O halde, mahkemece, usulsüz tebligat şikayetinin kabul edilerek tebliğ tarihinin Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi gereğince, öğrenme tarihine göre düzeltilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi....
O halde mahkemece, borçlunun bu yöne ilişkin şikayeti yerinde olmadığından süresinde yapılan diğer itiraz ve şikayetlerinin esasının incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken takibe geçilirken dayanak çek aslının ibraz edilmediğinden dolayı takibin iptali yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ :Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Tebligat Kanunu'nun 21/1. ve Tebligat Yönetmeliği'nin 30/1. maddeleri uyarınca; yapılacak tebliğ işleminde muhatap adreste bulunmaz ise, adreste bulunmama nedeninin yönetmelikte belirtilen kişilerden beyanının alınması, beyanda bulunan kişinin mutlaka adı ve soyadının ve sıfatının tebligat parçasına yazılması gerekir. Aksi halde yapılan tebliğ işlemi geçersiz olur. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 32. maddesi gereğince de; tebligatın usulsüz olması halinde muhatabı tebliğden haberdar olmuş ise muteber sayılır. Öte yandan, borçlunun kendisine gönderilen tebligatın usulsüz olduğunu ileri sürerek icra mahkemesine başvurması “şikayet” olup, İİK’nun 16/1. maddesi gereğince, şikayetin, öğrenme tarihinden itibaren 7 günlük sürede yapılması gereklidir (HGK'nun 05/06/1991 tarih ve 91/12-258 E. - 91/344 K. sayılı kararı)....
Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/10/2014 tarih ve 2014/424-2014/260 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalı banka vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin 27/08/2001 tarihinde davalı bankanın ... Şubesi nezdinde 4199529 nolu 12 ay vadeli Euro hesabı açtırdığını ve 30/12/2001 tarihinde 12.929,30 EURO olarak yine 12 ay vadeli para yatırdığını, 2013 yılı Ağustos ayında parasını çekmek için şubeye gittiğinde paranın zamanaşımına uğradığı ve ... hesabına aktarıldığı söylendiğini, davalı Bankanın vadeli bir hesaptaki parayı zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle mudisine ödememesi ve ...'...
aralık 2013 te yaptıktan sonra 15 mart 2017 tarhine kadar işlem yapmayarak takip yolunu değiştirdiğini, zamanaşımına uğramış takip üzerinden iflas ödeme emri gönderilmesinin usulsüz olduğunu, borçlulardan süha salan iflasa tabi şahıslardan olmadığı halde kendisine ödme emri gönderilmesinin de usul olduğunu, bu nedenlerle dava dilekçesi ile iflas ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiklerinin tespiti ile dava dilekçesinin ve iflas ödeme emrinin 28.05.2017 tarihinde tebliğ edildiğinin kabulüne, İcra dairesine yapılan itiraz ve şikayet nedenleri ile iflas davasının reddine, karar verilmesini talep etmiştir....
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dava konusu olayda, davacı aleyhine ... iş yeri sicil numarası ile işlem gören iş yeri ile ilgili olarak kesilen idari para cezasından mütevellit borcun tahsili amacı ile düzenlenen ödeme emrinin ilanen tebliğ edildiği, davacının, anılan borcun zamanaşımına uğradığı iddiası ile sorumlu olmadığından bahisle ödeme emrinin iptalinin talep ettiği davada, Mahkemece davacı adına tebliğe çıkarılan ödeme emrine konu borcun zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle söz konusu ödeme emrinin davacı yönünden iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır....
Bu durumda, dava konusu ödeme emri içeriği 2011 yılının muhtelif dönemlerine ait vergi ve cezalara ilişkin ihbarnamelerin 31/12/2016 tarihine kadar tebliği gerekirken 7201 sayılı Kanun'un 21. ve 35. maddesi uyarınca kapıya asılmak ve muhtara bırakılmak suretiyle 15/11/2016 tarihinde tebliği usulsüz olduğundan dolayısıyla söz konusu vergi ve cezaların zamanaşımına uğradığı anlaşıldığından tanzim edilen ödeme emrinin Vergi Mahkemesince yazılı gerekçeyle iptaline ilişkin karara yöneltilen istinaf başvurusunun reddinde sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Vergi Dava Dairesi kararına yöneltilen TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, 2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 16/03/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi....
sonraki devreye ilişkin zamanaşımı şikayeti İİK.nun 71/2.maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanun'un 33/a maddesi uyarınca süreye tâbi değildir (HGK.nun 4.11.1998 tarih ve 1998/12-763 E. - 1998/797 K.sayılı kararı).03.02.2012 tarih ve 28193 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete yayımlanarak yürürlüğe giren 6273 Sayılı Kanunun 7. maddesiyle değişik 6762 Sayılı TTK.'...
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Borçlu kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla başlatılan takipte usulsüz tebligat şikayeti ile birlikte borca itiraz nedenlerini bildirerek takibin durdurulması istemiyle icra mahkemesine müracaat etmiş, mahkemece tebligatın usulüne uygun olduğu gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun Bilinen Adreste Tebligat başlıklı 10/1. maddesinde ''Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır....
sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat bu adrese yapılır....


