İnşaat Enerji Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi arasında; 28/11/2017 tarihli, 1.000.000,00-TL bedelli Genel Kredi Sözleşmesi, 19/03/2010 tarihli, 3.000.000,00-TL bedelli Genel Kredi Sözleşmesi, 28/11/2017 tarihli, 6.000.000,00-TL bedelli Genel Kredi Sözleşmesi ve 10/08/2012 tarihli, 10.000.000,00-TL bedelli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, davalı ... ...'in ilgili sözleşmeleri, sözleşmelerde belirtilen bedeller ile sınırlı müşterek müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, borçlunun sözleşmelere aykırı davranması neticesinde hesap kat edilerek bakiye kredi alacağının tahsili için Ankara ...İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası üzerinden borçlu aleyhine 812.289,34 TL üzerinden ilamsız icra takibine girişildiğini, borçlu-davalının takip konusu borca itiraz ettiğinden icra takibi durdurulduğunu belirterek, yapılan itirazın iptali ile %20'den aşağı olmamak üzere hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesini talep etmiştir....
Geçici iş ilişkisiyle (ödünç iş ilişkisiyle) çalışan işçinin altı aylık kıdemi, 4857 sayılı İş Kanununun 7'nci maddesinden hareketle, işçinin başka işverende (ödünç alan) geçen süresi, işverende (ödünç veren) geçirilmiş gibi sayılır. Söz konusu işçinin daha sonra ödünç alan işverenin işyerinde yeni bir iş ilişkisi kapsamında istihdam edilmesi halinde, onun nezdinde ödünç iş ilişkisi kapsamında geçirilmiş süreler, yeni iş ilişkisindeki altı aylık kıdem süresinin hesabında dikkate alınmaz. Çıraklık ilişkisi, İş Kanununun 4'ncü maddesindeki istisnalar arasında sayıldığından, altı aylık kıdem süresinin hesabında dikkate alınmaz....
Ancak, davaya konu 29.07.2008 tarihli sözleşmenin ''Genel Kredi Sözleşmesi'' adı altında imzalanması ve sözleşme hükümlerinin genel kredi sözleşmesi hükümlerini içermesi göz önüne alındığında, davaya konu sözleşmenin ticari nitelikteki genel kredi sözleşmesi olduğu anlaşılmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesi gereğince bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava olup, ticari davalarda görevli mahkeme ticaret mahkemesi olduğundan, bu durumda mahkemenin ticaret mahkemesi sıfatıyla davayı yürütüp karar vermesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamış, kararın re'sen bozulması gerekmiştir. 2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir....
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/39 Esas KARAR NO : 2022/60 DAVA : Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 17/01/2022 KARAR TARİHİ : 21/01/2022 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/01/2022 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, davacı şirket hesaplarında yer alan mevduatın yetki kuralı gözetilmeksizin davalı banka tarafından dava dışı 3. Kişiye ödenmesi sebebiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir....
KARAR Davacı, davalı ile ... kartı üyelik sözleşmesi imzalandığını, davalının ... kartı borcunu ödememesi nedeniyle hesabın kat edilerek alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, bireysel ... kartlarına ilişkin bankanın açtığı davada asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine, dosyanın ... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, karar davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, eldeki davada davalıya ... kartı verildiğini, ... kartı borcunun ödenmemesi nedeniyle yapılan icra takibine de itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali istemiyle eldeki davayı açmıştır. Taraflar arasında ... kartı sözleşmesi düzenlendiği, talebin dayanağını bu sözleşmenin oluşturduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır....
