KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 99,20 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi....
Zira ilk zilyet zilyetliği terk ettiğine göre, davacının artık zilyet olmadığı sabit olan ilk zilyetten ırsi veya akdi bir yolla zilyetliği devralma imkanı hukuken kalmamıştır. Aksinin kabulü, taşınmaza fiilen zilyet olduğu halde, ilk zilyedin zilyetliği terk etmesinin külfetini sonraki zilyede yükleyecek ve 6292 sayılı Yasa'nın öngördüğü düzenlemelerden fiili kullanıcının mahrum kalması sonucunu doğuracaktır....
Hemen belirtmek gerekir ki, zilyetliğin korunması davasıyla zilyet, zilyetliğin hakka dayandığını ispat külfetine katlanmadan sadece zilyetliğini öne sürerek Sulh Hukuk Mahkemelerinde uygulanan basit yargılama usulünün sağladığı kolaylıklardan yararlanır. Zilyet, zilyetliğinin arkasında bulunan nesnel veya kişisel bir hakka dayandığında ise dava, bir hak davası niteliğini kazanır; o takdirde mahkemenin görevi, yalnız zilyetliğin korunması davasından farklı olarak, dava olunan şeyin değerine göre belirlenir....
nın da 1975 yılında taşınmaz üzerine ahşap bir ev yaptırdığını, o dönemlerde davalı ...'in Almanya'da işçi olarak çalıştığını, taşınmaz ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, muris ...'nın 1994 yılında ölümü üzerine çocukları arasında yapılan fiili taksim sonucu dava konusu taşınmaz davacının zilyetliğine geçtiğini, 1997 yılında taşınmaz üzerindeki ahşap ev yanınca davacının betonarme bina inşaatına başladığını ve inşaatı belirli bir seviyeye getirdiğini, ancak maddi gücü yetmediği için inşaata devam edemediğini ve amcası olan davalı ...'in kendisine maddi destekte bulunduğunu, inşaatın geri kalan kısmını davacı ile davalı ...'in beraber tamamladıklarını, inşaatın 2002 yılında bittiğini, 1994 yılından 2002 yılına kadar taşınmazın zilyedinin yine davacıda olduğunu, 2002 yılında davalı ...'...
İlgili Hukuk 1. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14/1. maddesinde şöyledir: “Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir.” denilmektedir. 2. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 13. maddesinde şöyledir: “Tapuda kayıtlı taşınmaz mal: A) Kayıt sahibi veya mirasçıları zilyet bulunuyorsa; a) Kayıt sahibi adına, b) Kayıt sahibi ölmüş ise mirasçıları adına, c) Mirasçılar tayin olunamazsa, ölü olduğu yazılmak suretiyle kayıt sahibi adına, B) Kayıt sahibi veya mirasçılarından başkası zilyet bulunuyorsa; a) Kayıt sahibi veya mirasçılarının kadastro teknisyeni huzurunda muvafakatları halinde zilyet adına, b) Zilyet, taşınmaz malı, kayıt malikinden veya mirasçılarından veya mümessillerinden...
Bu maddelerde düzenlenen davalar ile, zilyet; zilyetliğinin bir hakka dayandığını ispat külfetine katlanmadan yalnızca zilyetliğini öne sürerek, sulh mahkemelerinde dava açar ve bu mahkemelerde uygulanan basit yargılama usulünün sağladığı kolaylıklardan yararlanır. Zilyet, zilyetliğinin arkasında bulunan nesnel veya kişisel bir hakka dayandığında ise dava, bir hak davası niteliğini kazanır; o takdirde mahkemenin görevi, yalnız zilyetliğin korunması davasından farklı olarak, dava olunan şeyin değerine göre belirlenir. Somut olaya gelince; Davacı kira sözleşmesinden kaynaklanan şahsi hakka dayanarak elatmanın önlenmesini istemiştir. Davacı arkasında barındırdığı bir hakka dayanmakla, talebi Hukuk Muhakemeleri Kanununun 4/c maddesinde yazılı zilyetliğin korunması davası olmayıp, temelinde bir hak davasıdır. Dava dilekçesinde dava olunan şeyin değeri 10.000 TL olarak gösterilmiştir. Dava konusunun değeri gözönünde bulundurulduğunda, davaya bakma görevi asliye hukuk mahkemesine aittir....
ın zilyet olarak yazılmasını, ayrı parsel olarak ayrılmaması halinde taşınmazın ağaçsız yarısına muris Nasuh ...'ın zilyet olarak yazılmasını istemiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; " Dava konusu taşınmazda kullanım kadastrosu değil 3402 ......
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, taşınmaz üzerinde 41 payda davacı ve arkadaşları, 87 payda davalının zilyet olduğunun, taşınmaz üzerindeki iki katlı kargir evde ise 41 payda davacı ve arkadaşları, 87 payda ise davalı ...'in zilyet olduğunun beyanlar hanesine şerh düşülmesine karar verilmiş; hüküm, davacılar ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, 3402 sayılı Yasa'ya 5831 sayılı Yasa'nın 8. maddesi ile eklenen Ek-4. maddesine göre yapılan kullanım kadastrosunun iptaline ilişkindir. Bu nitelikteki davalarda husumetin taşınmazın tespit maliki olan ...ye ve beyanlar hanesinde ismi yazılı kişilere yöneltilmesi zorunludur. Somut olayda dava sadece beyanlar hanesinde lehine zilyetlik şerhi verilen ... aleyhine açılmış, tespit maliki olan 'ye husumet yöneltilmeyerek taraf teşkili eksik bırakılmıştır....
kabul olunan taşınmazın 700 metrekarelik bölümün kroki üzerinde işaretlettirilmesi, tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde aykırılığın giderilmesi için tespit bilirkişilerinin tanık sıfatıyla dinlenmesi, fiili kullanıcı ve muhdesat sahipleri lehine de şerh verileceği gözetilerek toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi" gereğine değinilmiştir....
b-Dava konusu edilen 216 parselden ifraz olunan 1459 nolu parselin pilon yeri vasfında Türkiye Elektrik Kurumu adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. Bu parsel yönünden davacının mülkiyet hakkı veya haklı nedene dayalı zilyetliği ispat edilemediğine göre istemin reddi yerine kabulü doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir. c-Dava konusu edilen ... 551 nolu parselin kadastro mahkemesinde davalı olması nedeni ile malik hanesinin boş bırakıldığı anlaşılmaktadır. Davacı bu parsel için köy muhtarından kendisinin zilyet ve tasarrufunda olduğunu gösterir belge almış ve ibraz etmiştir. Her ne kadar köy muhtarlığınca davacıya 551 nolu parsel için zilyet ve tasarrufunda olduğuna dair belge verilmiş ise de Dairemizin 2013/11724 esas numarası altında incelenen Afşin 1....


