WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 06 Haziran 2026

Bir başka ifadeyle, tazminat miktarı hiçbir zaman gerçek zararı aşmamalıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 8.12.1965 günlü ve 4/219 E. 448 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi, meyveli ağaçların kesilmesinden veya bunların hayatiyetine son verilmesinden doğan zararın ne şekilde hesap edileceği konusunda Borçlar Kanununda bir hüküm bulunmamaktadır. Bu durumda hayatın olağan akışı içerisinde oluşan hukuk kurallarının olaya uygulanması suretiyle adalete uygun bir sonuca ulaşmak gerekir. Meyveli ağaçların yaşamına son verilmesinden doğan zararın, bunların kaim değerinin tespiti suretiyle takdiri gerektiği kökleşen Yargıtay içtihatlarıyla belli olmuştur. Bir ağacın kaim değerini bulmak için uygulanması gereken yöntem ise, ağaçların bulunduğu yerin ağaçlı değeri ile ağaçsız değeri arasındaki farkın tespiti ile bu farkın o yerde bulunan ağaç sayısına bölünmesi suretiyle gerçeğe en yakın zararın belirlenmesidir. .......

Bir başka ifadeyle, tazminat miktarı hiçbir zaman gerçek zararı aşmamalıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 8.12.1965 günlü ve 4/219 E. 448 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi, meyveli ağaçların kesilmesinden veya bunların hayatiyetine son verilmesinden doğan zararın ne şekilde hesap edileceği konusunda Borçlar Kanununda bir hüküm bulunmamaktadır. Bu durumda hayatın olağan akışı içerisinde oluşan hukuk kurallarının olaya uygulanması suretiyle adalete uygun bir sonuca ulaşmak gerekir. Meyveli ağaçların yaşamına son verilmesinden doğan zararın, bunların kaim değerinin tespiti suretiyle takdiri gerektiği kökleşen Yargıtay içtihatlarıyla belli olmuştur. Bir ağacın kaim değerini bulmak için uygulanması gereken yöntem ise, ağaçların bulunduğu yerin ağaçlı değeri ile ağaçsız değeri arasındaki farkın tespiti ile bu farkın o yerde bulunan ağaç sayısına bölünmesi suretiyle gerçeğe en yakın zararın belirlenmesidir. ........

Tarafından bir kısım ödemeler yapıldığını belirerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile destekten yoksun kalma ve mevcut zararın tazmini için 1000 TL nin olay gününden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacılar için ayrı ayrı 20.000'er TL manevi tazminatın olay gününden itibaren işleyecek yasal faizle birlikte davalılar ... ve ... müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili, maddi zararın tespiti gerektiğini, davanın açılmasına müvekkili şirketin sebep olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili, Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olmadığını, davanın zamanaşımı yönünden de reddi gerektiğini, davacıların vefat edenin bakımına muhtaç olup olmadığının araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur....

Bu itibarla, bahse konu ödemenin hesaplanan tazminat tutarından tenzil edilmemesi gerekmiştir.Davalı vekili, ------ tarihli ıslaha itiraz dilekçesi ile ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini savunmuştur. Kaza tarihinde yürürlükte olan -------maddesi "Sigortacı hasar ihbarı üzerine talep ettiği belgelerin kendisine eksiksiz olarak verilmesi ve zararın ---- vasıtasıyla tespiti kararlaştırılmış ise eksper raporunun tesliminden itibaren en geç ---- işgünü içinde Genel ve Özel Şartlar kapsamında gerekli incelemeleri tamamlamak ve ödemeye engel bir durumun bulunmaması halinde tazminat miktarını tespit edip sigortalıya ödemek zorundadır. Tazminat ödeme borcu her halde hasarın ihbarından itibaren---- gün sonra muaccel olur" düzenlemesini getirmiştir. Somut olayda; davadan önce zararın tazmini için sigorta şirketine başvurulmuş ve riziko ihbar edilmiştir. Öyleyse, ıslah edilen tutar yönünden de temerrüt tarihinin buna göre belirlenmesi gerekir....

