Davada hak düşürücü süre söz konusu ise, dava dinlenemez, işin esası incelenemez. Somut olayda, dava açma süresi, tahdidin yapıldığı ve kesinleştiği tarihlerde yürürlükte bulunan 1744 sayılı Yasayla getirilen değişikliğe göre 1 yıl ve davanın açıldığı günde yürürlükte bulunan 3373 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 11. maddesinin 1. fıkrasına göre 6 aydır. Aynı fıkrada yapılan son değişiklikle, ister kesin hükümle oluşsun, ister başka biçimde oluşsun, tapu kaydı maliklerine, tahdidin iptali davası açmak üzere 10 yıllık süre tanınmıştır. Bu iki hak arama süresinin dışında, nedeni ne olursa olsun süresiz hak arama özgürlüğü tanıyan bir yasa hükmü yoktur. 3373 sayılı Yasa ile getirilen 10 yıllık hak düşürücü süreye ilişkin kuralın yasanın yürürlük tarihinden önce düşmüş olan haklara uygulanacağına dair bir hüküm de bulunmamaktadır....
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; " Her ne kadar, mahkemece; daha önce tarafları, dava konusu ve dava sebebi aynı olan çekişmeli taşınmaza yönelik kadastro tesbitine itiraz davasının kesinleştiği, davalı Hazine yönünden, tapuya dayalı olarak 10 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açma hakkı bulunduğundan, kesin hükmün dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan değerlendirme ve varılan sonuç doğru bulunmamıştır. Şöyle ki; yörede orman kadastrosundan önce yapılan genel arazi kadastrosu ile çekişmeli 2984 nolu taşınmaz, Hazine adına tespit edilmiş; Orman Yönetiminin orman iddiasıyla süresi içinde açtığı tespite itiraz davası reddedilerek hükmen Hazine adına tarla vasfı ile tapuya tescil olunmuş, daha sonra yapılıp 26.08.2003 tarihinde kesinleşen orman kadastrosuna dayalı olarak Orman Yönetimi tarafından, tapu iptali ve tescil istemli bu dava açılmıştır....
Belli bir süre geçtikten sonra kadastrodan önceki haklara dayanarak, dava açılmasının önlenmesi, uyuşmazlıkların sona erdirilmesi istenmiştir. Hak arama özgürlüğünün sınırsız olarak kabulü kamu düzenini aksi yönde etkiler. Hak düşürücü süre ile, mülkiyet hakkı değil, hak arama özgürlüğü belli bir süre ile sınırlandırılmıştır. Bu sürelerin doğrudan doğruya kamu düzenini ilgilendirmeleri nedeniyle davanın hangi aşamasında olursa olsun mahkemece kendiliğinden gözetilmeleri gerekir. Bu nitelikleriyle dava engellerinden olup, ilk önce incelenmesi icap eder. Davada hak düşürücü süre söz konusu ise, dava dinlenemez, işin esası incelenemez. Bu nedenle; kesin hükmün varlığı, tahdidin kendiliğinden geçersiz olması sonucunu doğurmaz. Yanlışlığın süresinde açılacak bir dava ile düzeltilmesi gerekir. Somut olayda, dava açma süresi, 6831 sayılı Kanunun 11. maddesinin 1. fıkrasına göre 6 aydır....
Kanun'un 11/1 inci maddesi uyarınca Orman kadastrosuna karşı hak düşürücü sürenin 10 yıl olduğu, tüm dosya kapsamı, tapulama tutanakları, edinme nedenine ilişkin bilgi ve belgelere göre davaya konu ... ili Menteşe ilçesi ... (...) Mahallesi, 167 ve 574 parsel ... taşınmazın kadastro tespitinin kesinleşerek 21i05i1997 tarihinde tapuya kayıt ve tescil edildiği, davacı tarafından açılan bu davanın ise kadastro tespitinden önceki bir nedene dayalı olarak açıldığı ve 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı, 3402 ... Kanun'un 12/3 üncü maddesinde, 6831 ... Kanun'un 11/1inci maddesine öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar ... ve arkadaşları vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B....
Hukuk Dairesinin 25.12.2009 gün 2009/4662-8924 sayılı kararı ile “...davanın, davacılar adına tesbit gören 163 ada 110 ve 193 parsellere ilişkin olmadığı, dava edilen bölüm hakkında kadastro tutanağı düzenlenmediği, taşınmazın kesinleşen orman tahdidi içinde olduğu ve bu bölüme ilişkin olarak eski tapuya dayalı olarak orman tahdidinin iptali ve tescili istendiği...” gerekçesiyle asliye hukuk mahkemesi yargı yeri olarak belirlenmiş ve dosya belirlenen mahkemeye gönderilmiştir. Mahkemece, dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 6831 sayılı Kanunun 11. maddesi uyarınca 10 yıllık hak düşürücü süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraza ilişkindir....
