SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 21.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
İlgili Hukuk 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun; 13/B-b maddesinin ilgili kısımları şöyledir; " B) Kayıt sahibi veya mirasçılarından başkası zilyet bulunuyorsa; b) Zilyet, taşınmaz malı, kayıt malikinden veya mirasçılarından veya mümessillerinden tapu dışı bir yolla iktisap ettiğini, onların beyanı veya herhangi bir belge ile veya bilirkişi veyahut tanık sözleriyle ispat ettiği ve ayrıca en az on yıl müddetle çekişmesiz, aralıksız ve malik sıfatıyla zilyet bulunduğu takdirde zilyet adına" 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33. maddesinin ilgili kısımları şöyledir; '' Hâkim, Türk hukukunu resen uygular." 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Kadastro sonucunda ... ili, ... ilçesi, .......
Tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; TMK'nin 713/1 ve 2. fıkralarına dayalı olarak açılan tapu iptal ve tescil davalarında, koşullarına uygun olarak 20 yıllık zilyetlik süresinin tamamlandığı anda mülkiyetin kazanıldığının ve zilyet lehine kazanılmış (müktesep) hak doğduğunun kabulü gerekmektedir. Şu halde, Anayasa Mahkemesince yürürlüğün durdurulması kararının verildiği 17.03.2011 tarihi ya da davanın açıldığı tarihten hangisi önce ise, o tarihe kadar kazanma koşulları tamamlanmışsa, tapunun iptaliyle zilyet adına tesciline karar verilmesi gerekmektedir. Davanın yürürlüğün durdurulması kararının verildiği 17.03.2011 tarihinden önce veya sonra açılmış olmasının bir önemi bulunmamaktadır. Ayrıca, TBK’nin 288 f.2 maddesinde, “bir taşınmazın ve taşınmaz üzerindeki ayni bir hakkın bağışlanması sözü vermenin geçerliliği, ancak resmi şekilde yapılmış olmasına bağlıdır” şeklinde düzenleme mevcuttur....
ın zilyetliğinde olan sonrasında kendisine bağışlanmak suretiyle zilyetliği devredildiği iddia olunan davaya konu taşınmaz bölümlerini 30 yıldan fazladır nizasız ve fasılasız olarak kullandığı iddialarını ispatlayamadığı" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, "uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli a2 ve b2 olarak rumuzlandırılan taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğunun belirlendiği, davacı çekişmeli taşınmazların dedesi ... ... tarafından kendisine bağışlandığını ileri sürmüş ise de dinlenilen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına göre eklemeli zilyet olduğu ileri sürülen ... ...'...
(YHGK'nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı) 3.Öte yandan, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 995 inci maddesinde, “İyiniyetli olmayan zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorundadır. İyiniyetli olmayan zilyet, yaptığı giderlerden ancak hak sahibi için de zorunlu olanların tazmin edilmesini isteyebilir. İyi niyetli olmayan zilyet, şeyi kime geri vereceğini bilmediği sürece ancak kusuruyla verdiği zararlardan sorumlu olur.” hükmü yer almaktadır. 4.Zilyetliğinin haksız olduğunu bilen veya gerekli özeni sarf etmiş olsa bunu öğrenebilecek olan zilyet iyi niyetli zilyet olmayıp, kötü niyetli zilyettir. 5.İyi niyetli olmayan zilyet hak sahibi için de yapılması zorunlu olan giderlerin karşılığını isteyebilir. Ancak yararlı ve lüks giderleri isteyemez....
(YHGK'nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı) 3.Öte yandan, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 995 inci maddesinde, “İyiniyetli olmayan zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorundadır. İyiniyetli olmayan zilyet, yaptığı giderlerden ancak hak sahibi için de zorunlu olanların tazmin edilmesini isteyebilir. İyi niyetli olmayan zilyet, şeyi kime geri vereceğini bilmediği sürece ancak kusuruyla verdiği zararlardan sorumlu olur.” hükmü yer almaktadır. 4.Zilyetliğinin haksız olduğunu bilen veya gerekli özeni sarf etmiş olsa bunu öğrenebilecek olan zilyet iyi niyetli zilyet olmayıp, kötü niyetli zilyettir. 5.İyi niyetli olmayan zilyet hak sahibi için de yapılması zorunlu olan giderlerin karşılığını isteyebilir. Ancak yararlı ve lüks giderleri isteyemez....
Hükmü, davalı temyiz etmiştir. 2425 parsel sayılı taşınmaz tapu kaydında “üzerindeki bina ...’a ait olup bu parsel de onun zilyedindedir” belirtmesi bulunmaktadır. Başka bir anlatımla, mevcut belirtmeye göre taşınmaza zilyet olan (elatan) kişi davalı değil lehine belirtme bulunan ...’dır. Bu belirtmenin aksini ispat yükü ise Türk Medeni Kanununun 6.maddesi uyarınca davacı Hazine’ye düşer. Davacı, bu konuda delil bildirmediğinden tapu kaydındaki karinenin aksine taşınmaza elatan kişinin davalı olduğunu kanıtlayamamıştır. Değinilen bu yön gözetilerek davanın reddi yerine isteğin hüküm altına alınması doğru olmadığından karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 10.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Hemen belirtmek gerekir ki, zilyetliğin korunması davasıyla zilyet, zilyetliğin hakka dayandığını ispat külfetine katlanmadan sadece zilyetliğini öne sürerek Sulh Hukuk Mahkemelerinde uygulanan basit yargılama usûlünün sağladığı kolaylıklardan yararlanır. Zilyet, zilyetliğinin arkasında bulunan nesnel veya kişisel bir hakka dayandığında ise dava, bir hak davası niteliğini kazanır; o takdirde mahkemenin görevi, yalnız zilyetliğin korunması davasından farklı olarak, dava olunan şeyin değerine göre belirlenir. Somut olayda; dava konusu taşınmazı satış senediyle ...'dan satın alındığını, zilyetliğin kendisinde bulunduğunu, 2/B çalışması sırasında davalı ...'ın taşınmazı kendi adına haksız şekilde kaydettirdiğini, zilyetliğinin korunmasını ve taşınmazın tamamının adına tapuya kayıt ve tescil işleminin yapılmasını talep ettiği anlaşıldığından eldeki davanın yalnızca zilyetliğin korunması isteminden ibaret olduğu kabul edilemez....
Zamanaşımının başlangıc tarihi davacılar ile davalı arasında muarazanın çıktığı, taşınmazın devrinin yapılamayacağının anlaşıldığı bir başka anlatımla davacının zilyetliğinin son bulduğu tarihtir.Mahkemece, davacıların dava konusu taşımazda zilyet olup olmadığı zilyet olmuş ise zilyetliğin başlangıç ve bitiş tarihleri ile taraflar arasında muarazanın çıktığı tarih konusunda taraflardan delilleri ve karşı delileri alınmalı ve bu suretle zamanaşımının başlangıç tarihi belirlenerek olayda zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı hususunda inceleme yapılması gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan 17.15TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 18.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi....
SONUC: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 26.2.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi....


