WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

Dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre; 23.05.2015 tarihli haciz sırasında mahcuzlarla ilgili davacı 3. kişinin istihkak iddiasında bulunduğu ve haczi yapan icra memurunun istihkak iddia edene istihkak davası açmak için 7 günlük süre verdiği, bunun üzerine 3. kişi tarafından eldeki davadan önce 30.03.2015 tarihinde dava konusu haczin İİK 97. maddesi uyarınca yapılmış sayılmasına ilişkin müdürlük kararının iptali için şikayet yoluna başvurulduğu, bu tarihten çok sonra 23.07.2015 tarihinde İcra Müdürlüğünce İİK 96-97 maddeleri uyarınca takibin devamı veya taliki hususunda karar verilmek üzere dosyanın İcra Hukuk Mahkemesine gönderildiği, İcra Hukuk Mahkemesince 29.07.2015 tarihinde takibin devamına karar verildiği, eldeki davanın ise prosedür işletilmesi beklenilmeden 3. kişi tarafından 08.05.2015 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır....

Şikayetçi 3.kişi .......................... talimat icra dairesi tarafından uygulanan 30.03.2005 tarihli haciz sırasında İİK.nun 99.maddesi yerine 96.maddesine göre işlem yapılmasını şikayet etmektedir. Talimat icra dairesi haczi tamamladıktan ve istihkak iddialarını tutanağa geçirdikten sonra sözü edilen istihkak iddiası hakkında karar verilmek üzere dosyayı asıl icra dairesine göndermek zorundadır. Bu durumda Mahkemece İcra Müdürünün yukarıda yer verilen ilkeler esas alınarak sadece talimat icrasının İİK.nun 96.maddesine göre istihkak davası açmak üzere süre veremeyeceği vurgulanıp, işlemin bu bölümü hakkında iptal kararı verilmesi gerekirken haciz işleminin tamamının iptaline karar verilmesi isabetsizdir.    SONUÇ :Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 30.11.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.    ...

Mahkemece evrak üzerinden yapılan inceleme sonucunda; dava ve talebin 3. kişinin İİK.’nun 96-97-99 maddelerinin uygulamasına yönelik istihkak şikayetine ve istihkak iddiasına ilişkin olduğu, dava konusu haczin talimat yolu ile yapıldığı, anılan taleplere ilişkin karar verme yetkisinin asıl icra dairesinin bağlı bulunduğu Mahkemeye ait olduğu gerekçesi ile Mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiş, hüküm davacı 3. kişi tarafından temyiz edilmiştir. 3. kişi hükmün temyizine yönelik dilekçesinde de, talebinin istihkak davası değil, icra memurunun işlemini şikayet olduğunu vurgulamıştır. 6100 sayılı HMK’nun 26. maddesi uyarınca hâkim, tarafların ileri sürdükleri maddi olay ve netice talepleri ile bağlıdır. HMK'nun 33. maddesine göre ise, olayların hukuksal açıdan değerlendirilmesi ve nitelendirilmesi hakime aittir....

Ödeme emrindeki bu noksanlık kamu düzeni ve devletin hükümranlık hakları ile ilgili olup, süresiz şikayet nedeni olduğu gibi, mahkemece de, takibin her safhasında doğrudan doğruya göz önünde tutulmalıdır (Hukuk Genel Kurulu’nun 12.05.1999 tarih ve 99/12-271 Esas, 99/301 Karar sayılı kararı). Ancak, ödeme emrindeki bu eksiklik takibin değil, ödeme emrinin iptalini gerektirmektedir.O halde; mahkemece şikayetin kabul edilerek ödeme emrinin iptali ile yetinilmesi gerekirken, yazılı şekilde takibin iptaline karar verilmesi isabetsiz olup, mahkeme kararının belirtilen nedenle bozulması gerekir ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması cihetine gidilmiştir.SONUÇ : Alacaklının temyiz isteminin kabulü ile...13. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 08.06.2012 tarih ve 2012/227 E. -2012/347 K. sayılı kararının hüküm bölümünün 1. bendinde yazılı ... 12....

K A R A R Şikayet eden üçüncü kişi vekili, alacaklı tarafından borçlular aleyhine başlatılan takipte müvekkil şirketin adresinde 28.01.2016 tarihinde haciz yapıldığını, haciz işleminin takip talebinde gösterilen ve borçlulara ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste gerçekleşmediğini istihkak iddiasında bulunulduğunu, akabinde takip dosyasında İİK’nin 99. madde gereğince alacaklıya istihkak davası açması için süre verilmesinin talep edildiğini, İcra Müdürlüğünce İİK’nin 99. maddesi gereğince işlem yapılmak yerine dosyanın yetkili İcra Mahkemesine gönderildiğini, İcra Mahkemesince takibin talikine karar verildiğini, kararın tebliği üzerine süresi içinde temyiz başvurusunda bulunulduğunu, istihkak davasının kim tarafından açılacağına ilişkin karar kesinleşmediği halde, alacaklı vekilinin haciz ve muhafazaya ilişkin talebinin, “...istihkak iddia eden tarafından istihkak davası açıldığına dair kayıt bulunmadığı...” gerekçesi ile 31.03.2016 tarihinde kabulüne karar verildiğini, İcra Müdürlüğünün...

