CEVAP: Davalı vekili; davacının MÖHUK'un 52.maddesi gereği tenfizi istenen yabancı mahkeme kararı aslının, tasdikli tercümesi ve ilamın kesinleştiğini gösterir ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı ile onanmış tercüme aslının eksiksiz bir şekilde ibraz etmesi gerektiğini, yabancı mahkemeye sunulan dava dilekçesinin, yabancı mahkeme kararının ve masraflara ilişkin kararın davalı müvekkiline Lahey Sözleşmesi uyarınca tebliğ edilip edilmediğinin, kararın kesinleşip kesinleşmediğinin mahkemece re'sen araştırılması gerektiğini, müvekkiline Lahey Sözleşmesi'ne uygun bir şekilde tebligat yapılmaması halinde yabancı mahkeme kararının MÖHUK 54/c ve ç uyarınca ayrıca 50. madde gereği tenfiz edilemeyeceğini, ayrıca davacının aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, davaya ve tenfize konu yabancı mahkeme kararlarının tabi olduğu hukuk bakımından zamanaşımına uğradığını, delil olarak sunulan Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi kararının somut olayla hiçbir ilgisi olmadığı...
İİK'nun 82/12. maddesine dayalı haczedilmezlik şikayeti, aynı Kanun’un 16/1. maddesine göre 7 günlük süreye tabidir. Bu süre haczin öğrenildiği tarihten başlar. Borçluya hacze ilişkin tebligat yapılmamış ise borçlunun bildirdiği öğrenme tarihi esas olup, aksi ancak yazılı belge ile ispatlanabilir....
Öte yandan borçlunun icra mahkemesine başvurusu usulsüz tebligat şikayeti olduğuna göre, mahkemece İİK'nun 18/3. maddesi uyarınca taraflar gelmese bile gereken kararın verilmesi gerektiği gibi, borçlunun borca ve faiz oranına itirazını da talebin şekline göre icra dairesine yapması zorunlu olup, itirazla ilgili olarak önce dosyanın işlemden kaldırılmasına, daha sonrada davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru değildir. O halde, mahkemece, usulsüz tebligat şikayetinin kabul edilerek tebliğ tarihinin Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi gereğince, öğrenme tarihine göre düzeltilmesine, borca ve faiz oranına itirazın ise düzeltilen tebliğ tarihine göre süresi içinde icra dairesine yapılması gerektiğine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir....
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.06.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Bu durumda, sözü edilen ihbarnamelerin, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun tebliğe ilişkin hükümleri uyarınca tebliği gerekirken 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca 31/12/2014 tarihinde mahalle muhtarına teslim edilmek suretiyle tebliğinin usulsüz olduğu dikkate alındığında davacı tarafından öğrenildiği belirtilen 05/01/2015 tarihi itibarıyla cezalı verginin zamanaşımına uğradığı görüldüğünden, yazılı gerekçeyle kaldırılması yolundaki Vergi Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamıştır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, 2. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 10/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
'in adı ve imzasına tebliğ edildiğini, tebligat parçasında başka bir açıklamaya yer verilmediği, asıl muhatap müvekkilinin konutta bulunup bulunmadığı, müvekkili ile ... 'in aynı ikamette sürekli olarak bulunup bulunmadığı gibi hususların araştırılmadığı, bu nedenle tebligatın usulsüz olduğu belirtilerek kararın bozulmasını talep etmiştir. G) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe; Özel kişilere tebligatın ne şekilde yapılacağı 7201 sayılı Tebligat Kanununun 10,16, 20, 21 ve 22. maddelerinde ve Tebligat Tüzüğünün 22. maddesinde açıkça gösterilmiş bulunmaktadır.Tebligat Kanununun 10. maddesi uyarınca tebligat muhatabın bilinen en son adresinde bizzat kendisine yapılır. Tebligat Kanunun 16. ve Tüzüğün 22. maddesi gereğince kendisine tebligat yapılacak kişi ev adresinde bulunmaz ise tebliğ evrakı aile fertlerinden veya hizmetçi veya uşak gibi evinde çalışanlardan birine yapılır. Ancak muhatap yerine tebliğ yapılacak bu kişilerin mutlaka muhatapla birlikte oturmaları şarttır....
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu cezalı vergiye ilişkin ihbarnamelerin davacı şirketin adresinde bulunamadığından bahisle mahalle muhtarına bırakılmak suretiyle 31/12/2015 tarihinde yapılan tebligat, usulsüz olduğundan tarhiyatın 2010 yılına yönelik kısmının zamanaşımına uğradığı, davacı şirketin 2011 yılında faturalarını kayıtlarına aldığı … İnşaat Hafriyat Nakliyat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi hakkında tanzim edilen vergi tekniği raporundaki tespitlerden, düzenlediği faturaların sahte olduğu sonucuna varıldığından 2011 yılına ilişkin tarhiyatta hukuka aykırlık görülmediği gerekçesiyle cezalı verginin 2010 yılına ait kısmı kaldırılmış, 2011 yılına dair kısmı yönünden ise dava reddedilmiştir....
Bu hali ile yapılan tebliğ işlemi 7201 Sayılı Kanunu'nun 30.maddesi ile Tebligat Yönetmeliği'nin 30.maddesi hükümlerine aykırı olduğundan usulsüzdür O halde mahkemece usulsüz tebligat şikayetinin kabulü gerekir iken yazılı şekilde reddine karar verilmesi isabetsizdir. SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.01.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi....
ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında, tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde (7061 sayılı Kanun ile değişik, 01.1.2018 tarihinden geçerli olmak üzere 15 gün içinde) itirazda bulunabileceği belirtilmiştir....
İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı banka tarafından yapılan tebliğ işlemlerinin usulsüz olduğunu, davalı bankaca yapılması gereken ihtarın ... ve ...’ya ayrı ayrı gönderilmesi gerektiğini, bunun yerine ... şeklinde ismin gösterilmesinin doğru olmadığını, bankanın bila tebliğ dönen belgeye rağmen adres araştırması yapmadığını, mevduatın zamanaşımına uğradığı iddiasının dinlenebilmesi için mudilerin durumdan usulüne uygun iadeli taahhütlü mektupla haberdar edilmesinin şart olduğunu, gerçekleştirilen devir işleminin usulsüz olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir. C....


