 sayılı Kanunun 12/3 maddesinde, özel mülkiyete konu olamayacak, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler hakkında Hazine tarafından açılacak davaların 10 yıllık hak düşürücü süreye tâbi olup olmadığı konusunda açık bir hüküm bulunmamakta ve özel şahıslar ile Hazine arasında bir ayrım da içermemekte ise de, Hazine tarafından açılacak bu tür davaların (10) yıllık hak düşürücü süreye tâbi olmadığı hususu yerleşmiş Yargıtay Kararları ile istikrarlı bir şekilde uygulanmaktadır....

Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6292 ... Kanun'un 6 ncı maddesi, 3402 ... Kanun'un 12/3 üncü maddesi, 7226 ... Kanun’un Geçici 1 inci maddesi 3. Değerlendirme 3402 ... Kanun'un 12/3 üncü maddesinde gösterilmiş olan on yıllık süre, hak düşürücü süredir. Hak düşürücü sürenin sonunda hakkın sona ermesi için karşı tarafın, borçlunun bir eylem veya işlem yapmasına gerek yoktur. Hak düşürücü süre geçmekle kendiliğinden son bulur. Diğer taraftan, Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla hazırlanan ve 26.03.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7226 ......

UYAP Entegrasyonu