WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 06 Haziran 2026

Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı; kendi adına kayıtlı olan ...... bulunan 107/12 no’lu parsel sayılı taşınmazın tarla vasfında olup üzerinde bağ, buğday ve muhtelif sayıda ağaç bulunduğunu, davalı şirketin sorumluğunda bulunan elektrik direğinden çıkan kıvılcım nedeniyle yangın çıktığını, belirsiz alacak davalarının kabulü ile meydana gelen zararın tespiti ile şimdilik 10.000 TL maddi tazminatın haksız fiil tarihinden tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 14.12.2015 tarihinde talebini 5.455,05 TL olarak ıslah etmiştir....

Ne var ki, zararın kapsamını tayinde davacının da kusurunun olup olmadığının da araştırılıp, tartışılması gerekmektedir.Ancak mahkemece zararın oluşumunda ve artmasında tarafların kusurlu olup olmadığının tespiti amacıyla keşif yapılmadığı gibi bilirkişiden rapor da alınmadan hüküm tesisi yoluna gidilmiştir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, eğik olan ve risk oluşturan elektrik tellerinin yakınına ot yığdığı dosya kapsamıyla sabit olan davacının da olayda müterafik kusurunun tespiti amacıyla ,mahallinde konusunda uzman bilirkişiler aracılığıyla keşif icrasıyla,davacıya ait taşınmazın genişliği de nazara alınarak davacının otları elektrik tellerinden daha uzak bir yere yığma imkanı olup olmadığı araştırılarak ,tarafların kusur durumunun tespiti sonucunda karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile belirtilen şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir....

Dava trafik kazasından kaynaklı maddi tazminat istemine ilişkindir. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru biçimde belirlenmesi gerekmektedir. Sözkonusu belirlemenin ise, Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi ya da üniversitelerin adli tıp bölüm başkanlıklarının, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir....

Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/29 D.İş sayılı delil tespiti dosyasındaki bilirkişi raporuna davalı tarafça itiraz edilmiş olmakla, bu delil tespiti dosyasının kesinleştiği kabul edilemez. Davalının cevap dilekçesinde keşif deliline de dayandığı gözetildiğinde mahallinde keşif yapılmak suretiyle öncelikle oluşan zarar ile davalının eylemi arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı, davacının talep ettiği kalemler açısından zararın neye tekabül edebileceği denetlemeye elverişli rapor ile belirlenmesi gerekir. Eksik incelemeye dayalı olarak ve yargılama safahatlarına riayet edilmeksizin hüküm tesis edilmesi doğru olmamış, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir....

Ancak burada söz konusu olan, kişilerin mülkiyet hakları üzerinde süresi belli olmayan sınırlama şeklindeki idarenin işlem ve eyleminden doğan zararın tazmini olup mülkiyetin bedele çevrilmesi ise idari yargıda açılan tazminat davasının değil, adli yargıda açılacak bedel tespiti ve tescil davasının konusuna girer. Kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davaları, taşınmaz mülkiyetinin bedeli karşılığında kamuya aktarılması yoluyla mülkiyete yapılan fiili müdahaleyi sonlandırmayı hedeflemesiyle, sadece idarenin işlem ve eylemlerinden doğan zararın tazminini sağlayan, mülkiyete ilişkin herhangi bir sonuç doğurmayan idari yargıda açılan tam yargı davalarından farklılaşmaktadır. Mülkiyetin bedele çevrilmesi ise, idari eylem ve işlem nedeniyle doğan bir zarar niteliğinde olmadığından idari yargıda görülen tazminat davasının konusuna girmez....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki 4721 sayılı TMKnun 1007. maddesi uyarınca tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, davalı Hazine vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü. - K A R A R - Dava, 4721 sayılı TMKnun 1007. maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, uyulan bozma kararı gereğince inceleme ve işlem yapılarak hüküm kurulmuş; karar, davalı Hazine vekilince temyiz edilmiştir. Bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde ve irtifak hakkı nedeniyle uğranılan zararın tespiti ile davalı idareden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir....

"İçtihat Metni"Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Dava : 466 sayılı Kanun gereğince Tazminat Hüküm : 343,96 TL maddi, 8.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ve kısmen reddine ilişkin hüküm davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü; 1-Davacının ilk defa 15.12.2000 tarihinde tutuklandığı zararın da bu tarihten itibaren oluştuğunun anlaşılması karşısında anılan tarihten itibaren yasal faizin işletilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 2-Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre, tutuklandığı tarihteki paranın satın alma gücü ve benzeri hususlarda gözetilmek suretiyle, adalete ve hakkaniyete uygun makul ve makbul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, davacı lehine bu ölçülere uymayacak miktarda fazla...

Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlamaktadır. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve varsa idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri hak ihlallerinin bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli, idari faaliyetin niteliği, zararlı sonuca etkisi ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir....

Davacının işlettiği otelin 10.03.1998 ila 18.03.2004 dönemlerinde günlük sıcak su kesinti miktarına göre ödenen kira bedelinin 1/4’ü oranında davacının zararının bulunduğu kabulü, zararın hakiki miktarını kanıtlamamaktadır. Mahkemece, zararın hakiki miktarı tespit edilemediğinden Borçlar Kanununun 42. maddesi hükmünün hakime verdiği yetki ile 10.03.1998 ila 18.03.2004 dönemlerine ait zarar miktarının olaya ve adalete uygun olarak yeniden tespiti gerekir. Bilirkişi raporu ile bağlı kalınarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 17.01.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi....

Karar taraf vekillerince temyiz edilmiş, temyiz incelemesi neticesinde, --------- mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava, -------- kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda; Davacının----- kapsamında talep edebileceği zarar miktarının tespiti bakımından alınan 28.10.2015 tarihli----- alınmıştır. Söz konusu raporda; meydana gelen zararın hesaplanma şekline yönelik herhangi bir ifade------ tazminattan davalı tarafın kusuru oranında sorumlu---- mahkemece hükme esas alınmıştır. Eksik inceleme ve araştırma ile hüküm verilemez....

UYAP Entegrasyonu