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, on yıllık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 sayılı Yasanın 5304 sayılı Yasa ile değişik 4. maddesi hükmüne göre yapılıp 11/09/2008 - 10/10/2008 tarihleri arasında ilan edilmiştir. Mahkemece; çekişmeli taşınmazın Abaş Devlet ormanı sınırları içinde kaldığı, toprak yapısı itibarıyla tarım arazisi vasfında bulunmadığı, orman vasfında olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Her ne kadar mahkemece davanın, çekişmeli taşınmazın Abaş Devlet Ormanı sınırları içinde kaldığı, toprak yapısı itibarıyla tarım arazisi vasfında bulunmadığı, orman vasfında olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yörede yapılan orman tahdidinin 3402 sayılı Yasanın 5304 sayılı Yasayla değişik 4. maddesi gereğince yapıldığı ve 11/09/2008 - 10/10/2008 tarihleri arasında kısmi ilana çıkartılarak 11/10/2008 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır....
Hukuk Genel Kurulunun 18.10.2006 gün ve 2006/20-619-665 sayılı Kararında; “3402 Sayılı Yasanın 4/3. maddesi hükmü gereğince müşterek çalışma esasına göre orman idaresince belirlenip kadastro müdürlüğüne devredilen ve sonuçta hakkında kadastro tutanağı düzenlenerek orman niteliğiyle Hazine adına tesbit edilip 30 günlük askı ilan süresi içinde dava açılmaması sonucu kadastro tutanağı kesinleşen taşınmaz hakkında vergi kaydına ve zilyetliğe dayalı olarak 10 yıl içinde dava açılabilmesinin olanaklı olduğu, mülkiyet hakkının 1961 Anayasasına göre daha da güçlendirilerek, dokunulamaz, vazgeçilemez, devredilemez nitelikteki ... haklar ve ödevler başlıklı ikinci kısmında düzenlendiği, bundan gerek mülkiyet hakkına gerek kişilerin gerekse Devletin azami ölçüde özen göstermesinin amaçlandığı, 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesine göre yapılacak kadastro tesbitlerinde zilyetliğe ve vergi kaydına dayalı olarak açılan davaların 30 günlük askı ilan süresi ile sınırlı olduğuna ve 10 yıllık hak düşürücü süre...
Bundan amaç, mülkiyet hakkına gerek kişilerin gerekse Devletin azami ölçüde özen göstermesidir. 3402 sayılı Kadastro Kanunda ve diğer kanunlarda 3402 sayılı Kanunun 4. maddesine göre yapılacak kadastro tespitlerinde zilyetliğe ve vergi kaydına dayalı olarak açılan davaların 30 günlük askı ilân süresi ile sınırlı olduğuna ve 10 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılmasının olanaklı olmadığına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle, sıınırlayıcı hüküm bulunmadan kişinin Anayasal mülkiyet hakkının özüne dokunur şekilde dava açma süresinin kadastro tutanaklarının askı ilânına çıkarılmasından itibaren 30 günlük süre ile sınırlandırılması ve bir yerin orman olmadığı bilimsel olarak saptansa dahi hakkın etkin bir şekilde kullanılmasına imkan vermeyecek 30 günlük hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesi ile mülkiyet hakkının elinden alınması doğru değildir. Hukuk Genel Kurulunun 18.10.2006 gün 2006/20-619 E. - 2006/665 K. sayılı ilamıda bu yöndedir....
K A R A R Mahkemenin vermiş olduğu önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle "kamu mallarında Orman İdaresi ve Hazine yönünden 10 yıllık hak düşücü sürenin uygulanamayacağı, çekişmeli 1094 sayılı parsele ilişkin orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına itiraz davasının Kadastro Mahkemesinin 2008/2 Esas sayılı dosyasında görülmekte olduğu, halen yargılamanın devam ettiği, yine ... Köyü 1094 sayılı parselin tapu kaydının iptali ve ... İdaresi adına tescili istemiyle açılan, Orman İdaresi ve Hazinenin katıldığı davada, Orman İdaresi ve Hazinenin davasının hak düşürücü süre nedeniyle reddine, diğer davaların kısmen kabulüne ilişkin ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.05.2009 tarihli ve 1998/441 Esas, 1998/506 Karar sayılı kararının tarafların temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20....
Yukarıda belirtilen yasaların getirdiği bu yeni düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi uyarınca orman kadastro çalışmalarının yapıldığı, kadastro ekiplerince dava konusu taşınmazın orman niteliğiyle Hazine adına tespit ve tescil edildiği ve kamu malı niteliğini kazandığı, 3402 Sayılı Yasanın 16/D maddesi hükmünde "Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ormanlar, bu yasada hüküm bulunmayan hallerde, özel yasaları hükümlerine tabi olduğu"nun belirtildiği, bu nedenle ormanlar hakkında özel yasa olan 6831 Sayılı Yasa hükümlerinin uygulanması gerektiği ve 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesinde de orman kadastrosunun kesinleşmesinden sonra tapulu taşınmazlarda tapu sahiplerinin 10 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açabilecekleri hükmünün bulunduğu, bu ilkelerin H.G.K.'...


