ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/615 Esas KARAR NO:2023/687 DAVA:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ:28/09/2023 KARAR TARİHİ:02/10/2023 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı davanın mahkememizce dosya üzerinden yapılan incelemesi sonrasında; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, dava dışı ... A.Ş.'nin ortağı olduğunu, müvekkili hakkında başlatılan İstanbul CBS'nın 2016/... sayılı soruşturmanın akabinde .... Sulh Ceza Hakimliği'nin ... D.iş sayılı 06/12/2016 tarihli kararıyla müvekkilinin ortağı ve yöneticisi olduğu şirkete ...'...
ye ait hisseler, sermaye indirimi sureti ile ortadan kaldırıldığı sabit olduğundan, bu hisseler vesilesi ile pay sahibi olduğu anlaşılan davalıların (...) hisselerinin de bu nedenle hükümsüz olduğunun tespiti, şirketin tamamının ..e ait olduğunun hüküm altına alınmasına, oluşan muarazanın bu şekilde ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiş, davalılar ise davacıların iddialarını kabul etmeyerek, davacıların dava açma haklarının bulunmadığını, dava konusu birleşmeden dolayı davacıların ortağı olduğu şirketin zararının oluşmadığı, sermayenin azalmadığı, şirketin menfaatine kararlar alındığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mali Müşavir ve Nitelikli Hesaplama Bilirkişisinden oluşan bilirkişi heyetinin hükme esas alınan ... tarihli raporunda; "Davacıların azınlık pay sahibi olduğu ..A.Ş.’nin ortağı bulunduğu...…A.Ş. ile dava dışı ....A.Ş. arasında yapılan ..tarihli birleşme sözleşmesinin, TTK’nun 146....
Şti. isimli şirketin ortağı sıfatıyla “2009 takvim yılında sahte fatura düzenleme“ suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında; sanığın savunmasında, kendisinin evrak üzerinde şirket ortağı olduğunu, şirket işleri ile fiilen diğer sanık ... ve akrabası olan Yunus Abanozoğlu‘nun ilgilendiklerini beyan ederek suçlamaları kabul etmemesi karşısında, suçun yasal unsurlarının ve maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından; 1-Sahte fatura düzenleme suçlarında suçun maddi konusunun fatura olması, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 230. maddesinin 1. fıkrasında, faturalarda bulunması zorunlu olan bilgilerin neler olduğunun belirtilmesi, aynı Kanunun 227. maddesinin 3. fıkrasında ''Bu Kanuna göre kullanılan veya bu Kanunun Maliye ve Gümrük Bakanlığına verdiği yetkiye dayanılarak kullanma mecburiyeti getirilen belgelerin, öngörülen zorunlu bilgileri taşımaması halinde bu belgeler vergi kanunları bakımından hiç düzenlenmemiş sayılır'' hükmünün yer alması, sanığın ortağı olduğu...
Kararı, asıl ve birleşen davada davacılar vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve şirket ortağı olmayan kişilerin anonim şirket genel kurullarında alınan kararların batıl olduğunun tespitini istemekte halen mevcut hukuki yararının bulunması ve bu durumun yargılamanın her safhasında mahkemece resen nazara alınacak olmasına (Bkz. Prof. Dr....
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, davacının davalı şirket ortağından satın aldığı şirket paylarının tescili, mümkün olmaması halinde davacının şirket ortağı olmadığının ve Maliye Bakanlığı nezdinde davalı şirket ile ilişiğinin bulunmadığının tespiti, hisse devir sözleşmesi nedeniyle davacının ödediği bedel ile davacı tarafça davalı şirket için yapılan harcama ve kayıtların ve uğradığını iddia ettiği doğmuş ve doğacak maddi zararlarının davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Dava, HMK'nun 111....
un 01.05.2008 tarihli genel kurulun yapıldığı tarih itibariyle davalı Şirket'in 2625 hisseli ortağı olduğunun pay defteri ve hazirun cetvelinden anlaşıldığı, sonraki genel kurullarda davacının hazır bulunmadığı ve bu genel kurulların ortakların %100 katılımı ile ve çağrısız yapıldığı, anonim şirket olan davalının paylarının nama yazılı olduğu, TTK'nın 416. maddesine göre nama yazılı hissenin devrinin, ciro edilmiş senedin devralana teslimi ile olacağı, pay defterinde, davacıya ait 2625 hissenin 09/05/2008'de D. Dış Tic. A.Ş.'...
şirket unvanında yer alan “Kaynak Kaplama” sözcüklerinin davacı unvanı ile iltibas yaratacak şekilde tescil ettirilmiş olduğunun tespiti ile “Kaynak Kaplama” sözcüklerinin davalı şirket unvanından terkinine dair verilen karar davalılar vekilinin temyizi üzerine Dairemiz bozma ilamının 4 nolu bendinde “...davalı şirket unvanında geçen “Kaynak Kaplama” sözcüğü yapılan işin sektörel adı olduğundan kaynak kaplama işi yapan davalı şirketin ticari faaliyet alanını ticaret unvanında belirtmesi zorunlu olup, taraflara ait ticaret unvanları arasındaki benzerliğin giderilmesi ancak ayırtedici bir ek kullanılmasıyla mümkün olabilecektir....
K A R A R Dava, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 01.07.1996 olduğunun tespiti ile 01.07.1996-26.08.2006 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen ve Kuruma kayıt ve tescil edilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece,bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma gereği yerine getirilmeeden askerlik terhis tarihinden önceki dönem bakımından hizmet tespiti istenilen sürenin sonu itibariyle davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığından ve mahkemenin 2007/556 esas sayılı dosyasında tespit edilen hizmet süreleri karşısında davacının eksik hizmet süresinin kalmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir....
Dava, terekenin borca batık olduğunun tespiti istemine dayalı olarak TMK'nın 605/2. maddesi gereğince mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir. Ölüm tarihinde murisin ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise miras reddedilmiş sayılır. (TMK m. 605/2) Borcun, murisin şahsi vergi borcu değil, ortağı ve temsilcisi olduğu limited şirketin vergi borcu olduğu anlaşılmaktadır. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanunun 22.07.1998 tarihli 4369 sayılı Kanunla değişik 35. maddesi hükmüne göre; limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun gereğince takibe tabi tutulurlar....
in 4 hisseyi müvekkiline devrettiğini, noterde hisse devri sözleşmesi yaptıklarını, bu tarihten sonra müvekkiline herhangi bir kar payı veya başka bir ödemenin yapılmadığını, hisse devrinin ticaret siciline bildirilmediğini, tescil ve ilan edilmediğini ileri sürerek, müvekkilinin ortaklığının ve hissesinin tespitine, kar payının tespiti ile ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, şirketin eski ve yeni ortaklarına karşı açtığı birleşen dosyada ise, şirket ve şirketin ortağı olan davalı kişilerden alacaklarının ödenmesi isteminde bulunulmasına rağmen taleplerinin reddedildiğini iddia ederek şirket özvarlığının tespiti ile kar payının 28.09.2006 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir....


