Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili olması nedeni ile yetkiye itirazlarının bulunduğunu, davacının müvekkiline yapmış olduğu toplam 100.000 USD ödeme davaya konu intifa bedeli olarak ödenmiş havaleler olmadığını, söz konusu havalelerin taraflar arasındaki diğer ticari ilişkiler nedeni ile değil de bilakis davaya konu intifa sözleşmesi ve intifa senedine hasren yapıldığı davacı ayrıca ve açıkça ispatlamasının gerektiğini, ivaz bedeli borcuna mahsup edildiği iddiasının da doğru olmadığını, taraflar arasında yapılan intifa sözleşmesinde ve tapuya tescil edilen intifa senedinde kesinlikle bu şekilde iadeye ilişkin bir hüküm bulunmadığını, intifa senedinde de görüleceği üzere intifa hakkının süresinden önce kaldırılması halinde davacının iddia ettiği gibi sadece ve müvekkilinin intifa hakkının terkinini talep etmesinin durumuna hasretilmiş olmadığını, intifa sözleşmesi ve intifa senedi hükümlerine göre davacı yanında süresinden önce intifa hakkı kaldırma hak ve yetkisinin bulunmadığını...
Mahkememizce, dosya kendilerine tevdii edilen bilirkişi heyeti tarafından alınan rapor raporda tespit edilen hususlar dikkate alınarak, özellikle yerleşik Yargıtay kararları bir bütün olarak değerlendirilerek, kurucu intifa senedi sahipleri ile anonim şirket arasında sözleşmesel bir ilişkinin kurulduğu, bu sözleşmenin hüküm ve sonuçlarının kurucu intifa kurucu intifa senet sahiplerinin haklarının kaldırılması ve sınırlandırılması niteliğinde olmadığı tespit edilmiş olmakla, davacının , davalı banka aleyhine açtığı davada; 31.05.1991 tarihli Olağanüstü Genel Kurulda alınan kurucu intifa senetleri için temettü alacağına ilişkin ana sözleşmede yapılan (Ana Sözleşmenin 58....
Oy hakkının intifa hakkı sahibine tanınmış olmasından başlı başına iptal davası açma hakkının da intifa hakkı sahibine tanındığı sonucunun çıkarılamayacağından yola çıkan ikinci görüş sahipleri ise iptal davası açma hakkının pay sahibine ait olduğunu savunur. Nitekim üçüncü görüş sahiplerine göre ise pay üzerinde intifa hakkı tanındığı durumlarda genel kurul kararı aleyhine iptal davası açma hakkının hem intifa hakkı sahibine hem de pay sahibine aittir (Bu görüşlerin ayrıntılı açıklamaları için bkz KENDİGELEN, Abuzer, Anonim Ortkalık Payı Üzerinde İntifa Hakkı, İstanbul 1994, s. 299 vd. Yazarın da intifa sahibinin yanı sıra pay sahibinin de iptal davası açma hakkı bulunuduğu görüşünü savunduğunu belirtelim). Konuya ilişkin tespit edilebilen tek Yargıtay kararı İse, Yargıtay 11. HD.'nin 28.05.1981 tarih 1981/2243 E. 1981/2768 K. sayılı karardır....
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla;1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu'nun 3. maddesinde, bina vergisini, binanın malikinin, varsa intifa hakkı sahibinin, her ikisi de yoksa binaya malik gibi tasarruf edenlerin ödeyeceği hüküm altına alındığı, 4721 sayılı Medeni Kanun'un 794. ve 795. maddesinde, intifa hakkının, taşınırlar, taşınmazlar, haklar veya bir malvarlığı üzerinde kurulabileceği, aksine düzenleme olmadıkça bu hakkın, sahibine, konusu üzerinde tam yararlanma yetkisi sağlayacağı, intifa hakkının, taşınırlarda zilyetliğin devri, alacaklarda alacağın devri ile taşınmazlarda tapu kütüğüne tescil ile kurulacağı, taşınır ve taşınmazlarda intifa hakkının kazanılması ve tescilinde, aksine düzenleme olmadıkça, mülkiyete ilişkin hükümlerin uygulanacağı, taşınmaz üzerindeki yasal intifa hakkının, tapu kütüğüne tescil edilmemiş olsa bile durumu bilenlere karşı ileri sürülebileceği, tescil edilmiş ise, herkese karşı ileri sürülebileceği...
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki intifa hakkının terkini ve baz istasyonunun kaldırılması davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 08.10.2013 gün ve 2013/9331-12875 sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve Dairemizce de benimsenen mahkeme kararının gerekçesine göre hüküm usul ve yasaya uygun bulunmuş, temyiz istemi bu gerekçelerle karşılanarak karar onanmıştır. Dairemizin onama ilamında düzeltilmesi gereken bir yön bulunmadığından, HUMK’nın 440. maddesindeki nedenlerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin reddi gerekmiştir....