Buna göre, sözleşme maddelerinin hep birlikte yorumlanmasından; sözleşmenin müşterek amaç ve müşterek amaç için birlikte çaba unsurunu içermediği, aksine davalının yükümlülüğünün bir miktar para ile araç ve taşınmazın mülkiyetini ödünç alan davacıya devretmekle sınırlı olduğu, buna karşılık borçlardan ve zarardan sorumlu olmayan davalının elde edilen kar payını davacı şirket ile eşit olarak paylaşacağı, sözleşme konusu işin ise davacı şirket tarafından yerine getirileceği, dolayısıyla taraflarca akdedilmiş olan sözleşmenin adi ortaklık sözleşmesi olmadığı açıktır. Diğer bir anlatımla, sözleşme; sonuca (kâra) katılmalı (tüketim) ödüncü sözleşmesidir ve buna bağlı olarak uyuşmazlıkta TBK'nın ödünç sözleşmesine dair hükümlerinin uygulanması gerekmektedir....
- K A R A R - Davacı vekili, müvekkili ile davalıların karşılıklı borçları tasfiye için takas sözleşmesi yaptıklarını, müvekkilinin sözleşme konusu oteli devrettiğini, davalının kendi edimi olan taşınmazları eksik devir ettiğini ileri sürerek, sözleşmede belirtilen taşınmazın müvekkili adına tescilini veya taşınmaz bedeli 150.000 TL'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının müvekkilinden ödünç olarak para aldığını, bu parayı iade etmediği için son taşınmazın devrinin gerçekleştirilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir....
Bu itibarla anılan sözleşmelerin bundan sonraki uyuşmazlıklarda Yargıtay 6.HD.nin anılan kararı dikkate alınnarak hizmet sözleşmesi olarak nitelendirilmesi gerekmiştir. Bu itibarla, Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun 01/07/2022 tarihli ve 1047 sayılı kararı ile belirlenen iş bölümüne göre, "6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun ikinci kısmında (Özel Borç İlişkileri -Akdin Muhtelif Nev’ileri) yer alan ve diğer dairelerin görevine girmeyen sözleşmelerden kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararların (satış sözleşmesi:taşınır ve taşınmaz satışı, ödünç sözleşmeleri:ariyet (kullanım ödüncü) - karz-ödünç (tüketim ödüncü), ölünceye kadar bakma sözleşmesi, vedia (saklama) sözleşmesi, hizmet sözleşmesi, kefalet sözleşmesi, vekalet sözleşmesi)” istinaf incelemesinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (4). Hukuk Dairesi tarafından yapılması gerektiğinden, dosyanın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (4)....
Bu itibarla anılan sözleşmelerin bundan sonraki uyuşmazlıklarda Yargıtay 6.HD.nin anılan kararı dikkate alınnarak hizmet sözleşmesi olarak nitelendirilmesi gerekmiştir. Bu itibarla, Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun 01/07/2022 tarihli ve 1047 sayılı kararı ile belirlenen iş bölümüne göre, "6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun ikinci kısmında (Özel Borç İlişkileri -Akdin Muhtelif Nev’ileri) yer alan ve diğer dairelerin görevine girmeyen sözleşmelerden kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararların (satış sözleşmesi:taşınır ve taşınmaz satışı, ödünç sözleşmeleri:ariyet (kullanım ödüncü) - karz-ödünç (tüketim ödüncü), ölünceye kadar bakma sözleşmesi, vedia (saklama) sözleşmesi, hizmet sözleşmesi, kefalet sözleşmesi, vekalet sözleşmesi)” istinaf incelemesinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (4). Hukuk Dairesi tarafından yapılması gerektiğinden, dosyanın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (4)....
Ödünç sözleşmesi, 6098 sayılı TBK'nun 386 ncı maddesinde: "Tüketim ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin, bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir." şeklinde düzenlenmiştir. Öte yandan, Türk Borçlar Kanunu'nun 555. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan havale, hukuksal nitelikçe (tıpkı onun özel biçimlerinden biri niteliğindeki çek gibi), bir ödeme vasıtasıdır. Eş söyleyişle, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Bu yasal karinenin tersini (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) ileri süren havaleci (muhil), bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. (Havale kavramı hakkında geniş bilgi için bknz: Prof. Dr. Arif B. Kocaman. Türk Borçlar Hukukunda Havale, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü Yayını, Ankara 2001) (Yargıtay’ın bu konudaki uygulamasına örnek olarak da bknz....


