Diğer yandan, taşınmazın zeminde zilyet olunan ve olunmayan bölümlerinin belirli olması halinde ise taşınmazın bölümlere ayrılarak tapuya tesciline karar verilmesi gerekmekte olup, bu durumda taşınmazın şahıslar ve Hazine adına paylı olarak tapuya tesciline karar verilmemesi gerekmektedir. Ne var ki, İlk Derece Mahkemesince 270 parsel sayılı taşınmazın 10.000,00 metrekare bölümünün ..., arta kalan 5.060,00 metrekaresinin ise Hazine adına tesciline karar verilmesine rağmen zeminde ... ile Hazine adına tesciline karar verilen taşınmaz bölümlerinin taşınmazın neresine ilişkin olduğu fen bilirkişi raporundan infaza elverişli olacak şekilde harflendirmek ve koordinatlandırılmak suretiyle gösterilmediği gibi taşınmaz hakkında "ifraz kararı" verilmeden metrekare olarak pay verilmek suretiyle hüküm kurulmuş olması da isabetsizdir....
Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına, kök muris ...'ın ölüm tarihinden birleşen dosya davacılarının murisi ...'ın ölüm tarihine kadar çekişmeli taşınmazların muris ... tarafından zilyet edildiğinin, insan ömrü süresine yaklaşan zilyetliğin taksime karine teşkil ettiğinin ve bu karinenin aksinin ispatlanamadığının anlaşılmasına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir....
Yüklenici, arsa sahibi arsayı teslim ettikten sonra üzerine binayı inşa eden ve binaya zilyet olan kişidir. Bağımsız bölümlerin kullanılması ve kiraya verilmesi, tapunun yükleniciye verilmesiyle doğrudan ilgili olan bir husus değildir. TBK hükümleri uyarınca, zilyet dahi bir taşınmazı kiraya verebilir. Kural olarak taşınmaza arsa sahibince müdahale edildiği, yüklenicinin bu taşınmazı kullanmasına fiilen engel olunduğu iddia ve ispat olunmadığı takdirde, yüklenici ecrimisil talebinde bulunamaz. Somut olayda, davacı yüklenici tarafından böyle bir iddia öne sürülmemiştir....
Mevkiinde, doğusu ve kuzeyi 102 no.lu ada 4 parselde kayıtlı taşınmaz olan 440 m2 alanlı taşınmazın 1989 tarihinden bu yana nizasız ve fasılasız zilyedi olduğunu, bu taşınmazı 07.09.1989 tarihinde eski zilyet Hikmet ...'dan muhtar senedi ile satın aldığını, satın aldığı tarihten bu güne kadar taşınmaz üzerinde nizasız ve fasılasız olarak zilyet olduğunu, taşınmaz üzerinde ev ve bahçe bulunmakta olup halen aynı yerde ikamet ettiğini, 6292 sayılı Kanun kapsamında yapılan tespitlerde taşınmazın tarım arazisi olarak sarı alanda kalması nedeniyle tespit dışı bırakıldığını ileri sürerek, tapuda kayıtlı bulunmayan ve 20 yılı aşkın süredir nizasız ve fasılasız olarak zilyetliğinde bulunan dava konusu taşınmazın TMK 713. maddesi gereğince adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde, TMK.nın 713/6 md. uyarınca davacı adına tescil koşulları oluşmayan taşınmazın Hazine adına tesciline, açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyan etmiştir....
İlgili Hukuk Kadastro Kanununun 15. maddesi, “Tapuda kayıtlı taşınmaz malların malikleri veya bunların mirasçıları arasında, tapuda kayıtlı olmayan taşınmaz malların ise ondördüncü madde gereğince belirlenen zilyetleri arasında taksim edildikleri belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanları ile sabit olduğu takdirde bu mallar taksim gereğince zilyetleri adına tespit olunur. Taşınmaz mal tapuda kayıtlı olsun veya olmasın, onun ayrılması mümkün bir kısmının veya belirli bir payının, bu Kanunda zilyet lehine kabul edilen sebeplerle iktisabı caizdir. İştirak halinde mülkiyet hükümlerinin söz konusu olduğu hallerde, iştirakçilerinden biri veya birkaçının belirli bir taşınmaz maldaki hissesinin diğer iştirakçilere devir ve temliki; tapulu taşınmaz mallarda yazılı, tapusuzlarda ise her türlü delille ispat edilebilir....
KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 189,15 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi....
DAVA Davacı ... ve müşterekleri vekili; hudutları dava dilekçesinde belirtilen taşınmaz bölümünün kadastro çalışmaları sırasında tescil harici bırakıldığını, oysa taşınmazın özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olup müvekkilleri tarafından 20 yıldan fazla süredir nizasız ve fasılasız şekilde zilyet edildiğini ileri sürerek taşınmazın eşit paylarla müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı Hazine ile davalı ... Köyü Tüzel Kişiliği tarafından davaya cevap verilmemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamına göre, nizalı taşınmaz bölümünde 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 17 nci maddelerinde öngörülen koşulların davacı taraf lehine gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne, fen bilirkişileri ...'...
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü K A R A R Davacı ..., 20.04.2006 tarihli dilekçesine ekli krokide sınırlarını ve miktarını gösterdiği, Aşağıkaraman Köyü Köyiçi Mevkiinde bulunan 900 m² yüzölçümündeki taşınmazın genel kadastroda tapulama dışı bırakıldığını, çok uzun yıllardır tarım alanı olarak zilyet edildiğini, yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunu iddia ederek, taşınmazın adına tapuya tescilini istemiştir....
İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 ve 439/2 nci maddeleri 3....
ın 1943'te öldüğü ve ölüm tarihinden sonra tapu kaydındaki hisselerinin intikal görmediği, mirasçılarının zilyet olmadığı anlaşılmaktadır. Dava konusu taşınmazlarda anılan kayıt maliklerinin ölüm tarihinden dava tarihine kadar davacılar ve murisleri bakımından 3 üncü şahıs konumunda bulunan davalı tarafın zilyet olduğu, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiş olduğuna göre, 3402 sayılı Kanun'un 13/B-c maddesinde belirtilen koşulların davalılar yararına oluştuğu kuşkusuzdur. Hal böyle olunca; mahkemece davanın reddine; dosya kapsamında davalı ...'in zilyetliğinde bulunan taşınmazların tapu maliki ... 'in payı oranında feri zilyetliğinin; ancak kalan 2/3 kısım yönünden asli zilyetliğinin bulunduğu anlaşıldığına göre; 1/3 payın ... , kalan 2/3 payın ... adına doldurularak tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz olup hükmün bozulması gerekmiştir. VI....


