"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklılar tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Sair temyiz itirazlarını yerinde değil ise de, Alacaklı tarafından başlatılan tasarrufun iptaline ilişkin ilamlı icra takibinde, borçlunun icra mahkemesine başvurusunda; takibe dayanak ilamda müşterek ve müteselsil sorumluluğa ilişkin açıklamaya yer verilmediği halde borcun tamamından sorumlu olunacak şekilde takip yapıldığını ileri sürerek icra emrinin iptali istemiyle icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, “şikayetin kısmen kabulü ile şikayetçi borçlunun takip dosyasında sorumlu olduğu miktarın 16.066,50 TL asıl alacak ve 1.798 TL işlemiş faiz olacak şekilde icra emrinin düzeltilmesine...
İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 17/10/2014 NUMARASI : 2014/324-2014/427 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının onanmasını mutazammın 14.04.2015 tarih, 2014/35088 E., 2015/9762 K. sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı tarafından kesin borç ipoteğine dayalı olarak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan ilamlı takibe karşı borçlunun, muaccel olmamış borç için icra emri gönderilemeyeceğini ileri sürerek icra emrinin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, şikayetin kesin hüküm nedeniyle reddine karar verildiği anlaşılmaktadır....
Şti. yönünden takip kesinleştikten sonra icra kefili S.. I..'a 19.08.2008 tarihinde icra emri tebliğ edilmesinde yasaya aykırılık yoktur (HGK'nun 2010/12-22 Esas ve 2010/60 Karar sayılı kararında da aynı ilkeler benimsenmiştir.). Diğer taraftan, icra kefaleti kambiyo senedinden ayrı bir taahhüdü içerdiğinden mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunun 125. ve aynı hükme karşılık yürürlükteki 6098 sayılı TBK'nun 146. maddesine göre 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, kambiyo takibinin asıl borçlular hakkında zamanaşımı yönünden icranın geri bırakılmasına veya takibin durdurulmasına karar verilmesi dahi icra emrinin iptalini gerektirmez. O halde mahkemece; asıl borçlu yönünden takip kesinleşmeden icra kefiline icra emri gönderilemeyeceğine yönelik icra emrinin iptali istemine ilişkin şikayetin reddine karar vermek gerekirken icra emrinin iptaline yönelik yönünde hüküm tesisi isabetsizdir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Şikayetçi vekili icra mahkemesine başvurusunda, 12/01/2016 tarihli haciz sırasında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun aradığı şartlara aykırı olarak müvekkilinin kefil alındığını ileri sürerek icra emrinin iptali ile hacizlerin kaldırılmasını talep ettiği, mahkemece, borcun tamamının 09/06/2016 tarihinde borçlu tarafından ödendiği gerekçesiyle “...dava konusuz kaldığından işin esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına”karar verildiği anlaşılmaktadır....
Somut olayda; borçlu hakkındaki takip kesinleşmeden icra kefaleti alındığından mahkemece, icra emrinin iptali yerine, icra kefaletinin iptaline şeklinde karar verilmesi isabetsiz olup, mahkeme kararının belirtilen neden ile bozulması gerekir ise de; anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir. SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazının kısmen kabulü ile Kırıkkale İcra Hukuk Mahkemesi'nin 09.04.2015 tarih ve 2014/421 E., 2015/156 K. sayılı kararının hüküm bölümünün (1). maddesinde yer alan ''icra kefaletinin'' sözcüklerinin karar metninden çıkarılmasına, yerine ''icra emrinin'' sözcüğünün yazılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekliyle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), mahkeme kararı düzeltilerek onandığından harç alınmasına yer olmadığına, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Öte yandan vekil ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması zorunlu ise de; somut olayda, icra emrinin borçlu asile tebliğ edilmesinden sonra, borçlu vekili İcra Mahkemesi'ne başvurarak, tebligatın asile gönderildiğinden bahisle, icra emrinin iptali istemi yanında, takibin esası ile ilgili itiraz ve şikayetlerini de ileri sürdüğü görüldüğünden, adı geçenin tebligatın usulsüzlüğü nedeniyle icra emrinin iptalini talep etmesinde hukuki yararı kalmamıştır. Diğer taraftan 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun müteselsil borçluların sorumluluğunu düzenleyen 163. maddesine göre alacaklı, isterse borçluların her birine veya bunlardan bazılarına, yahut hepsine birden müracaat edebileceğinden alacaklının, müteselsil borçlulardan sadece şikayetçi- borçlu hakkında takip yapmasında Yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır....
Somut olayda, 20.10.2012 tarihli icra kefalet tutanağında; sorumlu olunan azami miktar ile kefalet tarihinin ve icra kefili sıfatıyla yükümlülük altına girildiğinin, kefilin kendi el yazısı ile yazılmadığı görülmekte olup, bu haliyle, kefalet tutanağının, kefaletin şeklini düzenleyen Türk Borçlar Kanunu'nun 583. maddesinde belirtilen şartlarda düzenlenmediği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, yukarıda belirtilen gerekçelerle şikayetçiye gönderilen icra emrinin iptali yerine değişik gerekçeye dayanarak icra emrinin iptaline karar verilmesi doğru değil ise de sonuçta kefile gönderilen icra emrinin iptaline karar verildiğinden dolayı sonucu doğru kararın onanmasına karar verilmesi gerekirken, “icra kefalet tutanağının şekli unsurları taşıdığı” gerekçesine dayalı bozmaya ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 10.09.2015...
Somut olayda, borçlu vekilinin İcra Mahkemesi’ne başvuru nedenleri arasında icra takibinde mahkeme kararındaki alacak ve faizlerin fazla hesaplandığı, bu sebeple hatalı icra emrinin iptali istemi de bulunmaktadır. Mahkemece anılan istem yönünden de inceleme yapılıp karar verilmesi gerekirken, İcra Mahkemesi'nce bu konuda olumlu olumsuz bir karar verilmemesi doğru değildir SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle borçlu vekilinin temyiz itirazları kısmen yerinde görüldüğünden kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, borçlu vekilinin sair temyiz itirazlarının yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle reddine, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 24.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Somut olayda hesap kat ihtarnamesi takip tarihinden sonra icra emri ile aynı gün (06.03.2014 tarihinde) tebliğ edilmiştir. Bu durumda takip anında hesap kat ihtarnamesinin tebliğ şerhli örneği sunulmadığından icra müdürlüğünce borçlulara icra emri tebliğ edilmesi anılan yasa hükmüne aykırı olup şikayetin kabulü ile icra emrinin iptali gerekirken yazılı gerekçeyle şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Borçluların temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30/06/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Aile Mahkemesinin 2014/149 Esas sayılı dosyasından 03/12/2014 tarihli ara karar ile müşterek çocuk yararına verilen 500,00 TL tedbir nafakasının tahsili amacıyla ilamlı icra takibine ilişkin örnek 4-5 icra emrinin gönderildiği, ancak bu ara kararının ilamlı icra takibine konu edilmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek takibin iptaline karar verilmesini talep ettiği, Mahkemece; davalının takip talebinde genel haciz yolu ile takip yapmayı seçtiği, ilamlı icra yolu ile takip talebinde bulunmadığı, davalının mahkeme ara kararına dayanarak genel haciz yolu ile takip başlatmasında usul ve yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacının davalı aleyhine açmış olduğu icra emrinin iptali istemine ilişkin davanın reddine karar verildiği görülmektedir. Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de; Somut olayda ... ... 19....


