Şöyle ki;Dairemizin 12.09.2017 tarih 2016/7475 E. - 2017/11790 K. sayılı ilamı ile; meyveli ağaçların yaşamına son verilmesinden doğan zararın, bunların kaim değerinin tespiti suretiyle takdiri gerektiği, bir ağacın kaim değerini bulmak için uygulanması gereken yöntemin, ağaçların bulunduğu yerin ağaçlı değeri ile ağaçsız değeri arasındaki farkın tespiti ile bu farkın o yerde bulunan ağaç sayısına bölünmesi suretiyle gerçeğe en yakın zararın belirlenmesi olduğu, mahkemece; yukarıda açıklandığı şekilde bilirkişi raporu alınması gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece, bozma sonrası yapılan yargılama sırasında yeniden alınan bilirkişi raporu incelendiğinde; bilirkişi tarafından Dairemizin bozma ilamına belirtilen formüle uygun şekilde ağaçların bulunduğu yerin ağaçlı değeri ile ağaçsız değeri arasındaki farkın tespiti edildiği, sonrasında bu farkın o yerde bulunan ağaç sayısına bölünmesi suretiyle zararın hesaplandığı anlaşılmaktadır....
Bir başka ifadeyle, tazminat miktarı hiçbir zaman gerçek zararı aşmamalıdır. Dairemizin bu konudaki yerleşmiş uygulamasına göre; meyveli ağaçların yaşamına son verilmesinden doğan zararın, bunların kaim değerinin tespiti suretiyle takdiri gerekmektedir. Bir ağacın kaim değerini bulmak için uygulanması gereken yöntem ise, ağaçların bulunduğu yerin ağaçlı değeri ile ağaçsız değeri arasındaki farkın tespiti ile bu farkın o yerde bulunan ağaç sayısına bölünmesi suretiyle gerçeğe en yakın zararın belirlenmesidir (Dairemizin 16.03.2020 tarihli ve 2020/834 E., 2020/2392 K.; 27.02.2020 tarihli ve 2019/6118 E., 2020/1792 K. sayılı ilamları). 3. Değerlendirme 1....
TMK'nın 724. maddesi uyarınca temliken tescil, muhdesatın aidiyetinin tespiti, ıslah ile tazminat istemiyle dava açmış, mahkemece elatmanın önlenmesi davasının kabulüne, birleştirilen temliken tescil ve muhdesatın aidiyetinin tespiti davasının reddine karar verilmiş, tarafların temyizi üzerine Dairemizce elatamının önlenmesi, temliken tescil ve muhdesatın aidiyetinin tespitine ilişkin hükme yönelik tarafların temyiz itirazları reddedilerek karar onanmış ancak birleştirilen davanın davacıları ... ve ...'nın ıslah yolu ile öne sürdükleri tazminat istemleri hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmemesi nedeniyle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bunun üzerine mahkemece bozma ilamına uyularak davacılar ... ve ...'nın muhik tazminat talebi kabul edilmiştir....
Anlaşılacağı üzere maddedeki zamanaşımı süresi, zararın ve eylemi gerçekleştirenin (failin) öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlamakta olup, Kurumca zararın öğrenilme tarihinin, giderlerin sarf ve ödeme günü olduğu açıktır. Tazminat yükümlüsünün öğrenilme tarihine ilişkin olarak ise, Kurumun yetkili organının faili öğrendiği tarih esas alınmalıdır. Bu kapsamda; ceza mahkemesince yargılanıp hakkında cezalandırma kararı verilen üçüncü kişi yönünden, Kurumun, ceza kararının kesinleştiği tarihte faili öğrendiği kabul edilmeli, cezalandırma kararının söz konusu olmadığı durumlarda ise yöntemince yapılacak araştırma sonunda tazminat yükümlüsünün kim olduğunun öğrenilme tarihi açıklıkla saptanmalıdır. Önemle belirtilmelidir ki, zamanaşımı süresinin, hem zararın, hem de tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren, bir başka anlatımla, ancak, her iki olgu gerçekleştikten sonra işlemeye başlayacağı dikkate alınmalıdır....
