CEVAP Davalı, 3402 sayılı kanunun 12. maddesi ve diğer ilgili mevzuat gereği belirtilen süre içinde dava açılmayan taşınmazlarla ilgili 10 yıllık hak düşürücü süre nedeni ile dava açmanın mümkün olmadığını, 10 yıllık hak düşürücü sürenin çoktan dolduğunu, davacının davasının hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Sarıveliler Asliye Hukuk Mahkemesi 18.12.2018 tarihli ve 2018/46 Esas-2018/86 Karar sayılı kararında, hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur B....
CEVAP Davalı, 3402 sayılı kanunun 12. maddesi ve diğer ilgili mevzuat gereği belirtilen süre içinde dava açılmayan taşınmazlarla ilgili 10 yıllık hak düşürücü süre nedeni ile dava açmanın mümkün olmadığını, 10 yıllık hak düşürücü sürenin çoktan dolduğunu, davacının davasının hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Sarıveliler Asliye Hukuk Mahkemesi 18.12.2018 tarihli ve 2018/46 Esas-2018/86 Karar sayılı kararında, hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur B....
İdaresi tarafından çekişmeli taşınmazın, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla açılan bu tür davalarda, yargısal uygulamada istikrar kazandığı üzere, 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanamayacağı, Orman İdaresi'nin süre ile bağlı olmaksızın her zaman orman iddiasıyla tapu iptali ve tescil davası açılabileceğinden Mahkemece hak düşürücü süre geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olup, işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekir. (H.G.K.'nun 08.06.2011 gün ve 2011/1- 361 E. ve 2011/390 sayılı kararı). O halde Mahkemece, yargılamaya devam edilip, işin esasına girilerek tarafların sav ve savunmaları ile delilleri sorulup toplanmalı, yazılı ve resmi belgeler doğrultusunda yöntemine uygun biçimde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacı ......
Şöyle ki; orman kadastro tutanaklarına göre, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde yapılan orman kadastro çalışmasına standart topografik kadastro (STK) haritaları esas alınmıştır. STK haritasındaki parsel sınırları esas alınarak orman kadastrosu yapılmış ve askıya çıkarılarak 16.04.1991 tarihinde kesinleşmiş ve tahdidin kesinleşmesinden itibaren 6831 sayılı Kanunun 11. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiştir. Dolayısı ile, yörede yapılan orman tahdidinin olarak iptaline ilişkin gerek kadastro mahkemesinde gerekse de genel hukuk mahkemesinde açılabilecek bir dava bulunmadığından, yapılan orman kadastrosu kesinlik kazanmıştır. Aynı gün temyizsincelemesi yapılan komşu 257 parselin davalı olduğu Asliye 1....
Yasa'da yer alan 5 yıllık süre hak düşürücü olup mahkeme tarafından kendiliğinden nazara alınması gerektiği gibi davacının aynı işyerinde çalışmasını sürdürmesinin veya 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde tekrar aynı işyerine girerek çalışmasının, hak düşürücü sürenin işlemesine engel olmayacağı ve hak düşürücü sürenin, kesilmesi ve durmasının mümkün bulunmadığı hukuksal gerçeği de ortadadır. İşverenin, çalıştırmış olduğu sigortalılara ait hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiği Kanun'un 79/1.maddesinde açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakılmıştır. Atıf yapılan ..İşlemleri Yönetmeliği'nin dördüncü kısmında işverence verilecek belgeler düzenlenmiştir. Bunlar, aylık sigorta primleri bildirgesi ..) , dört aylık sigorta primleri bordrosu (.., sigortalı hesap fişi (..s.dir. Yönetmelikte sayılan bu belgelerden birisinin dahi verilmiş olması halinde artık Kanun'un 79/10 (eski 8) maddesinde yer alan hak düşürücü süreden söz edilemez....
Aksi halde; çekişmeli taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu hükümlerine göre yapılan orman kadastrosu sırasında orman sınırları içinde bırakıldığı belirlenirse, bu kez Kadastro Kanununun 12/3.maddesi gereğince 10 yıllık süre içinde açılan eldeki davada taşınmazın orman niteliği taşıyıp taşımadığının eski tarihli resmi belgeler üzerindeki konumu incelenmek suretiyle tespit edilmesi, orman vasfında değilse davacının kazanıma elverişli zilyetliğinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerekmektedir....
Hak sahipleri tarafından 6831 sayılı Kanun'un 11. maddesi gereğince 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde orman kadastrosuna itiraz edilerek dava açılmamış ise, kesinleşen orman sınırları içinde kalan tapu kayıtları yasal değerini yitirmiş olacağından, taşınmazın hâlen orman sınırları içinde bulunduğunun kabulü gerekir. Hak düşürücü süreden sonra açılan davada kesin hükmün varlığı ileri sürülemez. 18. Yapılan açıklamalar ışığında somut olayın incelenmesine gelince; dava konusu 937 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu ve 3302 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanun'un 2/B madde uygulaması 2006 yılında yapılmış, sonuçları 16.10.2006 ilâ 16.04.2007 tarihlerinde ilân edilerek kesinleşmiştir. Davacı ... İdaresi 02.06.2010 tarihinde kesinleşmiş tahdide dayalı olarak eldeki davayı açmıştır. 19....
B..na ait olduğunu belirterek orman olarak tapuda kayıtlı bu yerlerin tapusunun iptali ile davacı adına yayla olarak sınırlandırılarak özel sicile yazılmasını talep ve dava etmiştir. Mahkemece, 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesinde yazılı 10 yıllık hak düşürücü süre içinde açılan davada tapuya dayanılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, 6831 sayılı Kanunun 11. maddesine göre 10 yıllık sürede orman tahdidine itiraz (tapu iptali ve tescil) niteliğindedir. Dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde, 2007 yılında 3402 sayılı kanunun 5304 sayılı kanunla değişik 4. maddesi gereğince yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır....
Bu nedenle belli bir sürenin geçmesiyle söz konusu alanlarda özel mülkiyet edinilmesi olanaklı değildir." denilmek suretiyle kıyı kenar çizgisi ve orman iddiası ile açılan davalarda on yıllık hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı belirtilmiştir. Diğer bir anlatımla kamu malları (kıyı kenar çizgisi ve orman iddiası gibi) dışında kalan, yani özel mülke konu olabilecek taşınmazlar yönüyle on yıllık hak düşürücü süre uygulanacaktır. Dairemizin uygulamayla kararlılık kazanmış görüşü de bu yöndedir. Somut olayda Hazinenin davası, özel mülkiyet iddiasıyla açılan tapu iptal ve tescil davası olduğundan, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12. maddesinin 3. fıkrasındaki hak düşürücü süreye tabidir....
Mahkemece açıklanan konular gözetilerek davanın esasına girilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi doğru değildir. SONUÇ: 1) Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davalılardan ... ve arkadaşlarının temyiz dilekçesinin süre yönünden REDDİNE, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine 2) Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 06/10/2011 gününde oybirliği ile karar verildi....


