- K A R A R - Davacı-karşı davalı vekili; akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren müvekkilinin davalı-karşı davacı ile bayilik sözleşmesi akdettiğini ve davalı-karşı davacıya ait gayrimenkul üzerinde intifa hakkı tesis ettiğini, Rekabet Kurulu'nun bildirimi ile bayilik sözleşmesi ile bağlantılı uzun süreli intifa hakkı tanınması gibi ayni hakların rekabet yasağı kapsamında değerlendirileceği, 18.09.2005 tarihinden sonra yapılan sözleşmelerin yapıldıkları tarihten itibaren 5 yıllık süre boyunca muafiyetten yararlanabileceğinin bildirildiğini, yine Rekabet Kurulu'nun yayımladığı bir yazısında anlaşmaların 5 yılı aşan süreler bakımından geçersiz hale geleceğinin bildirildiğini belirterek davalının gayrimenkulü üzerinde tesis edilen intifa hakkı için ödenen peşin ivaz bedelinin anlaşmanın geçersiz kılınan süresine tekabül eden kısmının,ayrıca müvekkil tarafından prim, yatırım destek ve her ne ad altında olursa olsun ödenen ticari teşvik bedellerinin ve gerçekleştirilen yatırımların...
Davacı lehine 03.07.1998 tarihinde tesis edilen intifa hakkının süresi ise 20 yıldır. Aynı taşınmaz üzerinde 25.06.1996 yılında da davacı lehine intifa hakkı tesis edilmiştir Rekabet Kurulunun 5 yıldan uzun süreli anlaşmaları rekabet kurallarına aykırılık kabul ederek muafiyet hakkı tanınmayacağından bahisle aldığı karar üzerine davacı lehine 1998 yılında tesis edilen intifa hakkı 18.09.2010 tarihinde kendiliğinden sona ermiştir. Taraflar arasındaki bayilik ilişkisi ilk olarak 1996 yılında başlamıştır.1998 tarihli İntifa hakkının tesis tarihine göre taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin daha önce başladığı anlaşılmaktadır. Buna göre davacı lehine tesis edilen intifa hakkı taraflar arasındaki 18.09.2010 tarihine kadar yenilenegelen bayilik sözleşmelerinin teminatı niteliğindedir. Yani davacı zemin betonu ve bir kısım inşaatların beşer yıllık süreler halinde yenilenegelen bayilik sözleşmesine göre değil de intifa hakkının süresine göre yaptığını ispatlamakla yükümlüdür....
Davacı lehine 03.07.1998 tarihinde tesis edilen intifa hakkının süresi ise 20 yıldır. Aynı taşınmaz üzerinde 25.06.1996 yılında da davacı lehine intifa hakkı tesis edilmiştir Rekabet Kurulunun 5 yıldan uzun süreli anlaşmaları rekabet kurallarına aykırılık kabul ederek muafiyet hakkı tanınmayacağından bahisle aldığı karar üzerine davacı lehine 1998 yılında tesis edilen intifa hakkı 18.09.2010 tarihinde kendiliğinden sona ermiştir. Taraflar arasındaki bayilik ilişkisi ilk olarak 1996 yılında başlamıştır.1998 tarihli İntifa hakkının tesis tarihine göre taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin daha önce başladığı anlaşılmaktadır. Buna göre davacı lehine tesis edilen intifa hakkı taraflar arasındaki 18.09.2010 tarihine kadar yenilenegelen bayilik sözleşmelerinin teminatı niteliğindedir. Yani davacı zemin betonu ve bir kısım inşaatların beşer yıllık süreler halinde yenilenegelen bayilik sözleşmesine göre değil de intifa hakkının süresine göre yaptığını ispatlamakla yükümlüdür....
Nakliyata ait taşınmazlar üzerine davacı lehine 15 yıl süre ile intifa hakkı tanındığı ve 15 yıllık intifa bedeli olarak davacının davalı ... Nakliyata 419.873,50 TL ödeme yaptığı, ancak intifa süresi dolmadan intifa hakkının terkin edildiği, yapılan tespitlere göre kullanılmayan döneme ilişkin intifa bedelinin 269.442,46 TL olduğu, ancak davacı tarafça 259.921,70 TL talep edildiği gerekçesiyle, davanın davalı müflis şirket yönünden kabulü ile 259.921,70 TL alacağın davalının iflas masasına kayıt ve kabulüne, davalı ... Madencilik yönünden ise, intifa bedelinin bu davalıya ödenmediği, her iki şirketin bir kısım ortaklarının ve idarecilerinin aynı olmasının davalı ... Madenciliğin sorumlu tutulmasını gerektirmediği belirtilerek, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, kayıt kabul istemine ilişkindir. Temel hukuk kurallarının en önemlilerinden bir tanesi alacak haklarının nisbiliği ilkesidir....
-KARAR- Davacı vekili,... markası ve logosu altında bayilik faaliyeti gerçekleştirilen taşınmazda davacı şirket lehine 09.07.2003 tarihinden başlanmak üzere 15 yıl süreyle intifa hakkı verildiğini, intifa hakkı bedelinin ödendiğini, Rekabet Kurumu'nun kararı ile 18.09.2010 tarihinde müvekkili şirket ile davalı bayi arasındaki dikey ilişki ve buna bağlı sözleşmelerle birlikte intifa hakkının sona ereceğini, davacının ödediği intifa bedeli ve kalıcı sabit yatırım bedellerinin davalılar açısından sözleşmesinin geçersiz kaldığı dönem için sebepsiz zenginleşmelerine yol açtığını, geçersiz döneme tekabül eden meblağın davalılarca iadesi gerektiğini iddia ederek 52.566,00 TL+KDV'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir....
