ŞİKAYET Borçlu vekili şikayet dilekçesinde; alacaklının sözde alacak iddiasıyla takip başlattığını, bu takipten haberdar olunmayacağını ve takibe itiraz edilemeyeceğini bilerek kötüniyetli bir şekilde ödeme emrini, şirketin ticaret sicilinde kayıtlı ancak doğru olmadığını bildiği, gerçekte olmayan adresine tebliğini talep ettiğini, bu adrese usulsüz tebligat yaptırarak takibi kesinleştirdiğini beyan ederek, usulsüz tebligata yönelik haklı şikayetlerinin kabulü icra takibini öğrenme tarihinin 25.12.2019 olarak tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı alacaklı vekili davaya cevap dilekçesinde, ... ... tarafından tek başına şirketi temsile yetkisi olmadığı halde düzenlenen ve hiçbir hukuki geçerliliği bulunmayan ... 4. Noterliğinin 23.12.2014 tarih 39068 yevmiye numaralı vekaletnamenin ... ... tarafından mahkemeye ibraz edilerek açılan mevcut davada kullanıldığını, davacı ... ...'...
(CMK'nın 195.) maddesi gereğince düzenlenecek uyarılı davetiyenin; öncelikle bilinen son adresine (sanığın Mahkemeye bildirdiği veya daha önce kendisine geçerli bir tebligat yapılmış olan ya da Tebligat Kanunu'nun 35/son maddesinde sayılan kurum ve kuruluşlara sanık tarafından bildirilmiş bulunan adrese) gönderilmesi; tebligat memurunca, sanığın adresini değiştirmesi ve yeni adresinin belirlenememesi nedeniyle davetiyenin tebliğ edilemeyerek iade edilmesi durumunda, bu kez Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğ edilmesi gerektiği gözetilmeden; yerel mahkeme tarafından muhatap bankanın bildirdiği adrese, doğrudan sözü edilen 35. maddeye göre yapılan usulsüz tebligata dayanılarak ve bu nedenle sanığın savunma hakkı kısıtlanarak yazılı biçimde hüküm kurulması, 2-3167 sayılı Kanun'un 16/1. maddesinde düzenlenen karşılıksız çek keşide etme suçunda şikayet hakkı, Türk Ticaret Kanunu'nun 702. maddesinde açıklandığı üzere, çeki muhatap bankaya ibraz eden yetkili ve yasal hamil ile bunun...
Sayılı dosyası ile memur muamelesinin şikayet edildiği 23.06.2022 tarihinden itibaren mahkemece verilen durdurma kararı uyarınca usulsüz tebligata istinaden ve haciz baskısı altında şerhi düşüldüğünden .... Esas nolu icra dosyasına yatırılan paranın alacaklı davacı ...'a dava sonuna kadar ödenmemesine karar verilmesinin talep edildiği, .." denilmekte olduğunu, davanın reddine, dava değerinin %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: -.... Esas sayılı dosyası, -Faturalar, davacı ticari defterleri, -Bilirkişi raporu: 14/12/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacının 2....
O halde mahkemece, borçlunun usulsüz tebligata ilişkin şikayetinin kabul edilerek Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca tebliğ tarihinin borçlunun bildirdiği öğrenme tarihine göre düzeltilmesine karar verilmesi ve buna göre de borçlunun diğer taleplerinin incelenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Usulsuz tebligata ilişkin şikayet dava dosyası tarafımızca açılmış ve-------------dosya ile derdesttir.Huzurdaki menfi tespit istemine ait olarak;-------- görüşme sağlanmış ise de taraflar arasında bir anlaşma sağlanmamıştır.Müvekkil-------------- vermektedir. Davalı taraf ile ----------ilişkisi, davalıya ------ yaptırmasından ibarettir. Davalının yaptığı ----- esnasında, taşınan------- çalınmış ve müvekkil bu çalınan ürünlerin tazmini için şimdilik--------- ödeme yapmıştır.Müvekkil cari hesap özetinde görüldüğü üzere, davalıdan alacaklı durumdadır....
