Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir....
işbu şirketin yönetim kurulu başkanı ve şirketin geri kalan yaklaşık %75 pay hissesine sahip ve şirketin hakim ortağı durumunda olduğunu, Yönetim kurulu başkanı, bu hakimiyetini suistimal etmekle birlikte müvekkilin ortağı bulunduğu şirket adına hukuki temelden yoksun kararlar almakta ve almaya da devam ettiğini, 2013-2014-2015 yılına ait olağan genel kurul toplantısı 01.06.2016 tarihinde yapıldığını ve yapılan bu genel kurulda müvekkilinin imzasının omadığını ve buna yönelik, ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/... E....
ve şirket yönetim kurulu üyeliğine o tarihte şirket ortağı olmayan ...'...
ve şirket yönetim kurulu üyeliğine o tarihte şirket ortağı olmayan ...'...
nin ortağı ve yöneticisi olduğunu, dava dışı şirketin yapmış olduğu kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca Güneysu İlçesinde inşaat yaptığını, müvekkilinin şirketin ortağı ve yöneticisi sıfatıyla şirket tarafından yapılan inşaatta kullanılmak üzere dava dışı şirket adına davacıdan hazır beton satın aldığını, müvekkili ile davacı arasında doğrudan bir ticari ilişki olmadığı gibi şirket ortağı ve yöneticisi sıfatıyla müvekkilinin şahsi sorumluluğuna da gidilemeyeceğini, davacının dava konusu alacağını dava dışı şirketten istemek yerine müvekkili aleyhine icra takibi yapmasının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı yanca satın alındığı iddia edilen malzemelerin teslimine ilişkin sevk irsaliyelerinde yer alan şantiye adının dava dışı Aysu Mimarlık Mühendislik Ltd....
nun yaşam mücadelesi verdiği dönemde davalı şirketin diğer iki ortağı ve müdürü olan şahıslar tedavi sürecini yakından takip ettiklerini, bu sürece kadar muris ile ortaklık bağı olan ve neredeyse her gün görüşen diğer iki şirket ortağı, ölüm haberini aynı gün yani 07/04/2020 tarihinde öğrendiğini, kısaca şirketin diğer iki ortağı ve müdürü olan şahıslar ortağın ölümünden 07/04/2021 tarihinde haberdar olduklarını, Yine davalı şirket ortakları ile müvekkiller mirasçılık belgesinin alındığı tarih olan 15/04/2020 tarihinden sonra defalarca bir araya gelerek murisin hisselerinin akıbeti hakkında görüşme yaptıklarını, fazlaya ilişkin bütün talep ve dava haklarımız saklı kalmak üzere; müvekkillerin murisi ........'...
na devrinin ve bu konuda alınan yönetim kurulu kararının geçersiz olduğunun tespiti ile bu payların miras bırakan Msutafa Emin Kuroğlu terekesine iadesine karar verilmiştir. Kararı davalılar ... ile şirket vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar ... ile şirket vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar ... ile şirket vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 409,48 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 31/05/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı alacaklı idare, dava dışı vergi borçlusu şirket aleyhinde 6183 Sayılı Kanun uyarınca yapılan takipte mal varlığına rastlanılamadığını, bunun üzerine şirket ortağı olan davalı ...'ün malvarlığına başvurulduğunu, davalının alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla taşınmazını ve aracını davalı 3.kişilere satarak devir ettiğini ileri sürerek tasarrufun iptalini talep etmiştir. Davalı 3.kişi .... vekili, tasarruf tarihinde kesinleşmiş herhangi bir takip bulunmadığını, müvekkilinin iyi niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı borçlu vekili, satışların gerçek olduğunu, vergi borcunun yapılandırıldığını savunmuştur. Davalı ... davaya cevap vermemiştir....
Mahkemece çekin yazılı olduğu 18.07.2008 tarihli “Tediye-Tahsilat Makbuzu” başlıklı belgeye göre,anılan çekin “2360 adet...macunu ve 2300 adet...jel sipariş avansı”olarak verildiği iddia edildiğinden söz konusu tediye makbuzu davalı şirkete gönderilerek isticvabı yapılmak istendiği ancak davalı şirket yetkilisinin belirtilen gün ve saatte duruşmada hazır bulunmadığından davetiyedeki şerhe göre tediye makbuzu altındaki imzanın davalı şirket yetkililerine ait olduğunun kabulünün gerektiği,buna göre çekin 18.07.2008 tarihinde,ileriye dönük olarak 16.12.2008 tarihinde keşide edilerek alınacak emtiaya karşılık düzenlendiğinin anlaşıldığı,davalı şirketin bu çeke karşılık,tediye makbuzunda belirtilen ürünleri davacıya teslim ettiğini ispat etmesi gerektiği,davalı şirketin bu yönde delil sunamadığı,diğer davalı ...'nun bir dönem davacı işyerinde çalıştığı,her iki şirketin aynı adreste faaliyette bulunduğu,ayrıca davalının diğer davalı ... San.Tic.Ltd.Şti 'nin ortağı olan ...'...
Davalı vekili, uyuşmazlığa konu edilen iki adet çekin sözleşmede kararlaştırıldığı üzere teminat olarak ve davacı şirketin ortağı olan ana davanın davacısı ...... kefaletini taşımak kaydıyla birleşen dava davacısı...Ltd.Şti.nce keşide edilip teslim olunduğunu, sonrasında keşideci şirketin çalıştırdığı işçilerin alacaklarını ödememesi üzerine bu ödemelerin müvekkili tarafından ifa edildiğini ve böylece oluşan müvekkili alacağı nedeniyle çeklerin takibe konu edildiğini, aslında davacı ......ın çekin ön yüzüne aval olarak imza etmesi gerekirken, yanlışlıkla ciro işlemi yapıldığını, oysa davacı şirket ortağı diğer davacının da borçtan sorumlu olduğunu bildirerek, davanın reddi gerektiğini savunmuş ve % 40 oranında tazminatın davacıdan tahsilini istemiştir....