-KARAR- Davacı vekili, 21.06.2004 tarihli akaryakıt bayilik sözleşmesi kapsamında müvekkili şirkete 05.04.2019 tarihine kadar intifa hakkı verildiğini, 05.04.2004 tarihinde bu hakkın tapuya tescil edildiğini müvekkili şirket lehine tesis edilen intifa hakkı bedelinin ödendiğini ve intifa hakkı tesis edilen gayrimenkulde kalıcı yatırımlar yapıldığını ancak rekabet kurulunun düzenlemeleri çerçevesinde intifa hakkının süresinden önce 18.09.2010 tarihinde sonra erdiğini, sözleşmenin geçersiz kaldığı süre için davalının sebepsiz zenginleştiğini bir başka ifade ile 18.09.2010 ile 05.04.2019 tarihleri arası dönem için müvekkili şirket tarafından yerine getirilmiş edimler kapsamında davalının sebepsiz zenginleştiğini, intifa hakkı bayilik hizmet bedeli ve kalıcı teknik yatırımlar için ödenen bedelin dava tarihine kadar güncellenmiş değeri olan 94.994,18 TL'nin tahsili gerektiğini ileri sürerek 94.994,18 TL'nin anaparaya (32.570,01 TL) dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile...
Mahkemece davacının intifa hakkının imar uygulaması öncesi 83 parsel sayılı taşınmazda, otogaz tesislerinin ise 82 parsel sayılı taşınmaz üzerinde olduğu, imar ile oluşan 4 parsel sayılı taşınmazda intifa hakkı var ise de bu hakkın 82 parsel sayılı taşınmazdan gelen otogaz tesislerinin bulunduğu alanı kapsamadığı gerekçesi ile elatmanın önlenmesi ve kal istemi reddedilmiştir. Gerçekten de, davacının 83 parsel sayılı taşınmazdaki intifa hakkı imar uygulaması 4 parsel sayılı taşınmaz kapsamına alınan taşınmaz parçasının da intifa hakkı ile yükümlü olduğu anlamına gelmez. Ancak, yukarıda da açıklandığı gibi uyuşmazlığın temelinde intifa hakkına konu alana elatma değil, davacı ile davalı ... arasındaki bayilik sözleşmesine aykırı davranıldığı iddiası yer almaktadır. Bayii akaryakıt istasyonunda sözleşmenin 4. maddesi uyarınca ancak davacıdan ya da onun belirleyeceği firmalardan alacağı ürünleri pazarlayacaktır....
Mahkemece taraflar arasında imzalanan sözleşme gereği 15 yıl intifa hakkı tesisinin kabul ve taahhüt edildiği,intifa hakkı tesisi yönünden bedelin protokolün 6.maddesinde belirlendiği, davacı lehine tesis edilen intifa hakkının 21.09.2010 tarihinde feshedildiği belirtilerek benimsenen bilirkişi raporunda tespit edilen hesaplara göre davanın kabulüne karar verilmiş ,hüküm davalılar vekilince temyiz edilmiştir. Dava konusu her ne kadar intifa bedeli olarak açıklanmış ise de talep içeriğinden dava konusunun sabit yatırımların bakiye süreye tekabül eden miktara ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Davacı aynı hukuki ilişkiye dayalı ... 13. Asliye Ticaret mahkemesinin 2010/766 Esas sayılı dosyasında da sabit yatırım bedelini talep etmiş ve bu dosyanın dava tarihi itibariyle derdest olduğu görülmüştür....
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davacı ile davalılar arasında 07.09.2006 tarihli protokol düzenlendiği, davalı gerçek kişilerin maliki olduğu taşınmaz üzerinde 15 yıl süreli intifa hakkı düzenlendiği, Rekabet Kurulu kararı ile intifa süresinin bayilik sözleşmesi ile birlikte süresinden önce sonlandığını, intifa hakkının terkin tarihinin davadan sonra olmasının bu nedenle davaya etkisi olmadığını, davalının gerçekleşmeyen anlaşma süresince peşinen kazanmış olduğu initfa bedelini iade ile yükümlü olduğu, davacının hukuki semere isteminin yerinde olmadığı, intifa ivazına KDV işletilmesi isteminin de yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 171.753,23 TL intifa ivazının iktisap tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir....
Sonuç olarak; taşınmaz maliki olan davalı, intifa hakkının kurulmasına ilişkin sözleşmenin tarafı olup, intifa bedelinin vekiline ödenmesi davalıya yapılan ödeme niteliğinde bulunduğundan, intifa bedelinin vekilden tahsil edilip edilmediği vekil tarafından ne şekilde kullanıldığının vekil ile müvekkili arasındaki iç ilişkiye yönelik bulunması nedeniyle davalının sorumluluğunu etkilemeyeceğinden sayın çoğunluğun dosya içeriğine ve Türk Borçlar Kanunu'nun vekalete ilişkin hükümlerine aykırı bozma gerekçesine katılamıyorum....


