İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu alacağın müvekkili şirket tarafından davalı ile akdedilen intifa hakkının rekabet mevzuatı kararları nedeniyle süresinden önce sona ermesi nedeniyle kullanılmayan süreye tekabül eden kısmı ile ilgili davalıya ödenen tutarın iadesi olduğu, dolayısıyla da davalının kararlaştırılan normal süresinden önce sona eren intifa hakkı nedeniyle kullanılmayan süre için peşinen almış olduğu intifa bedelini iade etmesi gerektiğini, tapuda gerçekleştirilen terkin işlemine ilişkin tescil belgesine tarafların müdahalesi ya da beyanını geçirmesi imkanı bulunmadığından terkin işlemi öncesinde tüm hak ve alacaklarını açıkça saklı tutan müvekkil şirketin müdahalesi olamayan beyana dayalı olarak tespit edilen alacağının ortadan kaldırılması imkânı bulunmadığını, ayrıca müvekkili şirketin aynı konuda görülmekte olan sair davalarında da aynı itirazlar yapılmışsa da ilgili davalarda müvekkili şirketin bu haklarını ihtarname ile saklı tuttuğu...
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 27.09.2004 gününde verilen dilekçe ile intifa ve irtifak hakkı şerhlerinin iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 26.06.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davada, 09.03.1998 tarihli görev verilmesine ilişkin İmtiyaz Sözleşmesi hükümlerine dayanılarak, davalı yararına tesis edilen intifa ve irtifak haklarının kaldırılması istenmiş, mahkemece istek kabul edilmiş, hükmü davacı idare temyiz etmiştir. 1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davacının sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir. 2-Davacı, ......
Davacı ..., .... ve ..... payları üzerinde intifa hakkına sahiptir. Davadaki istemin dayanağı bu intifa hakkıdır. Burada öncelikle mülkiyet hakkının kapsamı üzerinde durmak gerekmektedir. Gerçekten, TMK m.684 hükmüne göre bir şeye malik olan kimse o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur. Yasanın 718.maddesi uyarınca mülkiyetin kapsamına üzerindeki yapılar da girer. TMK m.794 gereğince intifa hakkı, taşınırlar, taşınmazlar, haklar veya bir mal varlığı üzerinde kurulabilir ve hak sahibini konusu üzerinde tam yararlanma yetkisi sağlar. İntifa hakkı sahibi tıpkı mülkiyet hakkı sahibi gibi şey üzerinde dilediği gibi kullanma ve yararlanma hakkına saldırı olursa, bunun giderilmesini hükmen talep edebilir. Başka bir anlatımla, çekişmeli 10 sayılı parsel üzerindeki binada kayıt maliki davalı ...’a tabaen intifa hakkı sahibi olan davacı bu hakkına dayanarak çıplak mülkiyet sahibi Berrin’in elatmasının önlenmesini isteyebilir....
Davacılar vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur. 1-Mahkemece yapılan yargılamaya toplanan delillere ve dosya içeriğine göre davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki karar düzeltme istemleri yerine görülmemiş, reddi gerekmiştir. 2- Dava, ipoteğin kaldırılması ve intifa hakkının terkini istemlerine ilişkindir. İpotek kişisel bir alacağın teminat altına alınması amacını güden ve bir taşınmaz değerinden alacaklının alacağını elde etmesini sağlayan sınırlı bir ayni haktır. İpotek tesisi için rehin edilecek taşınmaz maliki ile alacaklı arasındaki anlaşmanın (rehin sözleşmesi) bulunması ve rehin sözleşmesinin Türk Medeni Kanununun 856. maddesi gereğince tapu siciline tescil edilmesi gerekir. Anılan madde uyarınca ipotek kurulmasına ilişkin sözleşmenin geçerliliği, resmi şekilde yapılmasına bağlıdır....
vermesi yoluyla mülkiyet hakkının sonlandırılmasına olanak sağlanmadığını, kurucu intifa senetlerinin ortadan kaldırılması için kurucu intifa senedi sahiplerinin onayı gerektiğini, kurucu intifa senedi sahipliği ile pay sahipliği sıfatlarının tamamen iki farklı kurum olduğunu, dolayısıyla sözleşmesel bir ilişkinin kural olarak taraflardan birinin tek yanlı beyanı ile ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığını, söz konusu birleşme ile devrolunan ----hissedar ve intifa senedi sahibi olan müvekkilin ortaklık payının ve haklarının korunmasının ihlali olduğunu, --- her bir intifa senedinin değerinin --- ayrılma hakkı kullanım fiyatının--- yılı temettü ödemesi sonrası kullanılabilecek net ayrılma hakkı kullanım fiyatının ----- olarak düşük gösterildiğinin müvekkillerinin mülkiyet haklarına müdahale anlamına geldiğini, kanunen ayrılma hakkının müvekkil pay sahiplerinin inisiyatifine bırakıldığını fakat söz konusu birleşme sırasında “ birleşme işleminin reddedilmesi durumunda ayrılma hakkının...
