WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Haziran 2026

Köyü içinde bulunan ve dava dilekçesinde sınırlarını belirttikleri taşınmazların vergide kayıtlı ve zilyetliklerinde bulunduğunu yörede 25.11.2005 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu çalışmalarında orman sınırları içine alındığını belirterek işlemin iptali ile taşınmazların orman alanı dışına çıkarılmasına talep etmişlerdir. Mahkemece, davacı gerçek kişilerin tapu kayıtlarının bulunmadığı ve on yıllık hak düşürücü süre içinde ancak tapuya dayalı dava açılabileceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Dava, on yıllık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir. İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 14.06.2007 gününde oybirliği ile karar verildi....

Yönetimi, ... köyü 5 pafta 22 parsel sayılı taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla davalılar murisi adına olan tapu kaydının iptali ve orman niteliği ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece, 25/02/2009 gün ve 5841 sayılı Yasanın 2.maddesi ile 3402 sayılı Yasanın 12. maddesinin 3.fıkrasına eklenen hüküm uyarınca devlet veya diğer kamu tüzel kişilerin dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın 3402 sayılı Yasanın 12. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanacağı düzenlemesi yapıldığından ve kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesiyle davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, orman savına dayalı tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. ......

Yasada yer alan 5 yıllık süre hak düşürücü olup mahkeme tarafından kendiliğinden nazara alınması gerektiği gibi davacının aynı işyerinde çalışmasını sürdürmesinin veya 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde tekrar aynı işyerine girerek çalışmasının, hak düşürücü sürenin işlemesine engel olmayacağı ve hak düşürücü sürenin, kesilmesi ve durmasının mümkün bulunmadığı hukuksal gerçeği de ortadadır. İşverenin, çalıştırmış olduğu sigortalılara ait hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiği Kanun'un 79/1.maddesinde açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakılmıştır. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin dördüncü kısmında işverence verilecek belgeler düzenlenmiştir. Bunlar, aylık sigorta primleri bildirgesi (SSİYön.Madde16) , dört aylık sigorta primleri bordrosu (SSİYön. Madde 17), sigortalı hesap fişi (SSİY. Yön. Madde 18) vs.dir....

Asliye Hukuk Mahkemesince çekişmeli taşınmazı orman sınırları içine alan tahdide ait tutanakların 05.04.2005 tarihinde ilan edilip 6 aylık sürenin sonunda kesinleştiği, davacı tarafından tapuya dayanılmaması nedeniyle 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesinde düzenlenen 10 yıllık dava açma hakkının da sözkonusu olmadığı gerekçesi ile hak düşürücü sürenin geçmesinden sonra açılan davanın reddine karar verilmiş, bu karar davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 05.04.2005 tarihinde ilan edilip 05.10.2005 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu işlemi ise, 01.04.11972 tarihinde kesinleşmiştir. Çekişmeli taşınmaz, 934 ve 962 sayılı parsellerin sınırında tapulama harici bırakılan alanda kalmaktadır....

Somut olayda, çekişmeli 107 ada 33 sayılı parsel hakkındaki tutanak (komisyon kararı) 22.11.1986 tarihinde kesinleşmiş, dava 10 yıldan çok fazla süre geçtikten sonra 2005 yılında açılmıştır. 22.11.1986 tarihinde kesinleşen tesbitin 2004 yılında tapuya tescil edilmiş olması sonucu değiştirmeyeceği ve davacılara yeni bir dava açma hakkı vermeyeceği gibi 3402 sayılı yasanın geçici 4. maddesindeki bir yıllık hak düşürücü sürenin de geçtiği açıktır. “Hak düşürücü süre” kamu düzeni ile ilgili olup davanın görülebilirlik koşuludur. Hakim doğrudan bu yönü göz önünde tutmak zorundadır.Hak düşürücü süre geçtikten sonra açılan davanın esası incelenemez (1.HD 21.11.1989 tarih 8589/13805 sayılı kararı ve HGK 29.03.1989 tarih 1988/8-861, 1989/211 sayılı kararları). Bu nedenlerle mahkemece hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır....