bulunmama durumunun 102. maddede belirtilen şekilde tutanak haline getirilmediği, bu haliyle ilanen tebliğin şartlarının oluştuğu usulüne uygun olarak ortaya konulamadığı ve ilanen tebliğin usulsüz olduğu, davacı tarafından tarhiyatlardan 08/06/2016 tarihinde borç sorgusu ile haberdar olunduğu, tarhiyatların dönemlerinin 2005,2006,2007,2008 yılları olduğu da dikkate alındığında, bu vergi borçlarından haberdar olunan tarih itibariyle 5 yıllık tarh zamanaşımı sürelerinin geçmiş olduğu anlaşıldığından, davanın tarhiyata ilişkin kısımlarında zamanaşımı nedeniyle hukuka uygunluk bulunmadığı; davanın tahakkuklara ilişkin kısmı bakımından, … , … .........… tahakkuk fiş numaralı tahakkuklar bakımından; dosyaya sunulan servis notundan, bu tahakkukların vergi/ceza ihbarnamelerine dayandığı ve ihbarnamelerin ilanen tebliğ edildiğinin belirtildiği, ancak dayanak ihbarname ve bu ihbarnamelerin davacının bilinen adresine tebligata çıkarıldığına ilişkin tebliğ mazbatası, adres tespit tutanağı vs. sunulamadığı...
Tebligat Kanunu'nun 23. maddesinin 1. fıkrasının 8. bendi uyarınca ise ;'' Tebligatın adres kayıt sistemindeki adrese yapılması durumunda buna ilişkin kaydı...İhtiva etmesi lazımdır.'' Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesine göre de; ''Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Ayrıca başkaca adres araştırması yapılmaz. 79 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre renkli bastırılan tebligat zarfında, adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek bu adrese tebligat yapılacağına dair meşruhata yer verilir.'' Somut olayda;şikayetçi borçlu adına ödeme emri tebligatının ''... Mah. ... Sk. No:......
İcra Müdrülüğü'nün 2014/18776, 2014/19297 ve 2014/19336 Esas sayılı takip dosyalarında, borçlu adına yapılan ödeme emri tebliğ işlemlerinin eski adresine yapılması nedeniyle usulsüz olduğunu ileri sürerek ödeme emri tebliğ tarihlerinin düzeltilmesini talep etmiş, mahkemece, tebliğlerin usule uygun yapıldığı, ayrıca maaş haczi müzekkeresinin 16.4.2015 tarihinde tebliğ edilmiş olması sebebiyle, borçlunun, takipten, şikayet tarihinden çok önceki bir tarihte haberdar olduğu gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmiştir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun bilinen adrese tebligatı düzenleyen 10. maddesinin 1. fıkrasına göre; tebligat, muhatabın bilinen en son adresinde yapılır. 6099 sayılı Yasa'nın 3. maddesi ile eklenen aynı maddenin 2. fıkrasına göre ise, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat bu adrese yapılır....
Davada, davacı taraf, davalıların sıra cetvelindeki alacaklarının hem sırasına hem de esasına itiraz etmiş olup, bu tür davalarda öncelikle sıraya ilişkin şikayet hususu değerlendirilip daha sonra esasa ilişkin itirazlar değerlendirilmelidir. (Dairemizin 15.12.2011 tarih ve 836 E., 2614 K. sayılı kararı) Dava konusu 29.04.2009 tarihli sıra cetveli hakkında, diğer bir kısım alacaklılar tarafından icra mahkemesi nezdinde şikayet yoluna başvurulduğu, ... 7. İcra Mahkemesi'nin 09.06.2010 tarih ve 2009/37 E., 2010/725 K. sayılı ilamı ile ilk kesin haczin ... 'ın (Temlik eden ...bank A.Ş.) alacaklı bulunduğu ... 20. İcra Müdürlüğü'nün 2008/6162 E. sayılı dosyasında konulduğu, dolayısıyla sıra cetvelinin bu dosyadan düzenlenmesi gerektiği sonucuna varılarak 29.06.2009 tarihli sıra cetvelinin iptaline karar verildiği, bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği ve neticede bahsi geçen dosyada yeni bir sıra cetveli düzenlendiği anlaşılmıştır....
Somut olayda şikayet konusu yapılan tebligatın; "... Mah. 675. Sk. No: 20 ... /..." (mernis) adresine TK. m. 21/2 şerhi ile muhtara 19.12.2014 tarihinde yapıldığı, tebligat üzerinde, çıkaran merci tarafından, adres, muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğu için, tebligatın TK.'nun 21/2. maddesine göre yapılacağına ilişkin bir şerhin bulunmadığı, bu nedenlerle tebligatın usulsüz olduğu anlaşılmaktadır. Usule aykırı tebliğin hükmü ise, 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 32.maddesinde ve Tebligat Yönetmeliği'nin 53.maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatap tebliğe muttali olmuş ise, muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi olarak kabul edileceği öngörülmüştür....