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 28.09.2004 gününde verilen dilekçe ile irtifak hakkının terkini ve tescili istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 17.06.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davada, 09.03.1998 tarihli görev verilmesine ilişkin İmtiyaz Sözleşmesi hükümlerine dayanılarak, davalı yararına tesis edilen intifa ve irtifak hakkı kayıtlarının kaldırılması istenmiş, mahkemece istek kabul edilmiş, hükmü davacı idare temyiz etmiştir. Dava, 1049 ve 1053 parsellerin tapu kayıtlarında davalı lehine yazılı bulunan irtifak hakkı şerhlerinin terkini ve Hazine adına yazılması isteminden ibarettir....
Mahkemece davacının intifa hakkının imar uygulaması öncesi 83 parsel sayılı taşınmazda, otogaz tesislerinin ise 82 parsel sayılı taşınmaz üzerinde olduğu, imar ile oluşan 4 parsel sayılı taşınmazda intifa hakkı var ise de bu hakkın 82 parsel sayılı taşınmazdan gelen otogaz tesislerinin bulunduğu alanı kapsamadığı gerekçesi ile elatmanın önlenmesi ve kal istemi reddedilmiştir. Gerçekten de, davacının 83 parsel sayılı taşınmazdaki intifa hakkı imar uygulaması 4 parsel sayılı taşınmaz kapsamına alınan taşınmaz parçasının da intifa hakkı ile yükümlü olduğu anlamına gelmez. Ancak, yukarıda da açıklandığı gibi uyuşmazlığın temelinde intifa hakkına konu alana elatma değil, davacı ile davalı ... arasındaki bayilik sözleşmesine aykırı davranıldığı iddiası yer almaktadır. Bayii akaryakıt istasyonunda sözleşmenin 4. maddesi uyarınca ancak davacıdan ya da onun belirleyeceği firmalardan alacağı ürünleri pazarlayacaktır....
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazda davacı hissesi üzerinde 14,30 m²lik 18836 CBS numaralı direk tipi 400 kVA trafonun bulunduğu kısımda taşınmazın davacıdan önceki maliki ... vekilince TEK lehine tesis edilen bitiş tarihi 08.07.2092 olan 99 yıllık intifa hakkı bulunduğu, intifa hakkına konu trafonun davacıya ait 26.12.1986 tarih ve 14/25 ruhsat numaralı mevcut bina açısından yönetmelikte belirtilen mesafe şartlarını sağladığından herhangi bir tehlike ve risk oluşturmadığı, buna karşılık trafoya yönetmeliklerde izin verilen mesafeden daha yakın olup trafonun tehlike ve risk oluşturduğu havuzun ruhsatlandırılmadan inşa edildiği ancak havuz için 31.07.2019 tarihli yapı kayıt belgesi alındığı, davacı tarafından trafonun deplase edilmesi talebinin 05.08.2020 tarihli komisyon kararı ile uygun görülmediği, davaya konu trafonun kullanımı intifa hakkının kullanılması kapsamında haksız ve kötüniyetli olmadığı gibi davanın...
Hukuk Dairesinin 2017/... esas sayılı bozma ilamı ile bozulduğu, bozma ilanını uyularak intifa hakkının terkin edilmemesinin sebebi ile davanın dava şartı yokluğunda reddine karar verildiği, kararın temyiz edilerek Yargıtay 11 hukuk dairesinin 2021/5118 esas sayede ilanıyla kararını düzeltilerek onandığı ve kararı 06.12.2022 tarihinde kesinleşmiş olduğu görüldü. Bilirkişi ... tarafından hazırlanan 16/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda; "...Dava konusunun, taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesine ve buna bağlı olarak tespit edilen intifa hakkının sona erdirilmesi sebebiyle sözleşme kapsamında yapılan intifa ve yatırım bedellerinin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalıdan tahsili talebinden ibaret olduğu, Davacı ve davalı şirket arasında 31.05.2006 tarihinde “davalıya ait İstanbul, Büyükçekmece, Esenyurt, ......
Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılmış olan intifa hakkının kaldırılması, ipoteğin fekki ve kefalet sözleşmesinin geçersizliğinin tespiti davasında mahkemece davacının ipoteğin fekki talebinin reddine, dava konusu kefalet sözleşmesinin geçersizliğinin tespitine karar verdiği, hükmün taraflarca temyiz edildiği, Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2015/15270 esas ve 2016/2520 karar sayılı ilamı ile davalı ... tarafından davacı ... aleyhine İstanbul Anadolu 3....