Mahkemece yapılan yargılama sonunda 10 yıllık hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmazların 6831 sayılı Yasa'nın 2/B maddesi gereğince yapılan kadastro tespitleri, 03.08.2000 ila 04.09.2000 tarihleri arasında askı ilanına çıkarılmış olup, 05.09.2000 tarihinde kesinleşerek tapuya tescil edilmiştir. 5831 sayılı Yasa ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na eklenen Ek 4. madde içeriğinde, bu şekilde yapılan tespitler hakkında 3402 sayılı Yasa'nın 12/3. maddesinin uygulanmayacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığına göre 10 yıllık hak düşürücü sürenin mahkemece re'sen dikkate alınacağı açıktır....

Birleştirilen ... sayılı dosyada ise; yine davacılar vekili, aynı taşınmazda pay sahibi olduklarını ileri sürdüğü diğer davacılar açısından aynı taleple dava açmış, davaların birleştirilmesi sonucu temyize konu dosyada, mahkemece; davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili ve davalı ...nin temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 24/10/2013 gün ve ... sayılı kararıyla bozulmuştur. Hükmüne uyulan bozma ilâmında özetle; "Mahkemenin, 6831 sayılı Kanunun 11. maddesi gereğince, kadastrosunun ilân edildiği tarih ile dava tarihine kadar 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğine yönelik kararı yerinde ise de mahkemece yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan hüküm kurulmuştur....

Yörede 1999 yılında orman Kadastro Komisyonu tarafından önce aplikasyon işlemi daha sonra 2/B madde uygulaması yapılmış olup, yeni bir orman kadastrosu yapılmadığı, eldeki dava aplikasyon ve 2/B uygulamasına karşı askı ilanın süresinde ayrıca, kesinleşen orman kadastrosuna karşı da 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesindeki 10 yıllık süre içinde kazandırıcı zamanaşımı ile zilyetliğe dayanarak açılmıştır. Ne var ki; kesinleşen orman kadastrosunun iptali, 3402 Sayılı Yasanın 16/D ve 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesi gereğince; ancak, tapuya dayalı olarak 10 yıllık hak düşürücü süre içinde orman kadastrosunun iptalinin istenebileceği, aplikasyonda orman sınırlarının değiştirilmediği, 2/B madde uygulamasına yönelik dava açmada davacının hukuki yararının bulunmadığı, davacı tapuya dayanmadığından, kesinleşen orman kadastrosunun iptalini isteyemeyeceği zilyetliğe dayalı olarakta davanın dinlenme olanağının bulunmadığı; bu nedenle, davanın reddine karar verilmesi" gereğine değinilmiştir....

Değinilen yönler gözetilerek, davacı Hazine tarafından çekişmeli taşınmazın, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasında bulunulduğu ve bu tür iddiaları içeren davalarda, yargısal uygulamada istikrar kazandığı üzere, 10 yıllık hak düşürücü süre ile bağlı kalınmaksızın her zaman dava açılabileceği gibi, hak düşürücü sürenin geçtiği de ileri sürülemeyeceğinden (Örnek karar:Yargıtay HGKnun 22.03.2000 Tarih 1-209/180 E.K. sayılı kararı...), mahkemece yargılamaya devam edilip, tarafların sav ve savunmaları ile delilleri sorulup oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle ... olduğu biçimde, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır....

Mahkemece, dava on yıllık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz davası olarak nitelendirilmesine rağmen davacı tarafın tapu kaydına dayanması nedeniyle uyuşmazlığın çözümünde Kadastro Mahkemesinin görevli olduğu görüşü belirtilerek işin esası hakkında hüküm kurulmuş ise de; mahkemece, yanlış görüş ve değerlendirme de bulunulmuştur. Şöyle ki, davacının talep ettiği ve mahkemenin kabulüne konu 593,49 m²’lik taşınmaz, yörede dava tarihinden önce yapılan ve 07/11/2006 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu içinde kalmaktadır. 6831 sayılı Yasanın 11/1. maddesine göre orman kadastrosu askı ilanına çıkarıldıktan sonra 6 aylık itiraz süresinde açılan davalara kadastro mahkemesi bakmakla görevlidir. 6 aylık hak düşürücü sürenin sonunda orman kadastro komisyonu kararı kesinleşir, ancak, tapulu gayrimenkullerde tapu sahiplerinin 10 yıllık süre içinde genel mahkemelerde dava açma hakları saklıdır....

UYAP Entegrasyonu