WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Haziran 2026

Köyünde yapılan kadastro sırasında, taşınmazının orman sınırı içine alındığını iddia ederek, sınırlamanın iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davanın askı ilanından sonra açıldığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, yargılamaya sulh hukuk mahkemesinde devam edilmiştir. Mahkemece, davacının 10 yıllık hak düşürücü sürede açtığı davada, vergi kaydı ve zilyetliğe dayandığı, bu süre içinde ancak tapuya dayalı olarak açılan davaların dinleneceği gerekçesiyle davanın reddine, 101 ada 1 nolu parselin tesbit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 10 yıllık sürede açılan orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi hükmüne göre yapılarak 10.11.2006 tarihinde kesinleşen orman sınırlandırmasında, çekişmeli taşınmaz orman alanı içinde bırakılmıştır....

Yukarıdaki tarihlerden anlaşılacağı üzere davacı, dava konusu orman parselinin sınırları belirlenip ilan edildiğinde, kendi taşınmazının orman içinde kaldığını anlayamamış ancak kendisine komşu yukarıda parsel numaraları belirtilen parsellerin tespitlerinin yapılması ve 09.09.2008 tarihinde ilan edilmesi üzerine kendi adına tespit edilmiş bir parsel olmadığını anlayınca kendi parselinin orman içinde kaldığını anlayarak 10. günde Asliye Hukuk Mahkemesine iş bu davayı açmıştır. Dosya kapsamından niza konusu parselin tespitinin 3402 sayılı Kanun’un 4. maddesine göre yapıldığı tartışmasızdır. Davacı tespitten önceki sebebe dayanarak iptal ve tescil talebinde bulunmuştur. Tutanağın kesinleştiği tarihten itibaren; davanın açıldığı 19.09.2008 tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3.maddesindeki 10 yıllık sukutu hak süresi geçmemiştir. Yani dava hak düşürücü süre geçmeden açılmıştır....

Köyü ... mevkiinde 110 ada 163-164 parsel sayılı taşınmazların bitişiğinde ve devamı niteliğindeki taşınmazının orman sınırı içine alınması işleminin yanlış olduğunu ve orman olmadığını ileri sürerek, bu yere ait sınırlamanın iptalini istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, on yıllık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz ve tescil niteliğindedir. Yörede 22/03/1995 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu vardır....

Yukarıda belirtilen yasaların getirdiği bu yeni düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi uyarınca orman kadastro çalışmalarının yapıldığı, kadastro ekiplerince dava konusu taşınmazın orman niteliğiyle Hazine adına tespit ve tescil edildiği ve kamu malı niteliğini kazandığı, 3402 sayılı Yasanın 16/D maddesi hükmünde "Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ormanlar, bu yasada hüküm bulunmayan hallerde, özel yasaları hükümlerine tabi olduğu"nun belirtildiği, bu nedenle ormanlar hakkında özel yasa olan 6831 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanması gerektiği ve 6831 sayılı Yasanın 11/1. maddesinde de orman kadastrosunun kesinleşmesinden sonra tapulu taşınmazlarda tapu sahiplerinin 10 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açabilecekleri hükmünün bulunduğu, bu ilkelerin H.G.K.'...

Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, on yıllık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraza ilişkindir. İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve 6831 sayılı Yasanın 11/1. Maddesindeki 6 aylık hak düşürücü sürenin geçtiği gözönünde bulundurularak ... şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulumadığına göre, davacının temyiz itirazlarının reddine, davalı Hazine ve Orman Bakanlığı vekili duruşmalara harçlı katılmadığı, dilekçe de vermediği anlaşıldığından vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda ... onama harcının gerçek kişiye yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 20/06/2011 gününde oybirliği ile karar verildi....

İdaresi, taşınmazın evveliyatı itibariyle orman sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek, taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescili istemiyle dava açmış ve Mahkemece, 3402 sayılı Yasa'nın 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle esasa girilmeden verilen davanın reddine ilişkin hüküm, davacı ... İdaresinin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 07.05.2015 tarihli ve 2014/10370 Esas, 2015/3829 Karar sayılı ilamıyla, orman iddiasına dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davalarında 10 yıllık hak düşürücü süre ile bağlı kalınmaksızın her zaman dava açılabileceğinden bahisle bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir....

Bu nedenle belli bir sürenin geçmesiyle söz konusu alanlarda özel mülkiyet edinilmesi olanaklı değildir." denilmek suretiyle kıyı kenar çizgisi ve orman iddiası ile açılan davalarda on yıllık hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı belirtilmiştir. Diğer bir anlatımla kamu malları (kıyı kenar çizgisi ve orman iddiası gibi) dışında kalan yani özel mülke konu olabilecek taşınmazlar yönüyle on yıllık hak düşürücü süre uygulanacaktır. Dairemizin uygulamayla kararlılık kazanmış görüşü de bu yöndedir. Hal böyle olunca; mahkemece hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açılmış olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekir. ” denmekle bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir....

İl Mera Komisyonunca yapılan mera tahsis işleminin askı süresi içinde dava açılmış ise de mera komisyon kararının kadastro tespitinden farklı bir maddi olgu ortaya koymadığı, yörede yapılan genel arazi kadastro çalışmalarının 30.03.1990 -30.04.1990 tarihleri arasında ilan edilerek 01.05.1990 tarihinde kesinleştiği, 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değişik 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılmadığı, hak düşürücü sürenin istek olmasızın kendiliğinden gözetilmesi gerektiği, 4342 sayılı Kanun uyarınca yapılan askı ilanının 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık süreyi durdurmayacağı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir. Dairece karar bozulmuştur. Hükmüne uyulan Yargıtay 20....

Bu davada davalı sıfatı olarak bulunsak bile diğer davalı olan Orman Genel Müdürlüğü aleyhine vekalet ücreti çıkmaması hukuka ve usula aykırı olduğunu, 5 yıllık hak düşürücü sürenin gerçekleştiğini, kararın kaldırılarak talebin reddine karar verilmesini talep etmiştir. C....

Dava, 10 yıllık yasal süre içinde açılan orman kadatrosuna itiraz niteliğindedir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1993-1994 yıllarında yapılan ve 02.02.1996 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması vardır....

UYAP Entegrasyonu