WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Haziran 2026

Mahkemece, 6831 sayılı Kanunun 11. maddesi gereğince davacının 10 yıllık hak düşürücü sürede açtığı davada, vergi kaydı ve zilyetliğe dayandığı, hak düşürücü sürede ancak tapuya dayanılarak dava açılabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 10 yıllık sürede açılan orman kadastrosuna itiraza ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi hükmüne göre yapılarak, dava konusu 359 ada 1 nolu orman parseli yönünden 17.05.2011 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 30/04/2013 gününde oy birliği ile karar verildi....

Kanunun 2/B madde uygulaması çalışmaları sırasında (A, B1, B2, B3, B4, B5, B6 ve B7 ) ile gösterilen kısımlarının 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, 226 parsel sayılı taşınmazın (C1-C2-C3) ile gösterilen kısımlarına yönelik orman tahdidinin 1949 yılında kesinleştiği ve 6831 sayılı Kanunun 11 maddesi gereğince tapulu taşınmazlara ilişkin orman tahdidine itiraz davası 10 yıllık hak düşürücü süre içinde açılabileceğinden hak düşürücü sürenin geçtiği, (A, B1, B2, B3, B4, B5, B6 ve B7) ile gösterilen kısımlarının ise, 2/B madde uygulamasıyla Hazine lehine orman sınırları dışına çıkarıldığından davacının bu kısımlara yönelik dava açmakta hukukî yararının bulunmadığı gibi dosyada mevcut orman bilirkişi raporlarından bu kısımların 2/B madde şartlarını taşımadığı anlaşıldığından, davacı - k.davalı ...'...

Mahkemece, kesinleşen orman kadastrosu sonucu oluşan tapuya karşı, 10 yıllık hak düşürücü süre içinde tapu kaydına dayalı olarak açılacak davaların, 3373 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 22.5.1987 tarihinden sonra yapılan orman kadastrosuna ilişkin olacağı, bu tarihten önce kesinleşen orman kadastrosunun iptali konusunda açılan davanın dinlenme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişiler vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosu sonucu orman niteliği ile tapuya tescil edilen taşınmazın, tapu kaydına dayalı olarak orman kadastrosunun ve tapu kaydının -iptal ve tesciline ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde, dava tarihinden önce 1951 yılında ilan edilip kesinleşen orman kadastrosu ile 3402 sayılı Kadastro Yasasına göre yapılacak arazi kadastrosuna esas olmak üzere 1996 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır....

Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı asli müdahil vekili; "1-Tapuya ... ilkesi gereğince on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğinin kabulü mümkün değildir. 2- Esasen davanın on yıllık hak düşürücü süreye bağlı olduğunun kabulü de mümkün değildir." iddialarıyla kararın bozulmasını talep ederek temyiz talebinde bulunmuştur. Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesince 101 ada 1 orman parseldeki kadastro tespitinin tutanaktaki şerhe göre 06.10.2007 tarihinde kesinleştiği, davanın ise 3402 Sayılı Kadastro Kanunu (3402 Sayılı Kanun) madde 12/3'te düzenlenen on yıllık hak düşürücü süreden sonra 10.01.2018 tarihinde açıldığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir....

Anılan kanun maddesinde de belirtildiği gibi, 10 yıllık hak düşürücü süre, Kadastro tespit öncesi nedenlere dayanılarak açılan davalarda söz konusu olur. Davacı, tespit sonrası ancak kesinleşme öncesi nedene dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Hal böyle olunca, Mahkemece iddia ve savunma çerçevesinde toplanmış taraf delilleri tartışılıp değerlendirilerek sonucuna göre davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, anılan kanun maddesi yanlış yorumlanarak yazılı gerekçeyle davanın 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. Yukarıda açıklanan gerekçeler nedeniyle davacı ...’ın yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve kanuna aykırı bulanan Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4....

H.G.K.’nun 24/10/2001 gün ve 2001/8-964-751 sayılı ve 13/02/2002 gün ve 2002/8 – 183 – 187, 2004/8-15-7, 2004/8-242-292 ve 20. H.D.’nin 2008/20-214-241 sayılı kararları ile kadastro (tapulama) komisyonlarınca orman sayılarak tesbit harici bırakılan yerler, orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar orman sayılacağından, kesinleşme tarihine kadar sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyecektir. Ancak, bu tarihten sonra sürdürülen zilyetlik ise davacı yararına hak doğurabilecektir. Genel uygulama bu yönde olmakla birlikte, kadastro veya tapulama çalışmaları sırasında, paftasında orman belirtmesi yapılacak tesbit dışı bırakılan yerlerin, resmî belge ve bilgilerden yararlanmak suretiyle yapılacak araştırma sonucu öncesi itibariyle orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesi ve mevcut fiili durum itibariyle de orman olmadığı ve çevre ziraat arazileri ile de bütünlük arzeden yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde, yukarıda belirtilen kuralın uygulanması mümkün değildir....

İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli 101 ada 1 sayılı parselin kadastro tesbit tutanağının dava tarihinden önce 27.11.2009 tarihinde kesinleştiği, 27.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5831 sayılı Kanun ile 6831 sayılı Kanunun 7. maddesinin birinci fıkrasının sonuna "3402 sayılı Kanun hükümlerine göre belirlenen orman sınırı, orman kadastro komisyonlarınca belirlenen orman sınırı niteliğini kazanır" hükmünün eklendiği, bu hüküm ve 6831 sayılı Kanunun 11/1. maddesindeki orman kadastrosunun kesinleşmesinden sonra, ancak; tapuya dayanılarak 10 yıllık hak düşürücü süre içinde orman kadastrosunun iptali dava edilebileceği hükmü gözönünde bulundurularak zilyetliğe dayalı açılan davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, gider avansı yatırılmadığı için reddine karar verilmesi yanlış ise de, sonuç olarak dava reddedildiğinden temyiz itirazlarının reddiyle usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onaman...

göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülmeli, yapılan uygulama sonucu çekişmeli taşınmazın 1944 yılında kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı anlaşıldığı takdirde, 3402 sayılı Kanunun 16/D. maddesi ve 6831 sayılı Kanunun 11/1. maddesi gereği tapulu taşınmazlarda tapu sahiplerinin 10 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açabileceklerinin düzenlendiği, bu durumda davacının 10 yıllık hak düşürücü...

Orman Bölge İşletmesinden gönderilen 31/12/2014 traih ve 493 91210-801.99/2765810 sayılı mahalinde yapılan yayla tespitinde evinin yayla alanı dışında kaldığının tesipt edildiğini ancak 50 yıldır zilyetliğinde bulunan yerin yayla alanı içine alınmasını talep ve dava etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucu, açılan davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar verilmiştir. Hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tespite itiraza ilişkindir. İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve 6831 sayılı Kanunun 11. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği belirlenerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 04/03/2019 günü oy birliği ile karar verildi....

Orman Bölge İşletmesinden gönderilen 31/12/2014 tarih ve 493 91210-801.99/2765810 sayılı mahalinde yapılan yayla tespitinde evinin yayla alanı dışında kaldığının tespit edildiğini ancak 50 yıldır zilyetliğinde bulunan yerin yayla alanı içine alınmasını talep ve dava etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucu, açılan davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tespite itiraza ilişkindir. İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve 6831 sayılı Kanunun 11. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği belirlenerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının davacıya yükletilmesine 04/03/2019 günü oy birliğiyle karar verildi....

UYAP Entegrasyonu