WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

Karar, şikayet olunan şirket vekilince temyiz edilmiştir. Sıra cetvelinin tebliğinden itibaren yasal süre içerisinde her alacaklı ilgililer aleyhine dava açmak suretiyle sıra cetveline itiraz edebilir. Borçlunun İİK 142. maddesi uyarınca sıra cetveline itiraz hakkı bulunmamaktadır. Bu durumda; borçlu alacağın esas ve miktarına ilişkin haklarını İİK' nun 72. maddesi uyarınca menfi tespit veya istirdat davası açmak suretiyle ileri sürebilir. Somut olayda şikayetçi borçlunun sıra cetveline itiraz hakkı olmadığından şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, şikayet olunan şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün şikayet olunan şirket yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 08.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....

Düzenlenen sıra cetveline itiraz, alacağın esas ve miktarına yönelik ise dava yoluyla genel mahkemede (İİK m. 142/1), yalnız sıraya ilişkin ise icra mahkemesinde (İİK m. 142/son) ileri sürülmelidir. Somut olayda, şikayetçi şikayet edilenin hem sırasına hem de muvazaalı olarak kıymetli evrak düzenlendiği iddiasıyla alacağın esasına itiraz ettiğinden, İİK'nun 142/1. maddesi uyarınca genel mahkemenin görevli olduğu gözetilerek, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esasının incelenmesi doğru olmamıştır. 2-Bozma nedenine göre şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir....

Dava, alacaklının İİK’nun 99 . maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı 3.kişinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- İİK nun 99/1 maddesi gereğince icra mahkemesine istihkak davası açması için alacaklıya süre verilmesine ilişkin işlemin iptali ile alacaklının dava açma yükümlülüğü ortadan kalktığından, dava konusuz kalmış, bu itibarla davanın esasına ilişkin hüküm kurulmamış olup, davalı aleyhine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde nispi vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olmuştur....

Asıl dava, alacaklının İİK’nin 97. ve 99. maddelerinin uygulanmasına ilişkin şikayet talebi ile birleşen dava alacaklının İİK’nin 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nin 124. maddesi; (1) Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. (2) Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır. (3) Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. (4) Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder.” hükmünü içermektedir....

a kiraladığının anlaşılmış olduğunu, haczedilen eşyaların kiraya verene ait olduğu gerekçesi ile istihkak iddiasının kabulü ile alacaklı vekilinin taleplerinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Davacı alacaklı vekilinin İİK 99. maddesinin uygulanmasına ilişkin şikayetinin reddine yönelik temyiz incelemesinde; İcra Mahkemesi kararlarından hangilerinin temyiz olunabileceği özel hükümlerle ve genel olarak da İİK'nun 363. maddesinde birer birer açıklanıp gösterilmiştir. Bunların dışında kalan Mahkeme kararları kesindir. Yargıtay'ca incelenmesi istenen karar bu maddelerle tespit edilen kararlar arasına girmeyip kesin nitelikte bulunduğundan temyiz dilekçesinin reddine, 2-Davacı alacaklı vekilinin iddiasının reddi davasına ilişkin olarak temyiz incelemesinde; Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 99. maddesi uyarınca açtığı “istihkak iddiasının reddi” davası niteliğindedir....