Talep, davacı alacaklının açtığı İİK 97-99. maddelerinin uygulanmasına ilişkin şikayet ile terditli olarak ileri sürdüğü istihkak iddiasının reddi istemine ilişkindir. HMK'nin 353/(1)-a.6 maddesi gereğince verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararı, İlk Derece Mahkemesine esası inceleme imkânı tanımak ve davanın esası hakkında karar verilmesini sağlamak amacıyla gönderme kararı niteliğinde olup, bu maddede de açıkça belirtildiği üzere bu şekilde verilen kararlar kesin nitelikte ve HMK’nin 362/(1)-g maddesi gereğince de temyiz edilemeyen kararlardan olduğu anlaşılmaktadır. Ne var ki, somut olayda Bölge Adliye Mahkemesince öncelikle davacı alacaklı tarafın şikayet talebi değerlendirilmiş, şikayet talebinin reddine karar verildiği için terditli taleple ilgili gönderme kararı verilmiştir. Davacı alacaklı vekilinin ise Bölge Adliye Mahkemesince incelenen şikayet talebi ile ilgili verilen kararı temyiz ettiği anlaşılmaktadır....

Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre; dava konusu haczin 2.9.2009 tarihinden beri davacı şirkete ait ticaret sicil adresinde ve borçlunun yokluğunda yapıldığı, borçlunun davacı şirketteki hisselerini 24.9.2010 tarihinde devrettiği, haciz adresinin borçlunun tebligat ve senet adresi olmadığı, haczin İİK 99.madde gereğince yapılmasına karar verildiği, bu durumda İİK 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin davacı 3.kişi yararına olup karine aksinin davalı alacaklı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle esas ve birleşen davanın kabulüne dava konusu menkuller üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir....

No:29 .....,/Samsun adresinde haciz işlemi tesis edildiğini, bu haciz işlemi ile mallarının haczedildiğini, haciz mahallinde de taraflarınca istihkak iddiasında bulunulduğunu, haczedilen malların borçlunun elinde olmamasına karşın haciz işleminin İİK madde 96 ve devamı maddeleri uyarınca yapıldığını, bu durumun hukuka aykırılık teşkil ettiğini, haciz işleminin İİK madde 99'a göre yapılması gerektiğini belirterek 05.10.2020 tarihinde İİK'nın 96. maddesi uyarınca yapılan haciz işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Şikayet edilen alacaklı banka cevap dilekçesinde; şikayetçi 3. kişi şirket ile borçlu arasında organik bağ olduğunu, borçlulardan ...'ın haciz yapılan yeri depo olarak kullandığını, şikayetçi şirket ile borçlu ...'ın aynı faaliyet alanında ve aynı işi yaptıklarının açık olduğunu belirterek haczin İİK'nın 96. ve devamı maddeleri kapsamında yapılmasının yerinde olduğu gerekçesi ile davanın reddini istemiştir. III....

Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, alacaklının İİK’nın 99 uncu maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 97 ve 99 uncu maddeleri 3. Değerlendirme İİK 106 ncı maddesine göre, alacaklı haczedilen taşınır malın satışını altı ay içerisinde istemek zorundadır. Aksi halde İİK madde 110’a göre taşınır mal üzerindeki haciz kendiliğinden düşer. Ancak haczedilen mal hakkında, İİK madde 97/8 gereğince istihkak davası açılır ise, satış isteme süresi işlemez. Bu maddeye paralel olarak 99. maddede alacaklı tarafından süresinde açılan dava sonuçlanıncaya kadar, haczedilen malın satışının yapılamayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kaldı ki, kural olarak istihkak davalarının 97. maddede genel kural ve koşulları düzenlenmiş olup İİK m. 97/8 maddesinde istihkak davasının açılması ile satış isteme sürelerinin işlemeyeceğinin açıkça ifade edildiği, İİK 99. maddede aksine bir hüküm bulanmadığı görülmüştür....

Adalet Bakanlığı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Talep, alacaklının açtığı İİK'nın 97-99. maddelerinin uygulanmasına ilişkin şikayet ile terditli olarak ileri sürdüğü istihkak iddiasının reddi istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, borçluya ait bazı evrakların davalı 3. kişiye ait iş yeri adresinde bulunmasının iş yerleri arasında doğrudan organik bağ olduğunu göstermeyeceği, İİK'nın 99. maddesine göre yapılan işlemlerin doğru olduğu gerekçesi ile şikayetin reddine kesin olarak karar verilmiş, alacaklı vekili tarafından T.C. Adalet Bakanlığı’na yöneltilen dilekçe ile kanun yararına temyiz yoluna başvurulmuştur....

UYAP Entegrasyonu