Davacı ve dava dışı şirket arasındaki sigorta sözleşmesini içerir elektronik cihaz sigorta poliçesinin var olduğu, poliçenin 08.08.2018 - 30.06.2019 tarihleri arasında geçerli olduğu, iş yerinde oluşan zararın poliçe kapsamında olduğu, zararın ise 23.11.2018 tarihinde gerçekleştiği, dava konusu zararın sigorta sözleşmesi kapsamında kaldığı ve sigortalıya ödenen 4.287,60 TL tazminatın teminat limitleri dahilinde olduğu sigorta poliçesi kapsamından anlaşılmıştır. Zararın ve kusurun tespiti açısından bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiştir. Bu amaçla bilirkişi tarafından yapılan inceleme sonucunda hazırlanan 13/10/2021 tarihli hukuka uygun rapor içeriğine göre, dava dosyasında yapılan inceleme ve araştırmalar sonucunda davacının toplam zarar bedeli olarak talep edebileceği miktarın 4.287,60-TL olduğu belirtilmiştir. Rapor içerisindeki belirlenen bu miktarın kadri maruf olduğu, dosya kapsamındaki deliller ve bilirkişi raporu kapsamında mahkememizce de kabul edilmiştir....
Gerçek zarar miktarının tespiti için uzman bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekir. Somut olayda gerçek zararın araştırılması yönünde mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmadan davacının talebine göre davanın kabulüne karar verilmiştir....
Dava kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davalı ..., davacıya ait aracın kasko sigortacısı olup azami sigorta bedeline kadar riziko tarihinde araçta meydana gelen gerçek zarar miktarı ile sorumludur. 6100 sayılı HMK’nin 266. maddesinde “mahkeme, çözümü hukuk dışında özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir.” hükmüne yer verilmiştir. Gerçek zarar miktarının tespiti için uzman bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekir. Somut olayda gerçek zararın araştırılması yönünde mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmadan sigorta teminat tutarına göre davanın kabulüne karar verilmiştir....
Mahkemece, sözleşmenin eser sözleşmesi olduğu, olayın iş kazası olmayıp meydana gelen zararın genel mahkemeler nezdinde açılacak tazminat davasında talep edilebilecek oluşu gözönünde bulundurularak mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir. ... tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası niteliğinde olup olmadığı öncelikle Kurum tarafından tespit olunacak bir husustur. Kurumun bir olayı iş kazası kabul etmemesi durumunda ilgililer işverenin yanında Kurumu da hasım göstererek iş kazası tespit davası açabilirler. Bunun yanında aksine olarak Kurumun bir olayı iş kazası kabul etmesi halinde ise ilgililer Kurumu da hasım gösterecekleri bir dava ile yine olayın iş kazası olmadığının tespitini her zaman mahkemelerden isteyebilirler....
Bu kapsamda, zarara uğrayanın zararın artmasına sebep olması halinin de zararı etkileyeceği dikkate alındığında 6098 sayılı TBK’nın 52. maddesinde (mülga 818 sayılı BK'nun 44. maddesi) düzenlenen müterafik kusur indiriminin nazara alındıktan sonra sigorta şirketi tarafından davadan önce yapılan ödemenin güncellenerek mahsubunun yapılması neticesinde zarar tespiti edilmelidir. Somut olayda; desteğin emniyet kemeri takmaması nedeniyle kusurlu olduğu ve zararın artmasına sebebiyet verdiği anlaşılmaktadır....
Buna göre; mahkemece yapılacak iş; sigortalı konutta davaya konu su basması olayı nedeniyle binada geri tepmeyi önleyici sistem bulunup bulunmadığının konusunda uzman bilirkişi tarafından yerinde keşif yapılmak suretiyle tespiti ile geri tepmeyi önleyici sistemin varlığının ya da yokluğunun, zararın oluşmasına ve artmasına etkisinin olup olmadığının, sigortalının müterafık kusurunun olup olmadığının değerlendirilerek, zarar gören eşyaların niteliğine göre seçilecek bilirkişiden gerçek zarar miktarının tespiti yönünden rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre karar vermek olup, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 24/10/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Dosya kapsamından, davacıların 27/12/2011 tarihinde batan Doğu Haşlaman isimli gemide gemi adamı olarak bulundukları, davalıların bu geminin donatanı ve işleteni oldukları, mahkemece kusur durumunun tespiti açısından rapor alınmaksızın aynı olaya ilişkin ceza dava dosyasında alınan bilirkişi kusur raporuna üstünlük tanınarak sonuca ulaşıldığı anlaşılmaktadır. İş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin olarak tespiti hem maddi hem de manevi tazminat miktarını doğrudan etkilemesi bakımından önem taşımaktadır. Zira maddi tazminat davalarında kusur oranında tespit olunan maddi zarardan indirim yapılacağı gibi yine manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır....
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybı nedeniyle zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir.----- nazara alınarak bu noktada, maluliyetin tespiti yönünden bilirkişi raporları aldırılmıştır. Kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan yönetmelikler birlikte değerlendirildiğinde ilk alınan maluliyet raporu mahkememizce dikkate alınarak bu rapor üzerinden alınan hesap raporu hükme esas alınarak dava ve ıslah dilekçesi doğrultusunda aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur....
Manevi zararın tespiti istemine ilişkin olarak; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 01.03.2006 tarih ve 2006/2-14 E., 2006/26 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere; manevi tazminat, zarar görenin kişilik değerlerinde bedensel bütünlüğünün iradesi dışında ihlali hallerinde meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir. Zarar görene tanınmış olan manevi tazminat hakkı kişinin sosyal, fiziksel ve duygusal kişilik değerlerinin saldırıya uğraması durumunda öngörülen bir tazminat türüdür. Amacı ise kişinin, hukuka aykırı olan eylemden dolayı bozulan manevi dengesinin eski haline dönüşmesi, kişinin duygusal olarak tatmin edilmesi, zarar vereni bir daha böyle bir eylemde bulunmaktan alıkoyması gibi olguları karşıladığı bir gerçektir. Manevi tazminat, kişinin çekmiş olduğu fiziksel ve manevi acıları dindirmeyi, hafifletmeyi amaçlar. Bu tazminat bizzat yaşanan acı ve elemin karşılığıdır....
Kaza tarihi itibari ile Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği yürürlükte olup, maluliyet raporu kaza tarihinde yürürlükte olmayan Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre belirlenmiştir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu’ndan, davacının maluliyet durumuna ilişkin kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine uygun ve davacının itirazlarının da irdelendiği yeni bir rapor alınarak, sonucuna göre hüküm tesis etmek olmalıdır. 3-Kabule göre de ;Mahkemece davacı ...'nun kendisine ilişkin manevi tazminat istemi kısmen kabul edilmiş davacının anne ve babasının manevi tazminat istemleri reddedilmiştir. Uygulamada kabul edildiği üzere, Borçlar Kanununa göre manevi tazminat isteme hakkı doğrudan doğruya cismani zarara uğrayan kişiye aittir. Yansıma yoluyla aynı eylem nedeniyle manevi üzüntü duyanlar manevi tazminat isteyemezler....