Bu durumda, icra müdürünün, bankaya karşı istihkak davası açması için alacaklıya yedi gün süre vermesi (İİK m. 99) gerekir. İİK'nın 99. maddesindeki prosedür izlenmeden hacizli paranın bankadan istenmesi yasaya aykırıdır (Kuru, s. 464-465). 17. Bir mal (borçlunun elinde iken değil de) üçüncü kişinin elinde (nezdinde) iken haczedilir ve üçüncü kişi o mal üzerinde mülkiyet veya diğer bir ayni hak iddia ederse, icra müdürü, bu istihkak iddiasını haciz tutanağına geçirir (İİK m. 96/1; 102/1) ve üçüncü kişiye karşı (icra mahkemesinde) istihkak davası açması için, alacaklıya yedi günlük bir süre verir (İİK m. 99, c. 2). Yani, bu hâlde dava açma süresi (icra mahkemesi tarafından değil) icra müdürü tarafından verilir ve istihkak davası açma külfeti, üçüncü kişiye değil alacaklıya yükletilir....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Şikayet Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın birleştirilmesine ve esasın kapatılmasına karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 97. ve 99. maddelerinin uygulanmasına ilişkin şikayet talebine ilişkindir.Mahkemece, davacı üçüncü kişi tarafından 2016/415 Esas sayılı dosyası ile açılan istihkak davası ile davacı üçüncü kişi vekilince aynı haciz işlemine ilişkin memur muamelesini şikayet talebi arasında şahsi ve fiili irtibat bulunduğu gerekçesi ile 2016/414 Esas sayılı dosyanın, 2016/415 Esas sayılı dosya ile birleştirilmesine, esasın bu şekilde kapatılmasına karar verilmiş, karar davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir....

Dava, İİK’nin 96 ve 97. maddelerinin uygulanmasına ilişkin şikayet istemine ilişkindir. Söz konusu kararlara karşı temyiz yolunun kapalı olduğundan bahsedilemez. Bu sebeple, temyiz talebinin reddine ilişkin ek kararın kaldırılmasına karar verilerek, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine geçildi. 1. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince şikayetin süresinde yapılmadığından bahisle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş ise de, davacı üçüncü kişinin haczin İİK'nin 99. maddesi gereğince yapılması gerektiğine yönelik şikayeti, kamu düzeniyle ilgili olup süresiz şikayet niteliğinde olduğundan, üçüncü kişi vekilinin şikayeti ile ilgili olarak tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, talep hakkında karar vermek gerekirken, şikayetin süre yönünden reddine dair karar verilmesi gerektiğine yönelik Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi doğru değildir. 2....

Bu durumda, Mahkemece, borçlunun itfa itirazını İİK.nun 33/1.maddesinde belirtilen ve ilamda hükmedilen icra inkar tazminatının ayrı bir takip dosyasında takibe konamayacağına ilişkin şikayetinin ise, İİK nun 16/1. maddesinde belirtilen yedi günlük süre içinde yapılmadığı nazara alınarak, reddi yerine işin esasının incelenerek reddedilmesi isabetsiz ise de sonuçta talep reddedildiğinden neticesi itibarıyla doğru mahkeme kararı onanması gerekirken kararın temyiz kabiliyeti bulunmadığından bahisle temyiz dilekçesinin reddine karar verildiği görülmekle karar düzeltme talebinin kabulü yoluna gidilmiştir....

Öte yandan, ihalenin feshi istemine ilişkin şikayet dilekçesinde, satış ilanının usulsüz tebliğ edildiği yönünde bir iddianın bulunmadığı, ayrıca, fesat olgusuna ya da satılan taşınmazın esaslı niteliklerindeki hata nedenine dayanılmadığı görülmekte olup; bu haliyle İİK.'nun 134/7. maddesinde öngörülen sürenin burada uygulanması da mümkün değildir. Diğer taraftan, şikayet dilekçesinde ileri sürülmeyen bir husus kamu düzenine ilişkin olmadıkça icra mahkemesince re'sen nazara alınamaz. Bu durumda, borçlunun kıymet takdir raporu ve satış ilanı tebliğ işlemlerinin usulsüz olduğuna yönelik bir iddiası mevcut bulunmadığı halde mahkemece sözü edilen tebligatların re'sen incelenmesi ve anılan hususun fesih nedeni olarak kabul edilerek sonuca gidilmesi isabetsizdir. O halde, mahkemece, ihalenin feshi isteminin süre aşımı sebebiyle reddine karar verilmesi gerekirken; yazılı gerekçe ile kabulü yönünde hüküm tesisi doğru değildir....

UYAP Entegrasyonu