WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 11 Haziran 2026

Ancak; dava miras payı oranında lehine zilyetlik şerhi verilmesi istemine ilişkin olup davacının 3/20 miras payı oranında taşınmazda zilyet olduğuna karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken zilyet olunan taşınmaz miktarının hükümde metrekare olarak gösterilmesi, zilyetlik şerhine yönelik iş bu davada maktu karar ve ilam harcı yerine nispi karar ve ilam harcına hükmedilmesi, davada ilgili sıfatıyla yer alan Hazine'nin davaya açıkça karşı çıkmış olması ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması karşısında davalı Hazine lehine vekalet ücretine hükmedilmesi isabetsiz olup, davacı ...'nın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 27.04.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi....

taşınmaz, tarla vasıflı olarak, ceddinden intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedenleriyle ......

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ: Elatmanın önlenmesi (Zilyet olunan taşınmaza) ... ile ... aralarındaki elatmanın önlenmesi (zilyet olunan taşınmaza) davasının reddine dair ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 04.10.2012 gün ve 30/295 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı dava dilekçesinde, mevki ve sınırlarını açıkladığı 7589 m² lik taşınmazına davalının mısır ekmek suretiyle müdahalede bulunduğunu açıklayarak zilyetliğine yapılan müdahalenin önlenmesine karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının dava konusu taşınmazda hiçbir zaman fiilen zilyet olmadığını, davacının taşınmazı satın aldığı ... ’ın da dava konusu yeri kiralayarak kullandığını, bu yerde hissedar olmadığını, adi sözleşmenin muvaazalı olduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur....

Taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanunu’nun 125. maddesi hükmünce on yıllık zamanaşımı süresi uygulanır ve bu süre sözleşmenin ifa olanağının doğması ile işlemeye başlar. Ancak satışı vaat edilen taşınmaz, sözleşme ile veya fiilen satış vaadini kabul eden kişiye yani vaat alacaklısına teslim edilmiş ise on yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılan davalarda zamanaşımı savunması Medeni Kanunun 2. maddesinde yer alan “dürüst davranma” kuralı ile bağdaşmayacağından dinlenmez. Türk Medeni Kanununun 979.maddesi hükmüne göre bir üçüncü kişi veya zilyetliği devreden özel bir hukuki ilişkiye dayanarak zilyet olmakta devam ederse zilyetlik teslim gerçekleşmeksizin kazanılmış kabul edilir. Somut olayda; vaat borçlusu olan davalılar mirasbırakanı satışı vaat olunan 524 parseldeki zilyetliğini davacılar mirasbırakanına taşınmazı fiilen teslim ettiğini sözleşmeye yazarak devretmiştir....

Mahkemece, davacının dava konusu taşımazda zilyet olup olmadığı zilyet olmuş ise zilyetliğin başlangıç ve bitiş tarihleri ile taraflar arasında muarazanın çıktığı tarih konusunda taraflardan delilleri ve karşı delileri alınmalı ve bu suretle zamanaşımının başlangıç tarihi belirlenerek olayda zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı hususunda inceleme yapılması gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 450 YTL. duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halind etemyiz edene iadesine,, 16.10.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi....

Davacıya yapılan bir teslim bulunmadığından, davacının fer’i zilyet durumuna girdiği düşünülemez. Dolayısıyla, eldeki davanın reddi gerekirken istemin hüküm altına alınması doğru değildir. Karar, açıklanan nedenle bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 825,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 22.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....

Adına tescil kararı verilenlerin taşınmaz üzerinde 1948 yılından bu yana zilyet olmadıkları ve lehlerine 3402 sayılı Yasa'nın 14. maddesi koşullarının oluşmadığı, buna karşın davalının, taşınmazla bir ilgisi bulunmadığını belirtmesi ve taşınmazın 1948 yılından beri ... ve ... ...’in zilyetliğinde bulunduğunun anlaşılması karşısında mahkemece, taşınmazın ... ve ... ... mirasçıları adına tesciline karar vermek gerekirken yerinde olmayan gerekçelerle davacı ... mirasçıları ve müdahil ... adına tesciline karar verilmiş bulunması isabetsizdir. Temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için belirlenen 550.00 YTL. vekalet ücretinin aleyhine temyiz olunan taraftan alınarak, kendilerini duruşmada vekil ile temsil ettiren temyiz eden tarafa verilmesine, 1.7.2008 gününde oybirliği ile karar verildi....

Dosyanın incelenmesine göre; davacının maliye hazinesine ecrimisil ödemek suretiyle tasarrufunda bulundurduğunu beyan ettiği davaya konu taşınmaz üzerindeki davalıların vaki müdahalelerinin önlenmesine karar verilmesini mahkemeden talep ettiği anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanunu 981,982 ve 983. maddeleri, mal üzerinde zilyetlikten başka hiçbir hakkı bulunmayan kişilerin zilyetliğinin korunması için konulmuş hükümleri ihtiva etmektedir. Bu maddelerde düzenlenen davalar ile, zilyet; zilyetliğinin bir hakka dayandığını ispat külfetine katlanmadan yalnızca zilyetliğini öne sürerek, sulh mahkemelerinde dava açar ve bu mahkemelerde uygulanan basit yargılama usulünün sağladığı kolaylıklardan yararlanır. Zilyet, zilyetliğinin arkasında bulunan nesnel veya kişisel bir hakka dayandığında ise dava, bir hak davası niteliğini kazanır; o takdirde mahkemenin görevi, yalnız zilyetliğin korunması davasından farklı olarak, dava olunan şeyin değerine göre belirlenir....

Ne var ki, dosya içeriğine ve toplanan delillere göre davacının taşınmaz üzerinde kazanmayı sağlayacak süre ile zilyet olduğu, davalının zilyetliğinin bulunmadığı belirlenmiş olup, davacının dayandığı taşınmaz satış vaadi senedindeki tapu kayıt maliki ile davalı arasında ırsi ilişki olduğu da davalı tarafça iddia ve ispat olunmadığına göre davacı tarafça ispat olunan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi isabetsiz olup, davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 14.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi....

Bu gibi durumlarda Türk Medeni Kanununun 979.maddesinde yer alan hüküm uyarınca zilyetlik hükmen teslim edilmiş, artık devreden kişi fer’i zilyet, devralan kişi ise asli zilyet sıfatını kazanmış kabul edilir. Zilyetlik hükmen devredildiğinden davalıların zamanaşımı savunması az yukarıda sözü edilen dürüst davranma kurallarına uygun düşmez. Mahkemece tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda, işin esası incelenerek bir hüküm kurulması yerine, davalıların zamanaşımı savunmalarına değer tanınarak davanın reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 30.11.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi....

UYAP Entegrasyonu