Somut olayda borçlu mahkemeye başvurusunda, ihtiyati tedbir kararının kaldırıldığından ve ihalenin yapıldığından 07.9.2018’de haberdar olduğunu ileri sürmüş ise de, takip dosyasında bulunan şikayetçi borçlu adına yazılan 15.8.2018 tarihli tahliye emrinde, şikayete konu ihalenin yapıldığından bahsedildiği, bu tahliye emrinin borçluya 17.8.2018 tarihinde tebliğ edildiği, buna ilişkin bir tebliğ usulsüzlüğü iddiasının bulunmadığı, ihalenin feshi davasının ise 13.9.2018 tarihinde açıldığı, bu durumda 17.8.2018 tarihi itibariyle borçlunun ihalenin yapıldığına muttali olduğunun kabulü gerektiğinden ihalenin feshi davasının, öğrenme tarihinden itibaren yasal yedi günlük süreden sonra açıldığı sabittir. O halde ilk derece mahkemesince, ihalenin feshi şikayetinin süreden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir....
Davalı Hazine vekili ve davalı ...; ihalenin usulüne uygun olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuşlardır....
İİK'nın 134/2. maddesinde; "İhalenin feshini, ...icra mahkemesinden şikâyet yolu ile ihale tarihinden itibaren yedi gün içinde isteyebilirler..." hükmüne yer verilmiştir. Bu madde hükmüne göre, ihalenin feshinin, ihale tarihinden itibaren en geç yedi gün içinde istenmesi gerekir. Somut olayda, ihalenin feshi isteminde bulunun borçlu tarafın ileri sürdüğü ihalenin feshi nedenleri arasında kendisine yapılan satış ilanı tebliğinin usulsüz olduğuna ilişkin iddianın bulunmadığı da nazara alındığında, satış ilanı tebliğ tarihi itibariyle ihale tarihinden haberdar olduğunun kabulü gerekmektedir. İhalenin 26.08.2019 tarihinde gerçekleştiği ve ihalenin feshi istemine yönelik şikâyetin ise 03.09.2019 (Uyaptaki tevzi tarihi) tarihinde yapıldığının anlaşılması karşısında, istemin esasa girilmeksizin süreden reddi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esasının incelenerek reddi yerinde değil ise de, sonuçta istem reddedildiğinden ret kararı sonucu itibariyle doğrudur....
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/213E. dosyasında taşınmazın tamamının borçlu adına tescilinin tedbiren durdurulmasına karar verildiğini, bu tedbirin cebri satışa da engel olduğunu belirterek ihalenin feshini istemiş, mahkemece, şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmiştir. İİK.'nun 134/2 maddesinde; "(Değişik: 9/11/1988 - 3494/22 md.) İhalenin feshini, Borçlar Kanununun 226 ncı maddesinde yazılı sebepler de dahil olmak üzere yalnız satış isteyen alacaklı, borçlu, tapu sicilindeki ilgililer ve pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler yurt içinde bir adres göstermek koşuluyla icra mahkemesinden şikayet yolu ile ihale tarihinden itibaren yedi gün içinde isteyebilirler. İlgililerin ihale yapıldığı ana kadar cereyan eden muamelelerdeki yolsuzluklara en geç ihale günü ıttıla peyda ettiği kabul edilir. İhalenin feshi talebi üzerine icra mahkemesi talep tarihinden itibaren yirmi gün içinde duruşma yapar ve taraflar gelmeseler bile icap eden kararı verir....
Yukarıda belirttiğim gerekçelerle mahkeme kararının onanmasına karar verilmesi gerekirken usulsüz tebligatın ihalenin geçerliliğine bir etkisinin bulunmadığı gerekçisiyle bozma kararı verilmesine ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 10.09.2015...
Somut olayda borçlu vekili mahkemeye başvurusunda satış ilanı tebliğinin usulsüz olduğunu, ihaleyi öğrenme tarihinin 30.10.2017 olduğunu ileri sürmüş ise de, borçlu vekilinin 26.09.2017 tarihinde vekaletnamesini icra dosyasına sunarak dosyadan fotokopi talep ettiği, dilekçede icra müdürünün imzası ve tarihin bulunduğu, ihalenin feshi davasının 03.11.2017 tarihinde açıldığı, bu durumda 26.09.2017 tarihi itibariyle borçlu vekilinin ihaleyi öğrendiği kabul edilmesi gerektiğinden ihalenin feshi davasının, öğrenme tarihinden itibaren yasal yedi günlük süreden sonra açıldığı sabittir. O halde ilk derece mahkemesinin ihalenin feshi isteminin süreden reddine ilişkin verdiği karar yerinde olmakla, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve ihalenin feshine karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. ./.. -2- SONUÇ: ...........
