WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Haziran 2026

.; ... köyü 1028 sayılı taşınmazın orman tahdidi içinde iken 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldığı, tapu kaydının iptal edilerek Hazine adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, genel arazi kadastrosunun 07.03.1961 tarihinde kesinleştiği, 14.03.2009 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5841 sayılı Yasanın 2. maddesiyle yapılan değişiklik uyarınca 3402 sayılı Yasanın 12/3 maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin dava tarihi itibariyle dolduğu gerekçesi ile Hazine tarafından açılan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kesinleşen 2/B madde alanında kalan taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescil niteliğindedir....

Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 1948 yılında ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 28.06.1982 ve 07.03.1989 tarihlerinde ilan edilerek kesinleşen sınırlaması yapılmamış yerlerde orman kadastrosu, tüm ormanlarda aplikasyon ve orman rejimi dışına çıkarma işlemleri vardır. Mahkemece 14.03.2009 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5841 sayılı Yasanın 2. maddesiyle yapılan değişiklik uyarınca 3402 sayılı Yasanın 12/3 maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin dava tarihi itibariyle dolduğu gerekçesi ile Hazine tarafından açılan davanın reddine karar verilmiş ise de; 5841 sayılı Yasanın 2. maddesiyle 3402 sayılı Yasanın 12. maddesinin üçüncü fıkrasına eklenen üçüncü tümcesinde yer alan “iddia ve taşınmazın niteliğine…” ibaresi ile geçici 10. maddesi Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 gün ve 2009/31-2011/77 sayılı kararıyla iptal edilmiş ve gerekçeli karar 23 Temmuz 2011 gün 28003 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir....

Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, ..... ilçesi ....... köyü 712 parsel sayılı 63.750 m2 yüzölçümündeki taşınmazın, Orman Yönetimi ve Hazinenin taraf olduğu tescil ilamı ile tapu kaydının oluştuğu ve orman olmadığı halde, yörede yapılan orman kadastrosu çalışmasında orman sınırı içine alınmasının hatalı olduğunu ileri sürerek orman sınırı dışına çıkarılması istemiyle 12/11/2008 tarihinde kadastro mahkemesinde dava açmış, mahkemece verilen 2008/8 - 2009/3 sayılı görevsizlik kararının kesinleşmesi ile dava dosyası görevli ve yetkili asliye hukuk mahkemesine gönderilmiştir. Mahkemece, davanın orman kadastrosunun iptali için 10 yıllık hak düşürücü süre geçirildiğinden REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar bozulmuştur....

ise tapu kaydına itibar edilemeyeceğini, davaya konu taşınmazın orman sayılan alanlardan olduğunu, kadastro tespitinin kesinleştiği tarihin üzerinden on yıllık hak düşürücü süre geçtiği için tazminat isteminin de süre nedeniyle reddi gerektiğini, tazminat istemli açılan davalarda orman idaresinin taraf sıfatının bulunmadığını beyanla, öncelikle usulden, olmadığı takdirde ise esastan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir....

Maddesinde öngörülen 10 yıllık süre dahi geçtikten sonra bu davayı açtığı, 6831 Sayılı Yasadaki orman kadastrosuna ilişkin hükümler de, diğer Kadastro Yasalarında olduğu gibi tasfiye amacını güttüğü, Davaya konu taşınmazın 1391 m2 bölümünü orman sınırı içine alan 1985 yılındaki orman kadastro çalışmasının 2896 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapıldığı, 2896 Sayılı Yasada “askı tarihinden itibaren bir yıl içinde sınırlamaya itiraz edilebileceği” hükmü mevcut ise de; söz konusu çalışma 2896 Sayılı Yasanın yürürlükte olduğu tarihlerde ilan edilmediği, temyize konu davanın, 28.05.1987 tarihinde yürürlüğe giren ve tapulu taşınmazlar bakımından 10 yıl içinde dava açma hakkını tanıyan 6831 Sayılı Yasanın 11/1 maddesini değiştiren 3373 Sayılı Yasanın yürürlüğü sırasında 08.07.1988 tarihinde yapılan ilan üzerine tapu kaydına dayanılarak 10 yıllık süre dahi geçtikten sonra açıldığı, Yani 557 sayılı parselin 1391 m2 bölümünün 2896 Sayılı Yasanın Yürürlüğü sırasında orman kadastro sınırları içinde aplike...

Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava on yıllık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir. İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 15/02/2012 gününde oybirliği ile karar verildi....

Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 17.05.1978 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması ile 1996 yılında yapıldığı bildirilen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır. İncelenen dosya kapsamına göre çekişmeli taşınmazın yörede 17.05.1978 tarihinde ilan edilerek 17.05.1979 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu sırasında orman sınırları içine alındığı anlaşılmaktadır. 3373 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesi gereğince tapulu yerler için 10 yıllık süre içerisinde orman kadastrosuna itiraz ... tanınmış ise de bu hak düşürücü süre olup, tahdidin kesinleştiği 17.05.1979 tarihi ile davanın açıldığı 29.11.2007 tarihi arasında 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu anlaşıldığından davacıların temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 08/06/2009 günü oybirliği ile karar verildi....

Mahkemece; davacı tarafın kadastro öncesi fiili durumun esas alınmak suretiyle tescil talep ettiği, kadastro tutanaklarının kesinleşmesinden sonra meydana gelen bir yenilik iddiasında da bulunulmadığı, dava konusu taşınmazdaki kadastro işlemlerinin askı ilan süresinin tamamlanarak 1968 yılı itibariyle kesinleştiği, hal böyle olunca Kadastro Kanununun 12/3 maddesi gereğince dava tarihi itibariyle on yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu, bu durumun taraflarca ileri sürülmese de mahkeme tarafından re'sen dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, müdahalenin men'i ve adına tapuya tescili istemine ilişkindir. Taşınmazın bulunduğu yörede 6831 sayılı Kanun hükümlerine göre 1965 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır....

İş bu davanın açılış tarihi ise 20/04/2015 olup, 6831 sayılı Kanunun 11/1 maddesinde öngörülen 10 yıllık süre çoktan geçtiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş ise de tapu müdürlüğünün 29.05.2015 tarihli cevabi yazısından anlaşıldığı üzere dava konusu 2595 sayılı orman parselinin idari yoldan tescil edildiği dava konusu taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlenmediği anlaşılmakla 6831 sayılı Kanunun 11/1 maddesinde öngörülen 10 yıllık sürenin uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Açıklanan hususlar gözetilerek, mahkemece yargılamaya devam edilip, tarafların sav ve savunmaları ile delilleri sorulup oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı olduğu biçimde, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi usûl ve kanuna aykırıdır....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tapu kaydına dayalı 10 yıllık süre içinde açılan orman tahdidinin iptali istemine ilişkin davadan dolayı yerel mahkemece verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 05/12/2013 gün ve 2013/7806 - 2013/11269 sayılı ilâmıyla bozulmasına karar verilmiş, süresi içinde davacı gerçek kişiler vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dairemiz kararı, karar düzeltme dilekçesinde değinilen hususlara cevap teşkil edecek nitelikte olduğu gibi, usûl ve kanuna da uygundur. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle ve 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla H.U.M.K.'...

UYAP Entegrasyonu