İntifa hakkının sonsuz kurulamayacağı yolundaki hüküm Medeni Kanunun emredici hükümlerindendir. Gerçek kişiler için bu süre intifa hakkı sahibinin ömrüyle sınırlanmışken; tüzel kişilerde TMK’nın 797. maddesi gereğince intifa hakkı süresi 100 seneyi aşamaz. 22. İntifa hakkı devredilemez ve mirasçıya geçmez. Buna karşılık intifa hakkı sahibi hakkını mutlaka bizzat kullanmaya mecbur değildir, intifa hakkının kullanılması başkasına devredilebilir. İntifa hakkının kullanılması tüm olarak bir başkasına devredilebileceği gibi yalnızca içeriğindeki “bazı münferit yararlar açısından” dahi bu imkân vardır (.../..., s. 828). 23. TMK’nın 806. maddesi intifa hakkının yalnızca “kullanılmasının” başkalarına devrine olanak tanımakta ve bu konuyla ilgili koşulları düzenlemektedir. MK’nın 806. maddesine göre “Sözleşmede aksine hüküm yoksa veya durum ve koşullardan hak sahibince şahsen kullanılması gerektiği anlaşılmıyorsa, intifa hakkının kullanılması başkasına devredilebilir....
Mahkemece, davacı ile dava dışı ....arasında düzenlenen bayilik sözleşmesi nedeni ile davacının akaryakıt ürünlerinin satışının yapılacağı akaryakıt istasyonunun kurulu olduğu, davalıya ait taşınmaz üzerinde 27.02.1998 tarihinde 15 yıl süreli intifa hakkı tesis edildiği, ancak Rekabet Kurulunun grup muafiyeti ile ilgili tebliğleri gereğince intifa sözleşmesi ve bayilik ilişkisinin 18.09.2010 tarihinden itibaren geçersiz hale geldiği, bu nedenle intifa hakkının 27.12.2010 tarihinde terkin edildiği, davacının taşınmaz üzerine bir takım sabit yatırımlar yaptığı belirli ise de, sözkonusu sabit yatırımların davacıya ait akaryakıt ürünlerinin satılması amacı ile bayilik sözleşmesinin gereği olarak ve intifa süresine bakılmaksızın yapılan yatırımlar olduğu, bu nedenle bayilik ilişkisi ve intifa sözleşmesi süresinden önce sona ermiş olsa dahi bu yatırımlar için dağıtıcı firma tarafından yapılan harcamaların bayiden ve taşınmaz malikinden isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş...
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 21.11.2003 gününde verilen dilekçe ile intifa ve irtifak hakkının kaldırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 16.10.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, yerel mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler usul ve yasaya uygun bulunduğundan yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanunun 13/j maddesi gereğince Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 11.02.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi....
Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; intifa hakkı devrinin karşılığında tahsil edilen bedelin kiralama bedeli olduğundan ve bu kiralama bedelinin de gayrimenkul sermaye iradı olarak beyan edilmediğinden bahisle Gelir Vergisi Kanunu’nun gayrimenkul sermaye iratlarının tespiti hükümlerine göre hesap edilen matrah farkı üzerinden davacı adına cezalı gelir vergisi tarhiyatı yapılmışsa da, Gelir Vergisi Kanunu’nun 70. maddesinde mal ve hakların sadece kiraya verilmesi karşılığında elde edilen bedeller gayrimenkul sermaye iratları olarak tahdidi biçimde sayılmış olup, bu mal ve hakların intifa hakkına konu edilmesi gibi kiraya verilmesi dışında başka bir muameleye tabi tutulması karşılığında elde edilen bedelin gayrimenkul sermaye iradı sayılacağı yolunda yasal bir hüküm mevcut olmadığı gibi intifa hakkının mahiyeti itibarıyla kira hakkına benzediğinden bahisle intifa hakkının devri karşılığında elde edilen bedelin de kiralama bedeli olduğu şeklinde yapılacak bir yorumun,...
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; intifa hakkı devrinin karşılığında tahsil edilen bedelin kiralama bedeli olduğundan ve bu kiralama bedelinin de gayrimenkul sermaye iradı olarak beyan edilmediğinden bahisle Gelir Vergisi Kanunu’nun gayrimenkul sermaye iratlarının tespiti hükümlerine göre hesap edilen matrah farkı üzerinden davacı adına cezalı gelir vergisi tarhiyatı yapılmışsa da, Gelir Vergisi Kanunu’nun 70. maddesinde mal ve hakların sadece kiraya verilmesi karşılığında elde edilen bedeller gayrimenkul sermaye iratları olarak tahdidi biçimde sayılmış olup, bu mal ve hakların intifa hakkına konu edilmesi gibi kiraya verilmesi dışında başka bir muameleye tabi tutulması karşılığında elde edilen bedelin gayrimenkul sermaye iradı sayılacağı yolunda yasal bir hüküm mevcut olmadığı gibi intifa hakkının mahiyeti itibarıyla kira hakkına benzediğinden bahisle intifa hakkının devri karşılığında elde edilen bedelin de kiralama bedeli...


