Davalı alacaklı vekili, haczin borçlunun adresinde yapılmış olması nedeniyle İİK 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğunu, davacı ile borçlu arasındaki boşanma davasının muvazaalı olup haciz adresinde birlikte yaşadıklarını, borçlunun boşanma protokolü ile alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla tüm malvarlığını davacıya devrettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre; haciz adresinin davacıya ait olduğu, borçlu ile bir ilgisinin bulunamadığı bu konuda resmi belge de ibraz edilemediği gerekçesiyle şikayetin kabulüne icranın geri bırakılmasına karar vermek gerektiği kanısıyla davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava İİK 96 ve devamı maddeleri gereğince 3.kişi tarafından açılmış istihkak davasına ilişkindir. Takip konusu borç 25.2.2009 keşide tarihli çekten kaynaklanmaktadır....
Dava 3.kişinin İİK”nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir. Dava konusu iş makinesi, 11.02.2009 tarihinde borçlu şirkete ait adreste haczidelmiş ve haciz sırasında Tuğrul İnce haczedilen malların borçlu şirkete ait olduğunu belirtmiştir. İİK'nin 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayı ile alacaklı yararına olup karine aksinin davacı 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanması gerekmektedir. Davacı 3.kişi, iş makinesini 02.12.2008 tarihinde borçludan satın aldığına ilişkin fatura ve sevk irsaliyesi ve bedilen ödendiğine ilişkin banka dekontları sunmuştur. 6085 sayılı Yasa’nın 22/c-2 ve Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 29/a 4-2 maddesi uyarınca Ticaret ve Sanayi Odasına tescili zorunlu olduğunu, anılan Yönetmeliğin 36)maddesinin -b)bendinde tescilli, c)bendinde -tescili silinmiş veya tescil edilmemiş araçların sahiplik belgesi esas alınarak noterlerce yapılacağı öngörülmüştür....
b-) İİK.nun 97/3.maddesine göre “Takibin talikine karar verilirse, haksız çıktığı takdirde alacaklının muhtemel zararına (İİK.Md.97/13) karşı davacıdan 36.maddede gösterilen teminat alınır.” hükmü öngörülmüştür. Anılan madde gereğince, mahkemece teminat alınarak takibin ertelenmesi kararı verilmişse, haczedilen mal veya hakka ilişkin takip işlemleri ertelenmiş sayılır. Ancak, takip işlemlerinin ertelenmiş sayılması için, İİK.nun 97/3. maddesi uyarınca alacaklının muhtemel zararı karşılığı 36. maddede gösterilen teminatın alınması zorunludur.İcra Mahkemesince takibin ertelenmesine karar vermiş olmasına karşın, 3.kişiden teminat alınması kararlaştırılmamış veya karar altına alınmış olsa bile bu teminat 3.kişi tarafından yatırılmamışsa, İcra Müdürlüğü takibe devam eder. Çünkü böyle bir durumda istihkak davası yüzünden alacağın tahsilinin geciktiğinden söz edilemez....
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; takibin talikine ilişkin kararın davacı 3.kişiye 07.05.2013'te tebliğ edildiği, davanın ise 21.05.2013'te açıldığı, dolayısıyla İİK 97/6 maddesinde öngörülen 7 günlük sürede dava açılmadığı gerekçesiyle süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, üçüncü kişinin İİK'nun 96. ve devamı maddeleri uyarınca açtığı istihkak davası niteliğindedir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun tüzel kişilere tebliğe ilişkin 12. maddesinde; "Hükmi şahıslara tebliğ, salahiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise, yalnız birine yapılır". Aynı Yasa'nın 13. maddesinde ise; "Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler her hangi bir sebeple mutat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır" hükümleri yer almaktadır....
Buna göre, İcra Müdürlüğünce, Bankaya gönderilen 89/1 haciz ihbarnamesi üzerine, Bankanın hesap üzerinde, rehin hakkını ileri sürmesi, haciz ihbarnamesine itiraz mahiyetinde olup, bu itirazın İİK’nin 89. maddesinde düzenlendiği şekilde çözümlenmesi gerekir: Üçüncü kişi tarafından açılan istihkak davasının açıklanan nedenlerle reddi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, bu karara karşı davalı alacaklı vekili tarafından vekalet ücreti yönünden, davacı üçüncü vekili ise esas yönünden istinaf yoluna başvurduğu bozma gerekçesi ve kararın sonuçları itibariyle aleyhe karar verme yasağı söz konusu olamayacağı öte yandan, davacı üçüncü kişi Bankanın haciz ihbarnamesine itirazı, istihkak olarak değerlendirilerek takibin devamı veya taliki hakkında karar verilmek üzere dosya İcra Mahkemesine gönderilmiş olup İcra Mahkemesi tarafından takibin devamına ilişkin karar verilmesi üzerine eldeki dava açıldığına göre yargılama giderlerinden sorumlu tutulacak taraf belirlenirken bu hususun...
