İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 ve 439/2 nci maddeleri 3....
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 247,70 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi....
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, Hazine tarafından yapılan hangi temlike değer verileceğine ilişkindir. 14/05/1984 gün 10/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca iskan mevzuatı çerçevesinde temlik ve tapu siciline tescil olunan gayrimenkullerin daha sonra tekrar aynı mevzuat uyarınca başka birine temliki halinde 2510 sayılı Kanun'un 23. maddesine 3667 sayılı Kanun'la eklenen 3. fıkra hükmü uygulanması zorunlu bulunmaktadır. Temlik tarihinden itibaren davalılar zilyet olup davacılar tarafından 1 yıllık hak düşürücü süre zarfında dava açılmamıştır. Bu nedenle ikinci temlike değer verilerek davanın reddine karar verilmesi isabetlidir....
Mahkemece, dava konusu taşınmazın Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan bir taşınmaz olduğunun anlaşıldığı ve taşınmazın beyanlar hanesine zilyet adına yapılan tespitin, bedeli mukabilinde mülkiyet hakkının tescili imkanını doğurduğu ve davalı tarafından dava konusu taşınmazın beyanlar hanesine yapılan tespite dayanarak Hazineden davalıya satış yapıldığı, 6292 sayılı Kanun ile sahiplerine satış yapılarak sahipleri adına tapu kaydı oluştuktan sonra tespitten önceki nedene dayalı kullanıcı şerhi davasının dinlenemeyeceği ve değerlendirilemeyeceği, bu nedenle davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığına kanaat getirilmekle davanın usulden reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesince, taşınmazda kullanıcı şerhi sahibi olarak gözüken davalı ...'...
Mahallesi çalışma alanında bulunan 101 ada 10 parsel sayılı 249,76 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Yasa'nın 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve taşınmaz ve üzerindeki 4 katlı bina 2000 yılından beri Hıdır evladı ... ve ... evladı ... ve ... ...’in müştereken fiili kullanımında olduğu şerhi yazılarak, bahçe vasfıyla ... adına 24.09.2010 tarihinde tescil edildikten sonra, 6292 sayılı Kanun uyarınca 12.09.2014 tarihinde 4163/12488 hisse ile ...’e, 8325/24976 hisse ile ...’e satılarak bu kişi adına tescil edilmiş, ...' te 18.11.2014 tarihinde hissesini oğlu ...’e satmıştır. Davacı ... ve arkadaşları vekili, Ümraniye ilçesi ......
Mahkemece, davacı tarafa tanık listesi ve adreslerini sunması için usulüne uygun süre verilmeden, dava konusu taşınmaz başında taraf tanıkları dinlenmeden, müdahale süresi duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmeden, 2 yıllık ecrimisil bedeline hükmedilmesi doğru değildir. b) Davalı vekilinin ecrimisil hesabı yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde; Bilindiği, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır....
Davalı idare tarafından, davacının izinsiz su bağlamak amacıyla köy tüzel kişiliğine ait içme suyu ana su borusunu delmek suretiyle tecavüzde bulunduğunun saptanması üzerine tecavüzün önlenmesi yolunda verilen kararda mevzuata aykırılık bulunmadığı öne sürülerek anılan mahkeme kararının temyizen incelenip bozulması istenilmektedir. 3091 sayılı Yasa'nın amacı; gerçek veya tüzel kişilerin zilyet bulunduğu taşınmaz mallarla kamu idareleri, kamu kurumları ve kuruluşları veya bunlar tarafından idare olunan veya Devlete ait veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan sahipsiz yerlere veya menfaatleri umumua ait olan taşınmaz mallara yapılan tecavüz veya müdahelelerin, idari makamlar tarafından önlenmesi suretiyle tasarrufa ilişkin güvenliğin ve kamu düzeninin sağlanmasıdır. Anılan Yasa'nın 4....
maddesinde, kamulaştırılması kararlaştırılan taşınmaz malın 7....
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi....
Genel arazi kadastrosu 1953-1955 tarihleri arasında yapılarak kesinleşmiş, taşınmaz tescil harici bırakılmıştır. İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman bilirkişilerce yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın Hazine adına hükmen orman vasfıyla tescil edilen 2669 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığı, davacı yararına 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığı belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, temyiz isteminde bulunan davalı Hazine ve Orman Yönetimi davada kendilerini vekille temsil etmelerine rağmen, davalı Hazinenin yasal hasım olduğu gerekçesi ile lehine vekalet ücreti takdir edilmemiş, davalı ......