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur Borçlar Kanunu'nun 44. maddesinde (6098 sayılı TBK md. 52) düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir. Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde BK.nun 44.maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır....
O halde PMF yaşam tablosu esas alınarak, davalı ... tarafından yapılan ödemenin, ödeme tarihine göre hesap edilerek yeterli ödeme yapılıp yapılmadığı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden hükmün bozulması gerekmiştir. 3-Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur Borçlar Kanunu'nun 44. maddesinde (6098 sayılı TBK md. 52) düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir....
Parselde yer alan projedeki bağımsız bölümler ve ortak alanlarda bulunan eksikliklerin, ayıplı imalatları, sözleşmeye onaylı mimarı projesine, teknik şartnameye, imar planına, fenne, taraflarca düzenlenen ve tüketicilere sunulan tanıtım kataloğuna aykırılıkların tespiti için delil tespiti niteliğinde olacak şekilde davalı şirketlere tebligat gerçekleştirilmeksizin tedbiren keşif gerçekleştirilmesine, Bakırköy ....... Asliye Ticaret Mahkemesinin .........
Bu durumda, kiracı tarafından açılan dava taraflar arasındaki kira sözleşmesinin haklı nedenlerle fesh olunduğunun ve sözleşmeden kaynaklanan borcun bulunmadığının .../... 2011/12203 tespiti ile zararlarının tazminine ilişkindir. Dava sözleşme kurulduktan sonra, kiralananın tesliminden ve kira bedelinin ödenmesinden sonra açılmıştır. Sözleşme devam ederken haklı sebepler nedeniyle akdin fesh edildiğinin tespiti ve bununla birlikte borçlu olmadığının tespiti ve zararın tahsiline ilişkin dava kira akdinin feshiyle birlikte açıldığından ve kiracı tarafından sözleşmenin başından beri geçersiz olduğu da ileri sürülmediğinden uyuşmazlığın HUMK'nun 8. maddesine göre Sulh Hukuk Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK.'...
Ancak burada söz konusu olan, kişilerin mülkiyet hakları üzerinde süresi belli olmayan sınırlama şeklindeki idarenin işlem ve eyleminden doğan zararın tazmini olup mülkiyetin bedele çevrilmesi ise idari yargıda açılan tazminat davasının değil, adli yargıda açılacak bedel tespiti ve tescil davasının konusuna girer. Kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davaları, taşınmaz mülkiyetinin bedeli karşılığında kamuya aktarılması yoluyla mülkiyete yapılan fiili müdahaleyi sonlandırmayı hedeflemesiyle, sadece idarenin işlem ve eylemlerinden doğan zararın tazminini sağlayan, mülkiyete ilişkin herhangi bir sonuç doğurmayan idari yargıda açılan tam yargı davalarından farklılaşmaktadır. Mülkiyetin bedele çevrilmesi ise, idari eylem ve işlem nedeniyle doğan bir zarar niteliğinde olmadığından idari yargıda görülen tazminat davasının konusuna girmez....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen tazminat ve tespit davaları sonucunda verilen hükmün bozulmasına ilişkin Dairemizin 02.02.2015 tarih ve 2014/3311E., 2015/463 K. sayılı ilamının karar düzeltme yoluyla incelenmesi asıl ve birleşen davalarda davacı vekilince istenilmekle, dosya incelendi, gereği görüşüldü. - KARAR - Davacı vekili, asıl davada davalı şirketle aralarında 2007 tarihli hizmet alım sözleşmesi imzalandığını, davalı şirketin ihale şartnamesinin 26.3.1 maddesini yanlış yorumlaması nedeniyle müvekkili şirketin işçilerine fazla ücret ödediğini ileri sürerek, ödenen bu fazla ücretin tespiti ile 10.000,00 TL maddi zararın davalı şirketçe tazminine, zararın meydana geldiği tarihten itibaren ticari faiz uygulanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 03.12.2012 tarihinde talep miktarını 332.075,36 TL yükselterek davasını ıslah etmiştir....