Şikayetçi, fesih nedeni olarak belirttiği ihaleye hazırlık dönemine ilişkin bir durumu, yasal sürede icra mahkemesine başvurarak şikayet yoluyla ileri sürmez ise, daha sonra aynı nedene dayalı olarak ihalenin feshini isteyemez. Satışa hazırlık işlemlerine yönelik şikayet üzerine mahkemece verilecek kararlar kesin olmakla beraber, süresinde şikayet hakkının kullanıldığı hallerde icra mahkemesi kararının, ihalenin feshi aşamasında incelenmesi mümkündür. Ancak, yasanın öngördüğü bu olanağı kullanmayanlar, aynı şikayet nedenleri ile ihalenin feshini talep edemezler. Somut olayda, borçlunun ihalenin feshi istemi ile icra mahkemesine sunduğu dilekçede, kıymet takdiri ya da satış ilanı tebliğ işleminin usulsüzlüğüne yönelik bir iddiada da bulunmadığı görülmüştür....
50'sinden fazlasının tamamlandığı, ihaleye konu işe, ihalenin gerçekleştirildiği ve/veya itirazen şikâyet yoluna başvurulduğu tarihteki düzeyde ihtiyaç kalmadığı, yeniden kaynak temin edilmesi halinde ihaleye konu diğer istasyonları içeren yapım ve kontrollük işlerine yeniden başlanacağı, halihazırda dava konusu ihalenin sonuçlandırılmasına mali açıdan olanak bulunmadığı, ihalenin iptal edilmesinde Kurul kararının yerine getirilmeme amacının söz konusu olmadığı, ihalenin iptaline ihale konusu işe ihtiyaç kalmaması nedeniyle karar verildiği, ihalenin iptali yerine sonuçlandırılması ve tamamlanan işlere yönelik olarak iş eksilişi yoluna gidilmesinin kamu zararına neden olacağı, dava konusu Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığı ileri sürülmektedir....
Hukuk Dairesi’nin 05.05.2017 tarih ve 2017/622 E. - 1128 K. sayılı kararı ile istinaf istemi kabul edilerek, ilk derece mahkemesi kararının HMK’nın 353/1-b-2. maddesi gereğince ortadan kaldırılarak davanın kabulü ile ihalenin feshine karar verildiği anlaşılmaktadır.Somut olayda, borçlunun dava dilekçesinde, diğer fesih nedenleri yanında, satış kararında ilgililere tebliğ kararı olduğu halde, satış ilanının haciz alacaklısı olan ilgililere tebliğ edilmediğini ileri sürerek ihalenin feshi isteminde bulunduğu, ilk derece mahkemesince, satış ilanının ilgililere tebliğ edilmediği iddiasının borçlu tarafından ileri sürülemeyeceği gerekçesi ile sonuca gidildiği halde, istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesince, borçluya satış ilanının tebliğ edilmediği gerekçesi ile ihalenin feshine karar verildiği görülmektedir.Satış ilanı tebligatının usulsüzlüğü nedeniyle ihalenin feshini isteme hakkı, sadece kendisine usulüne uygun tebligat yapılmayan ilgilisine aittir....
Öte yandan, menkul ihalelerinde, satış ilânının taraflara ve ilgililere tebliğ zorunluluğu bulunmamakta ise de; satış kararında ilanın ilgililere tebliği yönünde karar verilmişse, bu durumda tebliğ yapılmaması ihalenin feshini gerektirir. Somut olayda, ihalenin feshi talebinde bulunan şikayetçi ...'ın alacaklı olduğu ... 2. İcra Müdürlüğünün 2013/4916 Esas ve 2015/295 Esas sayılı takip dosyalarında 04.09.2015 tarihinde satış talebinde bulunulduğu, ancak satış avansının 08.10.2015'te yani satış kararı olan 22.09.2015 tarihinden sonra yatırılmış olduğu, haciz alacaklısı olduğunu belirttiği Kuşadası 2. İcra Müdürlüğünün 2013/3729-3730 Esas sayılı takip dosyalarında ise satış kararından önce usule uygun ve geçerli bir satış talebi ve satış kararı bulunmadığı anlaşılmakla, şikayetçi, tapu sicilindeki ilgili sıfatını kazanmış olup ihalenin feshi şikayetinde aktif husumet ehliyeti vardır....