un borcu nedeniyle müvekkili bankaya 17.09.2010 tarihinde gönderilen 1. haciz ihbarnamesine 21.9.2010 tarihinde itiraz ettiklerini, davalı alacaklı tarafından İİK 89/4.madde gereğince işlem yapılması gerekirken 13.10.2010 tarihinde 2.haciz ihbarnamesinin gönderildiğini, buna da itiraz ettiklerini, borçlunun hesabındaki paraların banka tarafından verilen krediler nedeniyle doğmuş ve doğacak alacaklarının teminatı olarak bankalarına rehinli olduğunu ve bu konuda ayrıca yapılmış rehin sözleşmeleri bulunduğunu, istihkak iddiası üzerine takibin devamına karar verildiğini ancak bu kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek istihkak iddiasının kabülü ile haczin kaldırılmasını dava ve talep etmiştir. Davalı alacaklı vekili, bankadaki paranın borçluya ait olduğunu, istenmesine rağmen davacı tarafından ödenmediğini belirterek davanın reddi ile %40 tazminatın tahsilini savunmuştur....
İcra Müdürlüğü dosyasına ödenmesinin durdurulmasına, istihkak davalarının kabulüne, davalının %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı alacaklı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; takibin devamına ilişkin kararın davacı 3.kişiye 24.02.2015'te tebliğ edildiği, davanın ise İİK 97/5 maddesinde öngörülen 7 günlük sürede açılmadığı gerekçesiyle süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, üçüncü kişinin İİK'nun 96. ve devamı maddeleri uyarınca açtığı istihkak davası niteliğindedir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun tüzel kişilere tebliğe ilişkin 12. maddesinde; "Hükmi şahıslara tebliğ, salahiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise, yalnız birine yapılır"....
vekili Avukat ... aralarındaki istihkak davası hakkında ...1. İcra (Hukuk) Mahkemesinden verilen 20.05.2008 gün ve 254/739 sayılı kararın Onanmasına ilişkin Dairemizin 09.02.2010 gün ve 18392/1014 sayılı ilamına karşı davalı (Alacaklı) vekili tarafından süresi içinde karar düzeltme yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: K A R A R Uyuşmazlık İİK’ nun 96 ve devamı maddelerine dayalı 3.kişinin istihkak iddiasına ilişkindir. Dava konusu haciz ...adresinde gerçekleştirilmiştir.Borçluların takip ve ödeme emri tebliğ adresi haciz adresi olup, bu adres aynı zamanda davacı 3.kişi Ltd. şirketin de Ticaret Sicilinde kayıtlı olan adresidir.Haciz sırasında takip borçlularından...Albayrak hazır bulunarak davacı 3.kişi şirket adına istihkak iddiasında bulunmuştur....
Bu ihtimalde mal ve hakkın sahibi üçüncü kişinin korunması için (haczedilmezlikten farklı olarak) "istihkak" müessesesi benimsenmiştir. Haczedilen bir mal üzerinde (alacaklı ve borçlu dışındaki) üçüncü bir kişinin mülkiyet veya diğer bir ayni hak sahibi olduğunun ileri sürülmesine istihkak iddiası denir (Kuru, B.: İcra ve İflas Hukuku, El Kitabı, 2.b., Ankara 2013, s.543). İstihkak iddiası ve bunu takip eden istihkak davası haczedilen malın borçlunun ya da üçüncü kişinin elinde bulunması ihtimaline göre farklı usullere tâbi tutulmuştur (İİK.m.96, 97 ve 99). Haczedilmezlik ile istihkak iddiası arasındaki temel fark haczedilmezlik şikayetinde bulunma hakkı borçluya ait iken, diğer ifade ile ancak borçluya ait bir mal için haczedilmezlik şikayetinde bulunulması mümkün iken; istihkak iddiası kural olarak haczedilen malın mülkiyetinin üçüncü kişiye ait olması halinde mümkündür....
istihkak davasının kabulüne ilişkin kararın temyizi halinde satışın İİK'nın 364/.... maddesi uyarınca kendiliğinden durması gerekir.Öte yandan, ... mahkemesince takibin devamı veya ertelenmesi hakkında bir karar verilmesine gerek olmaksızın üçüncü kişinin istihkak iddiasında bulunması kendiliğinden takibin durması sonucunu doğurur....