Ancak burada söz konusu olan, kişilerin mülkiyet hakları üzerinde süresi belli olmayan sınırlama şeklindeki idarenin işlem ve eyleminden doğan zararın tazmini olup mülkiyetin bedele çevrilmesi ise idari yargıda açılan tazminat davasının değil, adli yargıda açılacak bedel tespiti ve tescil davasının konusuna girer. Kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davaları, taşınmaz mülkiyetinin bedeli karşılığında kamuya aktarılması yoluyla mülkiyete yapılan fiili müdahaleyi sonlandırmayı hedeflemesiyle, sadece idarenin işlem ve eylemlerinden doğan zararın tazminini sağlayan, mülkiyete ilişkin herhangi bir sonuç doğurmayan idari yargıda açılan tam yargı davalarından farklılaşmaktadır. Mülkiyetin bedele çevrilmesi ise, idari eylem ve işlem nedeniyle doğan bir zarar niteliğinde olmadığından idari yargıda görülen tazminat davasının konusuna girmez....

Davacı, bu kesinti üzerine uğradığı zararın tespiti için 10.01.2014 tarihinde .........başvurmuş olup, anılan Mahkemece 13.01.2014 tarihinde dava konusu işyerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Delil tespiti dosyasında sunulan bilirkişi raporunda ise; binanın elektriğinin kesildiği, soğutucu kısmında bulunan 376,5 kg Hollanda peynirinin muhafaza sıcaklığının değişmesi nedeniyle küflenmek suretiyle bozulduğunun tespit edildiği belirtilmiştir. Mahkemece, yargılama sırasında alınan 09.02.2016 tarihli bilirkişi raporunda; davacının ürünlerinin bozulması nedeniyle zararının 26.355 TL olduğu, bu zararın meydana gelmesinde, davalı ...... mevzuata uygun hareket etmeyerek tesisin elektriğini kesmekten kusurlu ve zarardan sorumlu olduğu gibi, davacının da tahakkuk etmiş faturasını ödemeyerek ve enerji kesilmesine alternatif bir sistem kurmayarak davalı ile müterafik kusurunun bulunduğu bildirilmiştir....

Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." hükmü düzenlenmiştir. Zararın varlığını ve tutarını kanıtlamak zorunda olan davacının, zararın gerçek tutarını kanıtlamakta zorlandığı veya kanıtlanmasının davacıdan beklenemeyeceği durumlarda hakim, işlerin olağan gidişi ve zarar görenin aldığı önlemleri gözeterek zarar tutarını kendiliğinden belirler. Bu durumda, mahkemece davacının zarar miktarı hesaplattırılmalı, söz konusu zarar miktarının tam olarak tespitinin mümkün olmaması halinde, hakim 6098 sayılı TBK'nın 50. maddesi hükmü gereğince davacının zarar miktarını hakkaniyete uygun olarak takdir etmelidir. ....... Kural olarak, TMK'nın 6.maddesi gereğince zararın ve zararın kapsamının davacı tarafından kanıtlanması gerekir....

Somut uyuşmazlıkta; hukuki imkansızlık nedeniyle aracın tescilinin uzun süre yapılamadığı, tescilin 24/07/2008 tarihinde yapılabildiği tazminat ile ilgili zamanaşımı süresinin tescilin yapıldığı bu tarih kabul edilerek varsa davacının uğradığı zarar bu zararın tespiti amacıyla konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulu oluşturarak denetime elverişli rapor alınıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı lehine BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 17/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi....

Devlet Hastanesine 10/11/2002 ile 01/06/2006 tarihleri arasında sigortasız olarak çalışan... adlı şahsın açtığı hizmet tespiti davası nedeniyle ödenmek zorunda kalınan sosyal güvenlik sigorta primi, damga vergisi, gecikme zammı idari para cezasından oluşan kurum zararının adı geçen hastanede başhekimlik yapan davalılardan görev süreleri de dikkate alınarak tahsilini talep etmiştir. Davalılar zararın meydana gelmesinde kusurlarının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir....

Bir başka ifadeyle, tazminat miktarı hiçbir zaman gerçek zararı aşmamalıdır. Yerleşmiş Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere; bağlık alanın yaşamına son verilmesinden doğan zararın, bunların kaim değerinin tespiti suretiyle takdiri gerekmektedir. Bir bağın kaim değerini bulmak için uygulanması gereken yöntem ise, bağın bulunduğu yerin bağlı değeri ile bağsız değeri arasındaki farkın tespiti ile bu farkın o yerde bulunan bağ sayısına bölünmesi suretiyle gerçeğe en yakın zararın belirlenmesidir. Somut olayda, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise; zarar miktarı, yukarıda ifade edilen usulde hesaplanmayıp, yalnızca bağ bedeli tespit edilmiştir. Bu haliyle, anılan raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. 3-)Dava dilekçesinde tazminata dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi istenmiştir....

UYAP Entegrasyonu